kapat
04.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Demirel'in talihsizliği!

Demİrel'İ ülkeyi batırmakla suçlayanlar haksızlık ediyor. En azından dünü unutup, Cumbaba'nın hakkını yiyor.

Niye mi?

Demirel, Başbakanlık yaptığı 90'lı yıllarda felaket bölgelerine yetişmekten, halka başsağlığı dilemekten icraata, hizmete vakit bulamadı ki...

Gelin hafızanızı tazeleyin...

Yıl 1992; Kozlu'da meydana gelen maden kazası 262 can alıyor. Kozlu şoku atlatılmadan bu kez Zonguldak İncirhan madenlerinde patlama oluyor ve 30 madenci ölüyor...

Durun daha bitmedi...

Türkiye'de görülmemiş çığ felaketi yaşanıyor, 89 erimiz şehit oluyor, 56 vatandaş hayatını kaybediyor...

Herkes Türkiye üzerinde felaket bulutları dolaşıyor diye düşünürken bu kez Erzincan'dan deprem haberi geliyor... 100 can alan deprem, 100 bin kişiyi de evsiz bırakıyor... Devlet Erzincan'ın yaralarını sarmaya koşarken bir başka felaket kapıyı çalıyor. Bu kez İstanbul Kumkapı'da bir işhanı yanıyor, alevler 17 vatandaşı yakıyor...

Ardından RF tipi askeri uçak Antalya'da bir eve çakılıyor... Pilot şehit oluyor, evde çoğunluğu çocuk 6 kişi ölüyor...

Felaketler durmuyor...

İzmir-İstanbul seferini yapan feribot, Marmara Adası yakınlarında yanıyor...

Tarihi Edirne Ali Paşa Kapalıçarşısı'nda çıkan yangında 135 dükkan kül oluyor...

Bunlar 1992'nin felaketleri...

Ya 1993?...
AKM'de yangın çıkıyor... Haliç Tersanesi'nde Kanlıca gemisi yanıp kül oluyor... Adana Kozan'da otobüs alev alıyor, 18 kişi yanıyor... Eminönü Sabuncu Han'da çıkan yangında 500 dükkan kül oluyor...

Elinizi vicdanınıza koyun. Demirel bu felaketlerle uğraşmaktan, halka başsağlığı dilemekten icraata nasıl vakit bulurdu?

Ayağına dolaştı!
SİVAS'ta aydınlar yakılırken seyreden, İSKİ lağımı patladığında partisini yüzüstü bırakarak kaçıp giden, Anadoluhisarı'ndaki yalısının bulunduğu kamuya açık sahili duvar örüp gaspeden Erdal İnönü'nün yeni bir marifeti daha ortaya çıktı; devlete kazık atmak!

Nasıl mı?

Kurduğu vakfa devrettiği dairesinin kirasını cebine koymak... Böylece bir taşla iki kuş vurmak; hem Maliye'den vergi kaçırmak, hem de malı mülkü hacizden kurtarmak...

Erdal Bey bütün bunlardan sonra hangi yüzle siyasi parti kuracak? Bırakın siyasi parti kurmayı, insan içine nasıl çıkacak?

Rahmetli İsmet Paşa'nın kemikleri sızlıyordur...

Randevumuz 10 Kasım'da Anıtkabir'de
İLK çağrı dün Emin Çölaşan'dan geldi; "10 Kasım'da Anıtkabir'de buluşalım..."

Bu davete ben de katılacağım ama bazı şartlarla...

İlki; Anıtkabir'e yas tutmak için değil, onu bir kez daha anmak için gidelim... Aslanlı yolu başımız önde değil, elde çiçeklerle O'nun en sevdiği Rumeli türkülerini söyleyerek geçelim...

İkincisi; O'na, ondan sonra olanları sakın anlatmayalım...

Yedi düvele karşı omuz omuza savaş verdiği bu milletin bugün işsizliğin, enflasyonun, yoksulluğun esiri olduğunu...

Çıkarıp attığı sarıkların yeniden örümcek tutmuş kafalara sarıldığını...

Kapattığı tekkelerin birer birer açıldığını...

Şeyhler, müridler devrinin başladığını aktarmayalım...

*

Gelin 10 Kasım Cumartesi sabahı Anıtkabir'de milyonlarca Atatürk savdalısı olarak el ele verelim...

O'nun için "Demokrat değildi" yalanını söyleyenler... Adını silip atmaya heves edenler... Kurduğu cumhuriyeti yıkıp yerine şeriat düzeni getirmek isteyenler Kemal'in askerlerini bir kez daha görsünler...

Neyinizi methedelim ki?

2.5 yılı geçti iktidardasınız söyler misiniz neyi başardınız? Hangi taşın üstüne taş koydunuz? Hangi ırmağa baraj kurdunuz? Hangi fabrikayı açtınız? Kaç kişiye istihdam sağladınız? Hangi ocağı tüttürdünüz, kimlerin yüzlerini güldürdünüz? Bir tek icraatınızı, hayırlı işinizi gösterin, görelim... Hakkınızı yediğimizi düşünüp özür dileyelim...

Sizin sayenizde kuyruklar geri geldi... İşleyen çarklar kırıldı, yüz binler aç kaldı... "Düşürdük" dediğiniz enflasyon bile yüzde 80'i geçti; yalancılığınız bir kez daha tescil edildi...

Söyler misiniz; sizin nerenizi methedelim? Sizin hangi icraatınızı beğenelim? Hangi işinizi gösterip de övünelim!

N'olur artık gidin! Kendinizi iyice tüketmeyin, itibarınızı yerlerde çiğnetmeyin...

DOĞRU SÖZ

Anne ve babamızı seçme özgürlüğümüz yok... Ama kayınpederimizi seçebiliriz...

Serbest Kürsü

KDV kaçağı
HERHANGİ bir unlu mamuller satan dükkana girip bir şeyler alacak olursanız büyük bir çoğunlukla size ekmek fişi keser... Çünkü sattığı ürünün KDV'si yüzde 18, ekmeğin KDV'si ise yüzde 1'dir.. Aradaki fark cebine kalır.. Bunu değiştirin, kurabiye pasta fişi kesin dediğinizde yüzleri asılır... Yufkacı dükkanlarında ise un fişi verirler... Çünkü unun KDV'si yüzde 1'dir, yufkanın ise yüzde 8... Süleyman UYAN (İZMİR)

FIKRA

Ne dersiniz?
TEMEL Amerika'dan Trabzon'a gelen konuğuna etrafı gezdiriyor... Amerikalı bir yandan çevreyi gezerken, bir yandan da Türkçe kelime öğrenmeye çalışıyor... Bir ara ağacın yanından geçerken Temel'e soruyor:

- Biz buna tree deriz... Siz ne dersiniz?

- Biz bi şey demeyuz.. Yanindan geçer cideruz..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır