Hiç bir hükümetin artık halktan yeni fedakârlık istemeye hakkı yoktur.
Mesut Yılmaz bu bakımdan haklı.
Birincisi halkın vereceği bir şey kalmadı..
İkincisi şu: Krizleri kaynak sorunu değil, eskiyen ve çürüyen sistem yaratıyor.
Artık yapılacak şey, başta KDV olmak üzere çeşitli vergilerde indirim yaparak, hantal ve pahalı devleti hızla küçültüp çevikleştirmek, personel sayısını azaltmak da dahil radikal tasarruf önlemlerine gitmek..
Lâf doğru ama yaparlar mı?
Mevcut yapıya yalnız Türk halkının değil, dünyanın da itimadı kalmamıştır.
Meclis, dışa kapalı bir ahbap çavuşlar topluluğu gibi. Bütün partiler denendi, hepsi başarısızlık tarikatında birleşti. Bu kader birliği onları bütünleştirdi.
Yahu açın şu kapıları, pencereleri.. Açın da içeri biraz temiz hava girsin!
İki kilit yasa..
Bunun ilk, hatta tek yolu Partiler ve Seçim yasalarını kökten değiştirmektir.
ANAP'ın iki gündür önerdiği yeniden yapılanma tedbirleri yerindedir ve ne kadarı gerçekleşse kazançtır ama çözüm Türkiye'nin yeni bir seçimi, yenilenmenin yolunu açacak yeni yasalarla yapabilmesidir.
Bu kanun teklifleri Işın Çelebi ve 22 milletvekili tarafından imzalandı, Salı günü Meclis Başkanlığı'na verilecek.
Önerilen düzen parti genel başkanlarının görev süresini üç dönemle (9 yıl) sınırlıyor.
Seçim çevreleri 6 milletvekili ile daraltılıyor ve seçmen her partinin önerdiği 12 adaydan altısını kendi tercihi ile belirliyor.
Milletvekili adaylarının belirlendiği ön seçimi delegeler değil, partiye kayıtlı tüm üyeler yapıyor. Hem parti üyesi yazımı, hem ön seçimler yargı denetiminin güvencesine alınıyor.
Partilere bağışlar ve harcamalara şeffaflık kuralı ve denetim getiriliyor.
Partilerin seçim ittifakı kurmalarına, seçime ortak program ve liste ile girmelerine olanak sağlanıyor. Yani koalisyonlar ve programları önceden belli oluyor.
Belki bu sayede halk her seçimden bir kaç ay sonra "Elim kırılsaydı" pişmanlığına düşmekten kurtulacaktır.
Tam zamanı..
Şimdi soru şu: Bu düzen sayesinde var olanlar, bindikleri dalı kesmek pahasına sistemi değiştirmeye razı olur mu?
Artık olur.. Çünkü bu gidişle yapının çökeceğini ve kendilerinin de altında kalacağını görmeye başladılar. Ama ANAP'taki uyanış tek başına yeterli olmayabilir.
Partiler ve Seçim yasaları, sivil toplumun desteğine muhtaçtır.
Lider sultasından, kullaşmış siyaset esnafından, yolsuzluktan ve haksızlıklardan şikâyetçi olanlar artık mırıldanmayı, mızmızlanmayı bırakıp ayağa kalksın!
Sendikalar, dernekler, birlikler, vakıflar, barolar ve üniversitelerden oluşan büyük koro gür sesini duyursun..