kapat
04.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Asker göndermek

Soru, yaşanan olayın bütününden koparılarak "Türkiye'nin asker göndermesi doğru mudur, yoksa yanlış mı?" şeklinde sorulduğu sürece, doğru bir cevap verilmesi mümkün değil.

Soruyu şöyle sormalıyız: Afganistan'ın bombalanması, uluslararası teröre karşı mücadelede doğru ve sonuç alıcı bir yöntem midir?

Eğer, bunun doğru ve sonuç alıcı bir yöntem olduğunu düşünüyorsak, bu mücadelenin içinde yer almaktan yan çizmeye çalışmak olmaz. Bu, bizim çocuklarımız yerine başkalarının çocukları ölsün, demenin başka türlüsüdür ve ölümüne bir adaletsizliktir.

Buna karşılık, ABD'nin teröre karşı mücadele yöntemine katılmıyorsak, o zaman Amerikan askerlerinin de, Türk askerlerinin de orada bulunmasına karşı çıkarız.

Ama bu noktada durursak; yani kaba saba bir Amerikan düşmanlığı ve savaş aleyhtarlığı dışında birşey önermezsek, niyetimiz ne olursa olsun, Üsame Bin Ladin'in ve diğer teröristlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Demek ki; uluslararası terörün dünya için bir numaralı tehlike olduğunu kabul ediyor ama ABD'nin bu tehlikeyi bertaraf etme yöntemine katılmıyorsak, başka yöntemler bulmalıyız.

Şu sorular, ABD'nin sorusu değil, hepimizin sorusudur: Böyle tepeden bombalamayla olmayacaksa ne yapılmalıdır? Üsame bin Ladin Afganistan'dan nasıl çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır? Taliban yönetimi, Üsame'yi teslim etmeye nasıl zorlanmalıdır? Yarın öbür gün, şarbon mikrobu postalayan merkezler tesbit edilirse ve o merkezleri barındıran ülke yönetimi bunu reddetmeye devam ederse uluslararası kamuoyuyu ne yapmalıdır?

Irak'ın geçmişte yaptığı gibi biyolojik ve kimyasal silah ürettiğinden şüphelenilirse, ve de Saddam yönetimi uluslararası denetime hayır derse, ne yapılmalıdır?

Yeni dünya düzeninde, uluslararası toplumun güvenliğini sağlamak üzere nasıl kurumlar, nasıl mekanizmalar oluşturulmalıdır? Dünyanın istediği köşesinde soruşturma ve operasyon yürütmeye yetkili, sınır tanımayan bir uluslararası kolluk kuvveti mi oluşturulmalı; yoksa Interpol güçlendirilip böyle bir yapıya mı kavuşturulmalıdır? Ekonomik ve siyasi ambargo gibi silahların daha etkili kullanımı için ne yapılmalıdır?

***
Bugün, "Teröre karşıyım ama Afganistan'ın bombalanmasına da karşıyım" deyip susanlar, bütün bu soruları sanki ABD'nin sorusuymuş gibi algılayanlar ve alternatif mücadele yöntemleri önermeyenler, aslında en çok korktukları şeye hizmet ediyorlar: Global dünyanın patronluğunu ABD'ye bırakıyorlar.

"Kahrolsun Amerika"nın ötesine gitmeyen bir siyasi tavır, bu sorunun çözümüne katılmayı da reddediyor. Bu sorunu kendi sorunu gibi algılamıyor. Dolayısıyla cevap üretmeye çalışmıyor. Ve bu tutum sorgusuz sualsiz Amerikan hegemonyasını güçlendiriyor. Globalleşme süreci içinde demokratikleşme, ülkeler arası eşit ilişkiler, konsensüse dayalı bir sorun çözme biçiminin kabulü gibi kavramların gündem dışına düşmesine yol açıyor. O zaman ortada gerçekten de iki saf kalıyor: Kayıtsız şartsız ABD hegemonyasını benimseyenlerle, kayıtsız şartsız ona karşı düşmanlık besleyenler.

Koyu bir itaatle, koyu bir nefret arasında parçalanmış bir dünya ise, en fazla teröristlerin işine yarıyor.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır