Ben siyasetçi olsam..
Köşk'teki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan çıkar..
Eve gider, hüngür hüngür ağlardım..
Bir odaya kapanır.. Günlerce çıkmaz.. Kendimle, partimle hesaplaşırdım..
Türk siyasi tarihini gözümün önünden geçirir..
Nerede hata yaptığımızı bulmaya çalışırdım..
Cumhurbaşkanı'nın verdiği resepsiyonda bir an vardı ki.. Türkiye'nin ruh halini.. Türkiye'nin Ankara'ya bakışını anlatıyordu..
Ama o kesitte ne yazık ki siyasetçiler yoktu..
Aslında Çiller hariç bütün liderler oradaydı..
Ecevit de, Bahçeli de, Yılmaz da, Kutan da, Tayyip Erdoğan da..
Barajın altında kalan Baykal da.. Yeni bir parti kurmaya çalışan İnönü de salondaydı..
Ama etraflarında soru soran.. Haber çıkartmaya çalışan.. Birbirleriyle yarışan gazeteciler yoktu..
Gazeteciler üst üste salonun sağ tarafında daire olmuşlardı..
Ortalarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu..
Soru yağmuru 1.5 saat sürdü..
Afganistan savaşından.. ABD ile ilişkilere.. Ekonomik krizden.. İrtica tehlikesine kadar..
Onlarca soru..
Baktım.. Gazeteciler artık siyasetçilere soru sorma gereği bile duymuyor..
Onlar da salonda.. Yanımızda.
Ama herkes pür dikkat Kıvrıkoğlu'nu dinliyor..
Çünkü halk artık Ecevit'in.. Yılmaz'ın.. Bahçeli'nin, diğerlerinin değil..
Genelkurmay'ın ne düşündüğünü merak ediyor..
Kıvrıkoğlu'nun söylediklerini önemsiyor..
Anketlere bakıyorsunuz?
Halkın en çok güvendiği kurum ordu..
Siyaset son sırada..
'Güvensizlik Çukuru'nda boğulmuş halde..
Ben olsam.. Siyasetçi olsam..
İçinde bulunduğum duruma bakar..
Hıçkıra hıçkıra ağlardım..
'Ricacı' vekilden
yaratıcı vekile
Önümüzdekİ dönem.
Şu yapısal reformlar tamamlandıktan sonra..
Türkiye'yi çok parlak yılların beklediğine inanıyorum..
Siyaset elini ekonomiden çektikçe ..
Ekonomi kendi kurallarıyla dönmeye başlayınca.. Devlet küçülünce.. Milletvekillerinin işlevi artacak..
Milletvekilleri gerçek görevlerine dönecek..
Vekillerin 'yasa yapıcı' fonksiyonları öne çıkacak..
Vekiller Türkiye'yi düşünmeye.. Türkiye'yi değiştirmeye daha çok zaman ayıracaklar..
Düne kadar farklıydı..
Vekiller, iş talepleriyle uğraşmaktan..
'Ricacı' konumuna düşmüştü...
Ankara'da.. Devlet dairelerinde.. Kapı kapı dolaşırlar, 'iş çözmek' için uğraşırlardı..
İşlevlerini yitirmişlerdi..
Bakın.. Birkaç örnek..
Ahmet Piriştina..
Mustafa Sarıgül..
Yusuf Namoğlu..
'Ricacı' değil 'icracı' olmak için vekilliği bıraktılar.. Belediye Başkanlığı'nı seçtiler.. Çok da başarılı oldular..
Demek ki Ankara'da kendilerine biçilen kılıf yanlışmış..
Biliyorum..
Milletvekillerinin büyük çoğunluğu konumlarından rahatsızdı.. Bunalmışlardı..
Şimdi değişiyor.. Belki bu sayede siyaset kurumu da içine düştüğü güvensizlik çukurundan çıkacak...
İnanıyorum..
Yeni meclis 'Yeni Türkiye'nin lokomotifi olacak..