
Urfa'ya can, Maret'e et
Her biri özel mönü ile beslenen, sağlık durumları bilgisayarlarla kontrol edilen hayvanların yetiştirildiği Koç-Ata Besi Çiftliği bölgede umut oldu
Tarım ve Köyişleri Bakanı, "Halis mulis Türk sığırı"nın peşinde koşa dursun, hayvancılık son nefesini verdi verecek. Bir yandan terörün meralara vurduğu darbe, öte yanda sağlıksız tesisler nedeniyle bizim sığırlar ancak çorbalık kemik olurken, bir Hollanda sığırı kemiksiz 600 kilo et çekiyor. Yanlış, plansız politikalar da buna eklenince Türk insanının sofrasına yılda en çok 12 kilo et geliyor, Hollandalı ise 30 kilo et yiyerek bize fark atıyor. İşte tüm bu olumsuzluklar içinde, Koç-Ata Besi Çiftliği Şanlıurfa'da bir umut olup doğmuş. Öyle bir tesis kurmuşlar ki, tarım ve hayvancılığın piri Amerikalılar parmaklarını ısırıyor.
Aslında Türkiye hayvancılık açısından biçilmiş kaftan. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki coğrafi yapı ve iklim besicilik için birebir. Buna bir de GAP mucizesini eklediğinizde, bu sektörün milyonlarca dolarlık bir potansiyel taşıdığını görmek gerekiyor.
ETLER MARET'E
İşte Koç ve ATA gruplarını biraraya getiren de bu olmuş. İki köklü grubun kurmayları bu potansiyeli fark ettikleri için, yatırıma 22 milyon dolar harcamaktan imtina etmemiş. Ortaya çıkan devasa ve akıllı bir tesis. Daha yolun başında. Henüz kesimhaneleri bile yok. Ama asıl hedef et besiciliğinde üretim yapmak ve iç piyasaya Maret imzasıyla sağlıklı ve ucuz et sunmak.
Koç Holding Tüketim Grubu Başkanı Cengiz Solakoğlu eşliğinde tesisin açılışının birinci yılında Şanlıurfa'daydık. Çiftlikte, her ineğin bir adı, bir numarası, bir de çipi var. Yedikleri yem miktarından aşk hayatlarına herşey kontrol altında. İsrailli uzmanlar, lohusa Büşra'nın, benekli İlkay'ın, Zeynep'in attığı her adımı takip ediyor. Hangi inek, adımlarını hızlandırır ve yöre ağzıyla "Boğaya gelirse", sığırların en yakışıklısından sperm servisi yapılıyor. Çiftlikte inekler için hayat konforlu ama katı kurallara da bağlı. Hem sütleri sağılmadan hem de sağıldıktan sonra duş almak mecburi. Yetmiyor, hastaneye girer gibi giriyorlar süt vermeye.
Şu anda tesisteki 1.448 büyükbaş hayvandan 601'i süt veriyor. Hem de ne süt. Bizim Anadolu'nun cılız inekleri yılda ortalama 2 bin 300 litre süt verirken Koç-Ata'nınkilerin yıllık süt verimi tam 9 bin litre. Her inek sanki tek tabanca süt fabrikası. Bu kadar süt ne olacak diyorsanız, işte yanıtı: Öncelikle tümüyle sağlıklı bir süte kavuşacağız. Ardından yine Koç ve Ata'nın ortak belirlediği "Harran Ova" markasıyla peynirler çıkacak piyasaya.
Sığırlara gelince... Ne yazık ki sığırların adı yok. Çünkü 600 kiloya gelen sığıra kesimhanenin yolu gözüküyor. Yemler özel mönü.. Çiftlikte yetiştirilen mısırdan, yoncadan özel harman yapılıyor. Bu mönüden yiyen sığırların hem etleri daha bir lezzetleniyor, hem de her gün 1.5 kilo birden alıyorlar. Oysa Anadolu'da yetişen sığırlar günde en çok 750 gram et yapıyor. Şu anda bu hızla et yapan sığırlar Maret'in ihtiyacının en çok yüzde 10'unu karşılıyor. Ama projenin en geç beşinci yılında 12 bin başlık bir sürü oluşturulacak. Koç-Ata'da et üretimi arttıkça, besi danası yetiştiriciliği de gelişecek. Yörede sözleşmeli besi danacılığı yaptırılacak. Ve yöredeki yüzlerce aileye, milyonlarca dolarlık gelir sağlanacak.
BU NE CAHİLLİK
Koç-Ata yöneticileri müthiş bir heyecanla bir yandan devlet tarım işletmelerinin özelleştirmesine talip olup Şanlıurfa modelini Türkiye'nin dört bir yanında yaygınlaştırmaya çalışıyor, bir yandan da Güneydoğu'da sözleşmeli besicilikle yüzlerce aileye iş yaratmak için çabalıyor. Ama burası Türkiye! Hiçbir heyecanı sevinçle yaşatmaya izin verilmez. Koç Holding Tüketim Grubu Başkanı Cengiz Solakoğlu, "Denizli-Acıpayam ve Ardahan-Göle'deki çiftliklerin ihalelerini Mayıs'ta kazandık. Ama hâlâ Yüksek Planlama Kurulu'nda. Çok zaman kaybettik. Bugün karar çıksa, neye yarar! Önümüzde 6-7 ay kış" diyor.
Üstelik onları uğraştıran sadece özelleştirmenin önündeki bürokratik engeller değil. Bir taraftan da hurafeye dönüşmüş dedikodularla boğuşuyorlar. Dört İsrailli uzman çalıştırdıkları için neredeyse adları siyoniste çıkacak. Oysa geriye kalan 102 çalışan Urfalı. Kaldı ki ortada bir İsrail sermayesi ya da ortaklık yok. Hepsi hepsi bir know-how çalışması, o kadar. Solakoğlu, dertli. "Başlangıçta bu işi İsrailliler'le ortak yapmayı düşündük ama yörede 'Koç, GAP'ı İsrailliler'e yedirdi' diye söylentiler çıktı. Vazgeçtik. Bu arada, 'Koç arsa spekülasyonu yaptı" denmesin diye, çiftliğinin kurulu olduğu 1700 dönümlük araziyi de satın almadık, kiraladık" diyor.
Mine ŞENOCAKLI
|