29 EKİM gecesi Kadıköy Bağdat Caddesi'nde ellerinde bayraklar, balonlar, meşaleler, dillerinde marşlar, şarkılar, türkülerle yüz binler yürüdü... Kucakta bebekler, yaşlılar gençler... El ele, omuz omuza verdiler ve sanki bütün Türkiye'ye bir şeyi gösterdiler:
"Biz burdayız... O'nun izindeyiz!"
Şeriatın hortlamasından, laiklik karşıtlarının ayaklanmasından, ülkenin karanlığa atılmasından korkanlar keşke o gece Bağdat Caddesi'nde olsalardı... Hele o gençleri görüp tanısalardı....
Gençler bir marş tutturmuşlardı:
"Dağ başını duman almış!"
Arkadan ellerinde meşalelerle gelenlerin sesi öndekileri bastırmıştı:
"Genciz!... Cumhuriyetçiyiz... Atatürkçüyüz..."
Belli ki hepsi sözleşmiş gibi birilerine gözdağı veriyordu:
"Biz burdayız!"
Bağdat Caddesi'nden gırtlaklarını yırtarak geçtiler... Ellerinde taşıdıkları meşalelerle gecenin karanlığını deldiler...
*
Biz önceki gece Bağdat Caddesi'nde yürüyen kadını-erkeği, yaşlısı-genci ile yüz binleri 1920'lerde tanıdık...
Kimini cepheye mermi taşırken, kimini Yunan'la vuruşurken, kimini de Mustafa Kemal'e sarılırken gördük...
Kimilerini ise Sakarya'da, Dumlupınar'da toprağa verdik...
Eminim ki Bağdat Caddesi'nde gırtlaklarını yırtarak haykıran o gençlerdi...
Kimbilir belki de hepsi yattıkları yerlerden filizlendi... 29 Ekim gecesi için Bağdat Caddesi'ne geldi...
*
SON SÖZ: Her yıl böyle "Cumhuriyet Yürüyüşleri" düzenleyen, yüz binleri tek vücut haline getiren Kadıköy'ün Atatürkçü Belediye Başkanı Selami Öztürk'e o geceye katılan yüz binler adına yüz binlerce teşekkür...
2-T'nin başarısı!
KİM ne derse desin; bugünkü krizin temelinde ne MGK toplantısında Anayasa kitapçığının havada uçması, ne üretimin azalması, ne de doların azması var... Bunlar sonradan olanlar... Asıl milad 2-T'nin yani Tantan ile Temizel'in icraatları...
Esnafı, işadamını, sanayiciyi potansiyel vergi kaçakçısı olarak gören Temizel'in Maliye Bakanlığı döneminde olmayacak önlemler alması... Tantan'ın da Motorlu Ekipler Amiri olduğu eski polislik günlerine özenip önüne gelen işadamına kelepçe takması...
İşte; Türkiye'nin bugün içine düştüğü ekonomik krizin temelinde bu ikilinin koyduğu ilk harç yatıyor...
*
Aslında ikisinin de çizgileri, geçmişleri, düşünceleri birebir aynı...
Her ikisi de ömürleri boyunca 657 sayılı yasaya tâbi olarak memur statüsünde çalıştı... Biri İstanbul'da Defterdarlık yaptı, diğeri yıllarca polis şefliği...
İkisi de siyasi birikimleri veya geçmişleri ile değil, liderlerinin himmetleri ile politikaya girdi... Milletvekili seçildi ve hatta bakanlık görevine getirildi..
İkisi de yetkiyi alınca esti, gürledi...
İkisi de liderlerinin baskısı ile geldikleri gibi gitti...
*
Tantan şu sıralar nerede, ne yapıyor bilmiyorum... Ne de Meclis'e pek uğradığını işitiyorum...
Temizel'e gelince; İnönü'nün kuracağı partide görev alacakmış... Anlaşılan esnafı, işadamını, sanayiciyi bitirdiği, ekonomiyi mahvettiği yetmemiş olacak ki, bu kez Erdal İnönü'yü batıracak!
MECLİS Genel Kurul Salonu'nun giriş kapısının tamiri gerikiyor... İlgili bürokrat iki ayrı firmayı davet ederek fiyat istiyor...
Birinci firmanın temsilcisi, "500 milyon liraya olur... 200 milyon malzeme, 200 milyon lira işçilik 100 milyon lira da kâr" diyor...
Bürokrat, ikinci marangoza dönüp soruyor:
- Siz kaça yaparsınız bu işi?
- 2.5 milyara!
- Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?
- 1 milyar bana, 1 milyar size, 500 milyon da az önce fiyat veren arkadaşa veririm, yaptırırım kapıyı...