Londra Yaklaşımı, İstanbul Yaklaşımı derken, Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan gelişmelere son noktayı geçen gün yaptığımız sohbette koydu: 'Patinaj Yaklaşımı!'
Son günlerde işadamları arasındaki elektronik posta ve telefon trafiğine bakılırsa, Çağlayan gibi düşünenlerin sayısı küçümsenmeyecek boyutlara ulaşmış bile.
Şirket kurtarma operasyonu olarak bilinen ancak 'sadece bir kaç bankanın kurtarılması için yapıldığı' iddia edilen İstanbul Yaklaşımı'yla ilgili pek çok çevre ateş püskürüyor. Bankalar Birliği'nin hazırladığı Finansal Yeniden Yapılandırma Programı Çerçeve Sözleşmesi ise iş dünyasında elden ele dolaşıyor.
Pek çok işadamı şirket kurtarma operasyonu esnasında moral ve etik açıdan bir skandal yaşanacağı konusunda derneklerine, birliklerine uyarı üzerine uyarı yapıyor.
Şeffaflık ilkesinin Türkiye'de çalışmadığından herkes o kadar emin ki, gelişmiş ülkelerdeki çalışmaların örnek teşkil etmesine bile tahhammül edemiyorlar belli ki.
Kuşkusuz zor duruma düşmüş bütün şirketlerin kurtarılmasını içeren bir programın yapılması kolay değil. Belirli kriterlere uyum mutlaka olmalı. Ancak, "15 milyon dolardan fazla ihracatı, 25 trilyondan fazla cirosu, 15 trilyondan fazla aktif toplamı ve 10 milyon dolardan fazla da banka borcu bulunan işletmelerin" kapsama alınacak olması küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin esamesinin dahi okunmadığı anlamına geliyor. Zafer Çağlayan da "Öyle ise biz bu yaklaşımı, bu haliyle desteklemeyiz. İçinde olmayız" diyor. Sadece ASO değil, TÜSİAD içinde de aykırı pek çok ses çıkıyor ve bahsedilen sözleşmenin altına bu haliyle imza atmanın haksız rekabete imza atmak anlamı taşıdığı ima ediliyor. İşadamlarının birbirine gönderdiği tepki mesajlarından biri elime geçti. Bir işadamı mesajında şöyle diyor:
"Bu kurtarma operasyonu, kime, niçin ve nasıl yapılacağı belli olmayan bir operasyon. Şeffaflık ve adil olma ilkelerinden yoksun olmasından endişe ediyoruz. TÜSİAD böyle bir işe karışmadan önce reel sektörden olan üyelerine danışmalı. Hazırlanan program bankaların bilançolarının makyajı için yapılıyor görüntüsünde. Dünya Bankası, IFC'den temin edilecek (500 milyon dolar) ve ya Avrupa Bankası'ndan gelecek paraların bankalar üzerinden belirli kriterlere göre firmalara dağıtılacağı belirtiliyor. Bu kriterler ne olacak?"
İşte böyle. İş dünyası için için kaynıyor. Belli ki kurtarma operasyonu kimilerini çileden çıkaracak. Onlar çileden çıkmadan önce, son bir umut olarak bazı değişiklikler yapmak için buldukları her kapıyı aşırdırıyor.
HaCI Sabancı'nın girişimci damadı Cengiz Çetindoğan, geçen yıl Sabancı Holding'deki görevinden ayrılmış ve kendi işini kurmuştu. Mothercare, Laura Ashley ve Mexx isimli konfeksiyonun tanınmış markalarını eşi Demet'in isminin ilk üç harfinden oluşan Demsa'nın çatısı altında toplayan Çetindoğan, geçen yıl tavukçuluk sektörünün ilk 10 şirketinden biri olan Önder'in de yüzde 50'sini satın almıştı.
Tavukçuluk sektörünün lider kuruluşlarından Köytür'ün kurtarılması için Hazine'nin devreye girdiği şeklindeki haberler üzerine, Çetindoğan bir mektup kaleme almış ve Hükümet'in yetkili bütün isimlerine göndermiş. Çetindoğan, mektubunda özetle, böyle bir destek verilmesi düşünülüyorsa, sektördeki bütün şirketlere ciroları oranında aynı imkanın tanınması gerektiğini, krizin herkesi derinden etkilediğini anlatıyor. Çetindoğan'la sohbetimizde, aslında onun kredi peşinde olmadığını anlıyorum ve her fırstta bu krizden ihracatla çıkacağımızı söyleyip duran Hükümet üyelerinin parasal olmayan talepleri gözardı etmeye devam etmesini ise hiç anlamıyorum.
2 milyon kişiyi geçindiren tavukçuluk sektörünün büyüklüğü 1 milyar dolara ulaşmış, ancak sektör ihracat yapamıyor. Çetindoğan'ın iddiasına göre, ihracat kapısı açılsa ciroların ilk anda 3 milyar dolara çıkması işten bile değil. Peki üreticiler ne istiyor? Çok zor değil. Avrupa'nın talebinin yerine getirilmesini. Avrupa, Tarım Bakanlığı'nın işletmeler bazında denetim raporunu görmeden sipariş vermiyor. Bunu sağlamak için, her kesimhaneye bir numara vermek ve bir veteriner hekime denetim raporu hazırlatmak yeterli. Uygulamaya geçilmesi için Tarım Bakanlığı'nın harekete geçmesi gerekiyor. Açıkçası bu talebin neden yerine getirilemediğini anlayamıyorum. Mudurnu, Özhen-Narpiliç, Özsoylar gibi büyük isimler neredeyse yok oldu. Köytür tesis üstüne tesis kapatıyor. Sektör adeta can çekişiyor. Ankara, alt tarafı tavukçuluk deyip geçmezse iyi olur. Onlar ihracatta milyarlarca dolar sözü veriyor.