kapat
04.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Üç derece büyük birader

Bir Bektaşi dervişi, geze geze halkından hiç kimseyi tanımadığı, bilmediği bir şehire gelmiş. Yorgun, aç ve susuzmuş. Kimse kendisiyle ilgilenmemiş. Sağa gitmiş olmamış, sola gitmiş olmamış. Karakola gitmiş, kovmuşlar. Perişan vaziyette yollarda dolaşırken birden çok öfkelenmiş, yanından geçen birini durdurmuş;

"Burayı kim yönetir? Bu kadar soğuk, insanlardan korkan, yardım etmeyen, insanları sevmeyen kişilerle dolu bu şehrin en büyüğü kimdir?"

"Vali paşadır" demiş adam, "Ne yapacaktın?"

"Birşey yapmayacağım, yanına gidip göreceğim..."

Derviş, vali paşanın konağını bulmuş, kapısına dayanmış. Nöbetçiler tabii ki bu perişan adamı içeri almaya yanaşmamışlar.

Derviş demiş ki: "Evlatlar beni neden içeri bırakmıyorsunuz?"

Nöbetçiler cevap vermiş: "Vali paşanın emri vardır, ondan habersiz hiç kimseyi alamayız. Zaten seni de hiç tanımıyoruz, ilk defa görüyoruz."

"Tanıyın o zaman" demiş derviş, "ben vali paşanın biraderiyim ve ondan üç rütbe de büyüğüm..."

Nöbetçiler şaşırmışlar, aralarında bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra vali paşaya söylemeye karar vermişler.

Vali paşa da kendisinden "üç rütbe büyük biraderi"nin aşağıda olduğunu, ama pek bir perişan ve yoksul göründüğünü duyunca şaşırmış, merak etmiş, adamı yanına getirmelerini söylemiş. Vali paşanın şaşkın halini gören derviş hiç bozuntuya vermeden karşısındaki en rahat koltuğa kurulmuş.

Vali paşa bakmış ki geleni hiç tanımıyor, sormuş: "Benim biraderim olduğunu söylemişsin, ama biz nereden birader oluyoruz?"

"Nereden olacak" demiş derviş, "Tabii ki Hazreti Adem'den oluyoruz. Onun dışında ben de seni tanımam..."

Vali paşa bu söze bozulmuş, ama yine meraktan devam etmiş: "Peki, bunu anladık. Üç rütbe büyük olduğunu söylemişsin, o nasıl oluyor?" Derviş sormuş:

-Sen şimdi nesin?

-Paşayım, burada valiyim.

-Sonra ne olacaksın?

-Allah izin verirse vez”r...

-Daha sonra ne olacaksın?

-Allah izin verirse başvez”r.

-Ya sonra... Padişah mı?

-Hâşâ!.. Olur mu öyle şey!

-Ne olacaksın peki?

-Hiç...

"İşte gördün mü" diye devam etmiş derviş, "Ben şu anda hiçim, senin şehrinde herkes bana hiç muamelesi yaptı. Sen daha üç rütbe alacaksın, ondan sonra benim rütbeme geleceksin, yani hiç olacaksın."

***
Bu hikâyeyi aktaranların bazıları, vali paşanın dervişin bu sözlerinden çok etkilendiğini, onu misafir edip karnını doyurduğunu, kötü muamele yapanları cezalandırdığını söylüyor.

Bazıları da diyor ki, vali paşa iyice öfkelenmiş ve dervişi önce zindana attırıp güzel bir falakaya çektirmiş sonra da şehirden kovmuş.

İkisi de mümkündür.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır