kapat
04.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Urcan küllerinden yeniden doğdu

Uğurcan Elmas, İstanbul'un en ünlü balık lokantasının sahibiydi.
6 yıl önce kardeşini vurdu, sonra Avustralya'ya kaçtı. Af yasası çıkınca yuvaya dönüp Urcan'ı tekrar açtı, geçmişe sünger çekerek...

Affın çıkması benim için iyi oldu. Ama biliyorum mağdur insanlar var. Şimdi dönüp baktığımda "vicdani hesaplaşmamı yaptım" diyorum. Tek korkum var lanetlenmek!

KardeŞlerİ birbirine düşüren hikayeleri sık sık okuyoruz. Para, kadın, miras yüzünden düşman olan kardeş hikayeleri bize hiç uzak değil. İşte bu hikayede de bir kardeş kavgası var. İnsan kardeşini vurabilir mi? Vuruyor işte. Kardeşini vuran biriyle konuşmaya gittim. Neden mi? Çünkü o bir zamanlar İstanbul'un en ünlü lokantasının sahibiydi. Kardeşini vurduğu için yurtdışına kaçmıştı. Af çıkınca İstanbul'a döndü, bir süre ortalıkta görünmedi, kısa bir süre önce de kaldığı yerden devam etmek için kolları sıvadı.

Sarıyer'deki Urcan, bundan 6 yıl önce iki kardeşin arasındaki hesaplaşma yüzünden kapandı; ağabey Uğurcan Elmas kardeşi Birol Elmas'ı vurdu.

Uğurcan Elmas 10 gün önce Kireçburnu'ndaki Façyo'yu alıp, Urcan Balık Lokantası yaptı. Kireçburnu'na da kocaman bir pankart astı: "Tarihi Urcan Balık Lokantası açıldı." Lokantadan içeri girdiğimizde bir hafta önce açılan mekânın içindeki telaşa ortak olduk. Tarihi 40'lı yıllara uzanan lokantanın eşyaları depolardan çıkarılmış, yeni mekâna getirilmiş. Kılıçbalığı amblemi her yere damgasını vurmuş.

Elmas 64 yaşında. Kendini bildiğinden beri balıkçılıkla uğraşıyor. Eline silah almış olduğunu unutturan babacan bir tavrı var. Lokantada her şeye karışıyor... Ve anlatıyor:

ZEKİ MÜREN OLMASAYDI...
* Nasıl kuruldu Urcan?

Babam Mahmud Elmas kurdu. Esasen Karadenizliyiz.

* Babanız nasıl kurmuş bu işi?

Önceleri tuzlama balık yapıyordu Sarıyer'deki küçük bir dükkanda. O zamanlarda bu işi yapan yoktu. Alman harbi sırasında Yunanistan ve Almanya'ya tuzlama balık gönderdi. 1943 yılında bu tuzlama balığın yanı sıra işkembeci de açtı. 1950'de de Urcan adını koydu.

* Sizin adınızdan esinlenerek mi?

Babam o yıllarda bir ev almış. Yeni evle birlikte uğurlu bir can dünyaya geldi diye düşünüp benim ismimi koymuş, sonra o ismi kısaltıp lokantaya verdik. Bir ağabeyim, bir kardeşim var ama babamın yanında daha çok ben oldum.

* Kardeşleriniz babanızın işini yürütmek konusunda istekli değiller miydi?

Ağabeyim Allahlık. Kardeşim ise bir süre bizimle birlikteydi ancak sonra iş yapmaz oldu. Ben o iş için sabahlara kadar çalıştım. Babam ölünce işler bana ve kardeşime kaldı. Sarıyer'de bu küçücük yeri büyüttüm.

* Urcan'ı büyük yapan neydi? Yurtdışından gelen ünlüler mi?

Üç nedeni var: Kılıçbalığı, Zeki Müren ve ben.

* Kılıçbalığından başlayalım...

Sabahları balıkçılara giderdim. İşte bir sabah, halde bir kılıçbalığı vardı. 200 kilonun üzerinde. Ancak balığın her yanı kan içindeydi, bir köpek balığının saldırısına uğramış. O zamanlar bir porsiyon balığın fiyatı onikibuçuk liraydı. Kimse satın almadı, ben aldım hem de çok ucuza. Temizledim, parçalara ayırıp özel soslar hazırladım ve porsiyonunu beşbuçuk liraya verdim. Bunu da ilan ettim. İnanılmazdı, 15 gün sattım. Müthiş para kazanıp, çok müşteri edindim.

* Ya Zeki Müren?

Bir gün kapıdan içeri Zeki Müren girdi. Servisi ben yaptım. İçimden geldi, para almadım. Daha sık gelmeye başladı ve her gelişinde kendiliğinden şarkı söylüyordu. 3-5 şarkı mikrofonsuz, oturduğu yerden. Müşterilerim arttı. O Bodrum'a gitti ama müşteri beni terk etmedi. Bana gelince... Kendimi bu işe adadım. Beğenmediğim yemeği servis ettirmem. Sosları bilirim, tüm yemekleri yapabilirim ve müşteriyle bizzat ilgilenirim.

* Kardeşinizle aranız neden açıldı?

Kardeşim 1974'te Amerika'ya gitti. Başı da biraz beladaydı. Ben çalışıyordum o gelip gidip duruyordu. 11 yıl Amerika'da kaldı, fakat 3-4 yıl çalıştı. Bense hep para gönderiyordum ona. Sonra Türkiye'ye döndü. Döndükten sonra bakkallık bile yapmamış kayınpederiyle birlikte çalışmamı istedi. Eşi de ihtiraslıydı, aramız iyice açıldı.

KARDEŞİM HAP ALMIŞTI
* Peki ne oldu da kardeşinizi vurdunuz?

Olay günü lokantaya geldi. Hap almıştı, kafası iyiydi. Tartışmaya başladık. Yerler ıslaktı, kösele ayakkabılarım kaydı ve düştüm. O da bunu fırsat bilip bana yumruk attı. Ben de kendimi tutamayıp, silahı alıp ateş ettim. Yaraladım istemeden.

* Ne hissettiniz o an?

Vicdan azabı. Ama elimde değildi, bir anlık bir öfke, çok dolmuştum.

* Tutuklandınız ve sonra nasıl kurtuldunuz?

Biraz içeride kaldım sonra kefaletle serbest kaldım. Lokantayı Sarıyer Belediyesi'ne bağışladım. Silifke'deki otelimize gittim. Talihsizlik peşimi bırakmadı, trafik kazası geçirdim. Yanımda eşimin dayısı vardı, o öldü ben de ağır yaralandım... 33 gün hastanede yattım. İşte o an buralardan gitmeye karar verdim. Avustralya'ya.

* Kardeşiniz sizden şikayetçi olmamış...

Evet, ama cezaevine girebilirdim.

* Ve af çıktı. Sizce bu doğru mu? Siz kendinizi affedebildiniz mi?

Af benim gibiler için çok iyi oldu. Ama biliyorum çok mağdur insan var. Geçmişe baktığımda vicdani hesaplaşmamı yaptım. Tek korkum lanetlenmek!

* Ya eski Urcan'ın önünden geçtiğinizde ne hissediyorsunuz?

"Oradan geçebiliyor musun?" diye sorsana. Bakamıyorum o yana. Bir anlık öfke her şeyi değiştirdi. Şimdi "yeniden" diyorum.

Planet Hollywood bile Urcan'ın yanında sönük kalırdı
Urcan'In yarım asra yakın geçmişi, bugün iflasını isteyen ABD'nin ünlü restoranlar zinciri Planet Hollywood'u gölgede bırakacak nitelikteydi. Lokantanın müşterileri arasında kimler yoktu ki! Ünlü aktör Burt Lancester, Fransız şarkıcı Mirelle Mathieu, tüm zamanların en ünlü Baba'sı Marlon Brando ve en ünlü Bond'u Sean Connery, Türk dostu balet Rudolph Nurayev, Tarzan filmlerinin yıldızı Johnny Weismuller... Yerli ve yabancı devlet adamlarından ise Helmuth Kohl, François Mitterand Celal Bayar, Turgut Özal ve Süleyman Demirel.

ELİF ERGU



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır