|
|
 |
|
Döviz tavan yaptı mı?
1 milyon 650 bin düzeyindeki dolar kuruyla 2001'i kapatmak reel kurlar açısından yüksek bir olasılık olarak gözüküyor
Son sekiz ayın en çok sorulan sorusu şu: "Döviz kurları tavan yaptı mı?" Bunu tahmin edebilmek için bakılacak pek çok gösterge var. Reel kurlar, bunlardan sadece biri. Teknik detaylara girmeden belirtmek gerekirse reel kurlar, yurtiçinde üretilen malların fiyatlarının yabancı para cinsinden ifade edilmesidir. Elbette, diğer ülkedeki enflasyonu da gözönüne almak gerekir.
SÜREKLİ ARTIŞ
Nominal olarak doların TL karşısında sürekli değer kazandığı bir ortamda, bir iktisatçının "TL bugünlerde reel olarak çok değer kazandı" demesi anlaşılmaz gelebilir. Bir örnekle açıklamakta fayda var: 1 dolar = 1 milyon TL gibi bir kur varsayalım. Bir kilo elma da 1 milyon TL olsun. Eğer elmanın fiyatı 2 milyona çıkar ama döviz kuru sabit kalır ya da elma fiyatı kadar artmazsa, TL dolar'a karşı reel olarak değer kazanmış olur. Çünkü 1 dolar Türkiye'de artık 1 elma değil, daha az elma alabilecektir.
Reel kurların genel olarak nominal kurların gidişatıyla ilgili bir fikir vermesi aslında basit bir akıl yürütmeye dayanır: Bir para biriminin başka bir para birimine karşı ilanihaye reel değer kazanması veya değer kaybetmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, eğer elinizde bir reel kur endeksi varsa bu endeksteki sürekli artışların bir gün sona ereceğini tahmin edebilirsiniz. Öte yandan, reel kur endeksindeki sürekli düşüşler de bir gün durur. Reel kur endeksinin hangi noktada dengede olduğunu merak edebilirsiniz. Bu konuda iktisat teorisi kesin bir şey söyleyemez. Belki, dış dengedeki bozulmalara ve dış açığın finansman şekline bağlı olarak "aşırı reel değerlenme var" diyebilirsiniz. Öte yandan, yine dış dengedeki gelişmelere bağlı olarak "aşırı reel değer kaybı oldu" sonucuna varabilirsiniz. Ama, "aşırılığın" ne kadar olduğu daima tartışmalıdır. Kimi zaman, "endeksin 100 değeri denge değeridir" gibi anlamsız bir ifade duyabilirsiniz. Bu doğru değildir. Endeks yapımında bir nokta 100 değerini alacaktır ki hesaplamaya başlanabilsin. O nokta ise endeksi yapanın keyfine kalmış birşeydir.
AVANTAJLI DURUM
Yandaki grafik Reuters tarafından yayımlanan bir reel kur endeksini veriyor. Endeksteki artışlar TL'nin reel değer kazandığını gösteriyor. Örneğin Ocak 1989- Ocak 1991 döneminde yüzde 33'lük bir artış görülüyor. Bu döneme "aşırı değerlenme" diyebiliriz. Daha sonra, 1994 krizi sırasında, endeks 77 değerine kadar düşüyor. Bunun aşırı bir düşüş olduğunu düşünebilirsiniz. Nitekim hemen sonrasında yukarıya doğru bir hareketle 80-90 aralığına tırmanıyor. O dönem ekonomi yönetiminin çareyi "sıcak parada" bulmasıyla sonraki yıllarda 1994 düzeltmesinin etkisi kayboluyor.
2000 yılı programının başladığı noktada endeks 102 değerinde. Kimilerine göre o noktada TL bir miktar aşırı değerli idi. Bence de. Ama IMF ve hükümet öyle düşünmüyordu. Bu nedenle de program bir "ön devalüasyon" ile başlamadı. Bu, programın en önemli eksiği/zaafıydı. Program süresince beklendiği gibi reel değerlenme gerçekleşti ve endeks 100 değerine ulaştı. Sonrası malum.
Ekim ayı TEFE enflasyonunu yüzde 5 ve ortalama dolar kurunu 1 milyon 600 TL varsayarak yapılan hesaplamaya göre endeks şimdi 80 değerinin biraz altında. Bundan sonraki dönemlerde yüzde 5-6'lık bir değerlenme olsa dahi (kurlardaki artış birkaç ay enflasyonun biraz altında kalsa dahi) reel kurların geldiği noktada ekonomi avantajlı bir konuma sahip.
Sonuç olarak, 1 milyon 600-1 milyon 650 bin düzeyindeki bir dolar kuruyla 2001 yılını kapatmak reel kurlar açısından yüksek bir olasılık olarak gözüküyor. Sonrasını ise "yüksek enflasyon-yüksek kur artışı" fasit dairesine girip girmeyeceğimiz belirleyecek.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|