Anayasa'ya ilgi
Bazı yerleşik kanılar vardır, pek kimse bunları sorgulamaz, doğru olup olmadığı tartışılmadan doğruymuş gibi tekrarlanır durur. Bunlardan biri de anayasaya ilişkindir. Genel kanı halkın büyük çoğunluğunun anayasaya ve birçok yasaya ilgisiz olduğu, siyasi çevrelerde yapılan tartışmalara göz ucuyla bile bakmadığı şeklindedir.
Bu yerleşik kanının pek doğru olmadığını gösteren bir olay oldu. Sabah yöneticileri geçen hafta, son değişikliklerle birlikte bir Anayasa kitapçığını okura vermeye karar verdiler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın son şekli, güzel bir kapakla hazırlandı. Maliyetlerin yüksekliği dikkate alınarak bu kitapçığın gazete ile birlikte 500 bin liraya satılması kararlaştırıldı.
Yerleşik kanı dolayısıyla kitapçığa büyük bir ilgi beklenmediği için ilk gün 40 bin adet basıldı ve Sabah ile birlikte dağıtıldı. İlk günün sonucu herkes için şaşırtıcı oldu, çünkü 40 bin kitapçık hemen tükenmiş ve birçok bayiden yeni talep gelmişti.
İkinci gün 25 bin adet daha Anayasa kitapçığı bayilere verildi ve tümü yine tükendi. Türkiye'nin her yanından, bayilerden istek geliyordu ve üçüncü gün 40 bin adet daha baskı yapıldı, dağıtıldı. Bu da tükendi.
155 bin kişi satın aldı
Yeni Anayasa'nın dördüncü baskısı dünkü Sabah ile birlikte 50 bin adet olarak dağıtıldı. Bu baskının da tükendiğini dün öğleden sonra satış sorumlusu arkadaşlardan öğrendik.
Dört günde 155 bin adet Anayasa kitapçığı satıldı. Satıldı, çünkü Sabah ile birlikte bu kitapçığı almak isteyen okurlar 500 bin lira ödediler.
65 Milyonluk bir ülkede 155 bin sayısının az olduğunu düşünenler olacaktır. Değildir. Türkiye'nin yeni Anayasa'sını okumak, elinin altında bulundurmak isteyen insan sayısının 155 bin olması çok önemlidir. Önemlidir, çünkü bu kitapçık gazete ile ücretsiz dağıtılmamıştır.
Türkiye'nin yönetimi, siyasi yapısı ve çözüm yolları hakkındaki tartışmalar artık siyasetle yakından ilgili bir kısıtlı çevrenin, siyaset yazanların meselesi değildir.
Demokrasinin iyi işlemesinin, bütün kurumların görevlerini eksiksiz yerine getirmelerinin en önemli koşulu, toplumun en geniş kesiminin siyasetle yakından ilgili olmasıdır. Toplum siyasete, siyasi gelişmelere ne kadar uzak kalırsa, ilgisiz kalırsa siyasi yapı da o ölçüde daralır, küçük grupların oyun alanına döner.
Ankara farkında mı?
Türk toplumu siyasetle; günlük siyasetle de "yüksek" siyasetle de ilgili olduğunu göstermiştir. İlgi olunca olumlu ya da olumsuz tepki de olacaktır.
Ankara da artık görmelidir ki, Türk halkı orada olan bitenleri en küçük ayrıntısına kadar izlemektedir. Türkiye'nin tüketilmesini, kendisinin sürekli zayıflatılmasını izlemektedir.
İzlediği için de bütün olumsuzluklara çok sert tepki göstermektedir. Gelişmiş demokrasilerde, şeffaflığın yönetimin bütün alanlarında, devletin bütün kurumlarında temel ilke olması bu yüzdendir. Demokraside hiçbir şey tabu değildir, her şey tartışılmak zorundadır. Halkın önünde ve halkın katılımıyla tartışılmak zorundadır.
Türk halkı, çok az izlediği, ilgilenmediği sanılan anayasa değişikliklerini de yakından izlediğini gösterdi. Yeni Anayasa'nın küçük bir kitapçığının 155 bin adet satılmasının anlamını Ankaralılar çok iyi görmelidir.