İMKB yönetimi borsada işlem gören şirketlerin iflasını önleyemez.
O zaman durumu kabullenmeli.
* 92 bin yatırımcının mağduriyetini gidermek için sırası kapalı şirketlerin işlemlerini cesaretle başlatmalıdır.
Başta Fon tarafından el konulan bankalar ve bankarın grup şirketleri olmak üzere 35 şirketin hisselerinin borsada işlem görmesi durdurulmuş durumda. Bu hisselerdeki yatırımcı sayısı 392 bin. Yani 1.3 milyon olan toplam yatırımcı sayısının üçte biri büyüklüğünde. Ya da borsanın 1999 yılındaki toplam yatırımcı sayısına eşit. Bu büyüklükteki bir yatırımcı kitlesinin elindeki senetler kilitli. Kimisi bir yıldan fazladır, kimisi aylardır işlem görmüyor.
Halbuki borsalarda hisseler işlem görmek için var. Dünyada da işlem durdurma ancak geçici süreyle oluyor. O hissenin fiyatlamasını etkileyecek gelişmelerin bilinememesi durumunda alınan geçici bir karar. Bilgi kamuoyuna açıklandıktan sonra da işlemlere başlanıyor. Türkiye'de ise geçici durum devamlı hale geldi. Borsadaki yatırımcıların üçte birinin parası kilitli kalınca işlem hacmi de düştü, piyasaya güven de azaldı.
* Faydası kime?- Denilebilir ki, bu hisselerin işlemleri serbest bırakılsaydı, özellikle küçük yatırımcılar mağdur olacaktı, çünkü neyi hangi fiyattan sattıklarını veya aldıklarını bilmeyeceklerdi. Dolayısıyla şirketin mali durumu hakkında bilgiler netleşene kadar işlemlerin durdurulması, alım satımın yapılmaması küçükleri korumaya yönelik bir karar gibi görünüyor.
Ancak bu karar artık sürekli hale dönüştüğü için, koruma amacını çok aşıyor, mağdur etme aşamasına giriyor. Çünkü aradan geçen aylar hatta yıllara rağmen borsada işlem görmeyen şirketin durumunda bu nedenle bir değişiklik olmuyor. Borsada işlem görmemek şirkete ve şirket ortaklarına bir fayda sağlamıyor. Aksine hissedarların likiditesi engelleniyor. Şirkette var olan gerçek durumla karşı karşıya kalmayı geciktiriyor. Hisse senetlerini işleme kapatma yoluyla borsayı düzeltme, aynen sorunlu okulların kapatılarak milli eğitimin düzeltilmesine benziyor.
* Durumu kabullenmek- Yoksa sağlam olmayan şirketler zaten borsaya girmemeliydi. Ya da girerken ve girdikten sonra şirketin gerçek durumunu kamuoyuna açıklayıp, fiyatlamasını piyasaya bırakmak olabilirdi.
Şimdi İMKB, işlemleri durdurulan şirketlerin mali durumunun bağımsız denetim firmalarınca yapılmasını istiyor. Bu denetim raporlarına göre kapalı hisselerden hangisinin işleme açılacağına İMKB Yönetim Kurulu karar verecek.
İMKB'nin, "küçük yatırımcılar mağdur olur, bu da borsaya ilgiyi azaltır" diye elinin titrek olmaması gerekir. Zaten yatırımcılar sürekli kapatmayla mağdur duruma düştüler. Şirketlerin bu duruma gelmesinde İMKB'nin bir tasarrufu da yok. Kapalı şirketlerin bir kısmındaki hata, bankalar Fon'a devredilirken yapıldı. Devlet açıkça mülkiyet hakkını deldi. Bir kısmı da kötü yönetimden gitti.
İMKB, şirketlerin kaderini değiştiremeyeceğine ve iflas etmelerini önleyemeyeceğine göre, kendi kaderini kabullenmek durumundadır.
* Sonuç- "Beni kandırabilirsin ama, aslında kendini kandırıyorsun" Roger Bacon