Ölmüş eşek kurtan Korkmaz
Sabah saat 09.00'da Ankara Sanayi Odası Başkanı Sinan Aygün ile buluştuk.
Ve "Siteler"e gittik.
Siteler'de 42 bin işyeri var.
"200 bin kişi" çalışıyor.
"Mobilyacılar" çoğunlukta.
"Böylesine büyük bir yerleşim yerinde" bir toplantı salonu bile bulunmuyor.
Bu nedenle toplantı "Oltu Kebapçısı Hayri Usta"da yapıldı. Lokantada "yeme, içme" yoktu.
Sadece "dert" vardı.
EYLEMSE, EYLEM
Siteler esnafı gerçekten "dert küpü."
Sinan Aygün "tencerenin kapağını aralamaya... Esnafın gazını almaya... Sinirlerini yatıştırmaya" çalıştı.
Ama nafile.
Herkes "kızgın mı kızgın."
Aygün bir ara dayanamadı:
- Zaten ölmüşüz... Ölmüş eşek kurttan korkmaz... Eylemse eylem... Kepenk kapatmaksa kepenk kapatmak... Hepsine varız... Hatta... İşyerlerimizin anahtarlarını Hükümet'e verelim... Hükümet işletsin... İşçilerin maaşını Hükümet versin.
BU TOPRAK
Siteler esnafına "anket formu" dağıtıldı.
Formda "krize dair... Geleceğe dair" sorular var. Her sorunun altına da "seçenekler" sıralanmış.
Sorulardan biri şu:
"Başka bir ülkede yaşamak ister miydiniz?"
"Çevremize" baktık.
Herkesin yanıtı "hayır."
Sorduk:
- Neden hayır?
"30 yıllık bir esnaf" sesini yükseltti:
- Burada doğduk... Burada doyduk... Burada para kazandık... Burada gülüp, burada ağladık... Burada ölüp, bu toprağa gömüleceğiz.
HANGİ YASA?
Anket formunda bir başka soru:
- İlk önce değişmesi gerektiğine inandığınız yasa hangisidir?
Yanıt olarak "beş yasa" sıralanmış.
Ama "herkesin işaretlediği" yanıt şu:
"Siyasi Partiler ve Seçim Yasası."
BİR KAHRAMAN
Fethi Yaşar.
Siteler'in "ağabeylerinden... Babalarından."
33 yılı "burada" geçmiş.
Afyon-Sandıklı kökenli.
Yaşar Bey anlattı:
- Üniversite mezunu genç geliyor... Ziraat mühendisi... Veya ekonomi okumuş... Bilgisayar biliyor... Pırıl pırıl genç... Tezgâhtarlığa razı... Boyacılığa razı... Ve iş bulamıyor... Kahroluyorum... Bu gençler yarın sosyal patlamanın lokomotifi olur.
"Lokantadaki toplantıda" Fethi Bey'le yan yana idik.
"Anket formunu" doldururken, göz attık.
"Ekonomik krizle ilgili ne tedbirler aldınız" sorusuna "şu yanıtı" verdi:
"Mal satıp sermayeme ekledim."
Fethi Bey "gerçek bir kahraman."
"Tek işçi çıkarmamış... Ama... İşçisine para verebilmek için şahsi servetinden harcamış."
SAHİPSİZLİK
Heidi Bebe...
Bintaş Mobilya...
Öz Koyunlulular...
Bedesten...
Özkan Mobilya...
Günışığı...
Ve daha "yüzlerce... Yüzlerce" işyeri.
Ürünler "Batı standardında."
Fiyatlar "ehven."
Ama müşteri "hakgetire."
Flamingo Mobilya'nın sahibi Cumhur Akman dedi ki:
- Yavuz Bey, Siteler'in sahibi yok... Türkiye bir sorunlar yumağı... Ama sahibi yok... Ne olur yazın.
Biz de yazdık.
DUT YEMİŞ DERVİŞ
Siteler esnafı, Sinan Aygün'e sordu: - Başkanım... Yılbaşında dolar kaç lira olur?
Aygün dedi ki "bilmiyorum."
Esnaf, üsteledi:
- Başkanım... Sayın Derviş'e sor.
Aygün:
- Sordum... Dedim ki... Sayın Derviş, yılbaşında dolar ne olur?.. Sustu... Sayın Derviş, yirmi gün sonra dolar ne olur?.. Yine sustu... Sayın Derviş... Üç gün sonra ne olur?.. Baktım, hâlâ susuyor... Arkadaşlar... Sayın Derviş'in dut yemiş bülbül gibi dilini yuttuğu yerde, ben size ne cevap vereyim?
ECEVİT'İN JESTİ
Başbakan Bülent Ecevit bir "jest" yaptı.
Ve "Avrupa'ya Türk göçünün kırkıncı yılı münasebetiyle" kendisini ziyaret eden "heyete" bir armağan verdi.
Armağan "90 sayfalık bir rapor."
21 Ekim 1964 - 21 Kasım 1964 arasında, bir ay süreyle Avrupa'yı dolaşan "Çalışma Bakanı Bülent Ecevit'in raporu."
Raporun başlığı "Yurt Dışındaki Türk İşçileri."
Raporda "sorunlar" anlatılmış. Ve sonunda "52 teklif" sıralanmış.
Dün bu 52 teklife... 1964'teki sorunlara baktık da...
Gülümsedik.
O zamanlar, bugünle kıyaslanınca, öylesine "eften püften" sorunlar varmış ki.
"Heyet" Başbakan'dan çıkınca, bize geldi.
Merkezi Essen'de bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, yardımcısı araştırmacı Çiğdem Akkaya, merkezin İstanbul sorumlusu Ayşen Şen.
"Ecevit'in jesti... Armağanı" onları duygulandırmıştı.
Ve onlarla "bugünün sorunlarını" konuştuk.
Bugünün sorunu "Avrupa'daki Türk nüfusunun" Türkiye'deki seçimlerde oy kullanmaları.
Oy atmak için "Türkiye'ye kadar gelmelerine" gerek kalmaması. Ayrıca...
"Avrupa'da bir Türk Üniversitesi."
Prof. Şen dedi ki:
- Avrupa üniversitelerinde on binlerce Türk okuyor... Sadece Alman üniversitelerinde otuz bin... Ah, Türkiye bir an önce AB'ye girebilse... Geleceğin Avrupa'sını Türkler inşa eder.
1964'te Bülent Ecevit'in "içerdeki ve dışardaki işçilerin sorunlarını çözmek için" nasıl çalışıp, çabaladığını...
Projeler ürettiğini...
Bunları yaşama geçirmek için ne mücadeleler verdiğini...
Herkes biliyor.
Bugünün Türkiye'si "1964'ten çok farklı."
Yine sorunlar var tabii...
Sorunların standardı "1964'ten çok yüksek."
Ama bu sorunların "1964'teki Ecevit gibi bir sahibi... Takipçisi" yok.