kapat
31.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Demirel'in dönüşü

Emeklilik birkaç yolla olabilir. Birincisi "yaş haddi"dir. Kişi, o yaşa geldiği zaman isterse görevinde çok başarılı olsun, içinde bulunduğu kuruluşun kuralı işler ve emekli olur.

Bir başka emeklilik yolu başarısızlıktır. Kişi önemli bir başarısızlıkla karşılaşır, kendisi de bunun bilincine varır ya da başkaları "vardırır" ve emekli olur.

Bir başka yol daha vardır. Kişi, kendini görevinde başarılı hissetse de "değişim" zamanının geldiğini düşünür ve görevini başarılı olduğu bir noktada bırakmak onurunu tercih eder. Bu ruhla çıkılan emeklilik de köşesine çekilip bahçeye domates ekmek şeklinde olmaz. Bu emeklilikte, eski unvanlar olmasa da "zamanında gitmesini bilen" kişi yine topluma deneylerini aktarmak, yerine gelenlere danışmanlık yaparak yardımcı olmak sorumluluğuyla karşı karşıyadır.

Siyasette "yaş haddi" yoktur. Gereken tedbirleri alıp yerini sağlamlaştırmış olan herkes, aşağıdan gelen dalganın sesini de duymazlıktan gelebilir.

'Günahkârlar' tam kadro sahada

İstemeden emekli olma durumunda ise, tribünden gençleri izlerken "Ben olsaydım şöyle yapardım, böyle vururdum" diye konuşan gözü sahada kalmış eski futbolcu psikolojisi ortaya çıkar.

Demirel'in eylülün başında söylediği ve geçen hafta öğrendiğimiz "Kesin söylüyorum, bu krizi iki ayda bitiririm" sözü, biraz bu psikolojiyi çağrıştırıyor.

Ama sahada olanlar genç futbolcular değildir. Takımın başında Demirel'in yaşıtı Ecevit vardır.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel'in bir yıllık zorunlu emeklilik döneminin ardından tekrar siyasete döneceğinin işaretlerini vermesi, daha çok olumsuz tepkilere neden oldu.

Bu tepkileri dile getirenler Demirel'in eski "günahları"nı sıraladılar. Bunlardan birisi 1991'de başbakan olduğu zaman ekonomide gerekli tedbirleri almaması, popülist politikalar uygulamaya devam etmesidir.

Eğer bu suç yüzünden siyaset yasağı konulacak olursa başta Ecevit olmak üzere son on yıldır iktidarda bulunmuş olan bütün politikacılara "ebedi yasak" getirilmesi gerekirdi.

Türkiye'nin bugünkü durumundan sorumlu olan bütün kadro, bir kişi eksiğiyle bugünkü siyasi tablonun sağında ve solunda yerlerini korumaktadır.

Ortada bir 'yeni' yoksa...

Yedi kez başbakanlık yapmış olan Demirel'in son görevi 1993-2000 yılları arasındaki cumhurbaşkanlığıdır. Bu yedi yıl boyunca Demirel'in bu görevinde başarısız olduğunu, ülkeyi sıkıntıya soktuğunu söylemek haksızlık olur.

Ecevit'in başbakanlık görevini sürdürdüğü bir ortamda Demirel'e "sus" demek, "yaşlısın" demek, "çok günahın var" demek pek "vicdani" olmaz.

Kenan Evren de zaman zaman ülke sorunları hakkında çıkışlar yapıyor, ama bunlar herhangi bir yankı uyandırmıyor. Demirel'in çıkışlarının toplumda yankı bulması konusunda ise düşünmek gerekir.

Türkiye "yeni" arıyor. Ama bugünkü yapıda hiçbir "yeni" ortaya çıkma cesareti bulamıyor. 1990'da "yeni" olanlar da çok çabuk eskidiler. Yeni diye ortaya çıkmış olan son kişi de Tayyip Erdoğan'dır ve onun da yeniliği son derece kuşkuludur.

"Yeni" adayları çıkmıyor, çıkamıyor. Bütün eskiler sıfır dolu karneleriyle ülkenin başında oturmaya devam ediyor.

Bu umutsuz ortamı tersine çevirecekse Demirel dönsün ve çevirsin. Eğer söylediği gibi "iki ayda" düzeltirse de, bütün Türkiye ona ancak teşekkür eder.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır