Türkiye "komiser"leri
Bu son krizin en kötü tarafı neydi? Bence Türkiye'nin en kaliteli, en iyi yetişmiş insanlarını yere vurmasıydı!
Bizde, bilirsiniz "ortalama Türk" çalışmaktan hoşlanmaz.
"Çalışan"dan da pek hazetmez.
"Ortalama Türk", sırtını devlete dayayıp, Hazine'den maaş almayı garantilemiş kendi aralarında daha uyanık ve kurnaz olanların makam ve mevkileri kaptığı, daha altta kalanları ise durmadan ezildiği bir sistem içinde, önemli bir "zat" olduğunu zanneden bir "insan türü"dür.
Biyoloji kitaplarına henüz girmemiştir.
Bunlar üretmeden yaşamaya endekslendiği için otomatik olarak, çalışmaya ve çalışana karşıdır.
Üretme ile bağları, belirli mevsimlerde dişi ile çiftleşmekten ibarettir.
İlerde "devlete kapılanacak" yeni yavrular dünyaya getiriler.
Bu tip, hayata atılmayı göze alamamıştır.
Bu anlamda korkak ve beceriksiz, fakat bir makamı kapma noktasında her haltı yiyecek kadar gözü dönmüştür.
İmza atmaktan ve kıç büyütmekten başka işe yaramaz.
Fakat yaradığını ve hatta bütün dünyayı yarattığını falan düşünür.
Kıçı büyüdükçe koltuğu büyür. Masası büyür.
Ortalama 25 yıllık meslek hayatında, hiç bir zaman belinin ve kıçının ne kadar yağlandığını ve niye yağlandığını hesap etmez.
***
Bunlar için "dış dünya" gayri resmi'dir.
Genellikle, hırsız, dolandırıcı, sahtekar ve devlet tarafından cezalandırılması gereken mahlukattan oluşur.
Fakat bunlar, bizzat kendilerinin dolaylı dolaysız, örtülü örtüsüz rüşvetle beslendikleri gerçeğini asla kendilerine sormazlar.
Neden, üç kuruş maaşa talim ederken, durmadan devlete küfür ediyor ve sızlanıyorum da, erkekçe basıp istifayı gitmiyorum, diye kendilerine itirafta bulunmazlar.
Ben bu makamın arkasına saklanarak herkesten her gün intikam almakta ve "sahte bir kişilik" edinme amacındayım, demezler.
Bu "tipoloji" için, önüne gelen kağıtlara imza koymaktan ve terfi beklemekten başka bir hedef, dünya, duygu ve düşünce yoktur, olamaz da...
Bunlar için, yatırım yapmış bütün işadamları, o işyerlerinde emek, beyin, birikim ve güçleriyle hayat mücadelesi veren çalışanlar, o işyerlerinin ihracat ve ithalat bağlantıları, üretim plan ve projeleri, yıllık katma değerleri vesaire hepsi katakoftidir, hem fasadır hem de fisodur.
Bunların gözünde ekmeğini kendi elleriyle kazanan, mühendis, doktor, kimyacı, fizikçi, öğretmen, marangoz, boyacı, simitçi, fırıncı, duvarcı, lastikçi, berber, terzi hiç farketmez, sefil bir garibandan başka bir şey değildir.
Çünkü onların makamları yoktur.
Ayrıca odacıları da yoktur. Varsa bile gayri resmidir!
En önemlisi de, meseğiyle üreterek geçinenlerin bir imza ile hayat mahvetmeye, başkalarını sürüm sürüm süründürmeye, köpekler gibi pişman etmeye, kapıda saatlerce bekletmeye yetki ve olanakları yoktur.
***
Bu "tipoloji" için, "devlet" hayattır, hayat devlettir.
"Hampa" da Hazine'den ödenmektedir.
Mevki ve makam herşeydir.
Gerisi laf-ı güzaftır.
Bu "bürokrat tipi" ile Stanlin'in bolşevik "siyasi komiseri" arasında bir tek fark vardır.
Bizimki kendini kapitalizmde, Stalin'inki ise komünizmde yaşadığını sanmaktadır.
Halbuki ikisi de sadece "despotizmin" basit birer maşasıdır!
Durun bir saniye!..
Kıs kıs gülmeyin vallahi tanınmış herhangi bir ünlüyü kastetmiyorum.
Onlardan öyle çok var ki!..
Biri gider diğeri gelir, asıl yandığım da zaten bu.
Bu memleketi "devleti koruyanlardan" koruyamadığımız müddetçe, sürünmeye devam edeceğiz.
Ayrıca biraz daha dikkatle bakın...
Devlette cirit atan "siyasi komiserlerin", seçimle gelen siyasi kadroları istedikleri an parmaklarında oynatma imkanı bulunduğunu da göreceksiniz.
Kanun ve mahkeme korkutmalarıyla...
En büyük silahları budur!
Devleti ele geçirmiş siyasi komiser, siyasetçiyi de büyük ölçüde esir almış durumda...
Fakat!..
"Kanunları uyguluyoruz" mavalını biz yutmuyoruz.
"Ali kıran baş kesenleri" ibretle izliyoruz.
Ve zaman içinde nasıl deşifre olup, yaptıklarının bedelini ödediklerini de görüyoruz.
Daha da ödeyecekler merak buyurmayın...
Çünkü, Türkiye'nin çanına ot tıkadılar.
Milleti perişan ettiler.
Sadece kişisel kariyer ve ikbal amacıyla hareket ettikleri bir bir ortaya çıkmaya başladı.
Bırakın Osmanlı'yı; Türkiye'nin kısa tarihi bile makam ve terfi için cana kıymış olanların ödedikleri ağır faturalarla doludur.
İzliyoruz.
İzleyeceğiz!
|