kapat
31.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )

Bir kişidir bu vatanı batıran: Tan, Tan Tan..

Cumhuriyet bayramında olduğu gibi her milli günümüzde rahmetli Atatürk'ün memleket için yaptıklarını hatırlayıp, kendisini şükranla yad ediyoruz.. Vatanın kurtarıldığı o günler bugünlerin 78 yıl öncesi..

Spottan devam edelim.. Bizde vatan kurtarmaya meraklı çoktur.. Adama "Ne iş yaparsın?" diye sorarsın.. "Ne iş olsa yaparım abi.." der.. Daha cevvali "Kurtarılacak vatan varsa kurtarırız.." diye siyasete talip olur..

Bu vatan kurtarma merakı Kurtuluş Savaşı'ndan beri azıtarak devam ediyor.. "Bu vatanı kim kurtardı?" sorusunun cevap yerine kendini yerleştirmeye meraklı kişiler hep çıkmış..

Mesela Ali Kemal'i İzmit'te yakaladıktan sonra linç ettiren Sakallı Nurettin Paşa..

***
Nurettin Paşa'ya çok iyi namaz kıldırmaktan öte dikkati çeken bir özelliği olmadığı için savaş süresince aktif görev verilmemiş.. Sadece büyük taaruzdan sonra Atatürk'e otomobilinde İzmit'e kadar refakat etmiş..

Atatürk de belli ki muhabbetinden sıkılıp "Sen buraların sorumlusu ol!" diye yolda bırakmış.. O da icraat olarak firari içişleri bakanı Ali Kemal'i linç ettirmiş..

Daha Atatürk İzmir'e varmadan yirmi sayfalık bir risale bastırıp ahaliye dağıtmış.. Risale'nin kapağındaki başlık da şöyle:

- "Vatanı nasıl kurtardım?" İmza: Sakallı Nurettin Paşa..

Kurtarıcı olmak..

Tabii Atatürk bu tür uyanıklıkları karşılıksız bırakacak adam değil.. "Madem vatanı sen kurtardın, yorulmuşsundur.. Dinlenmeyi hak ettin.." deyip Paşa'yı emekli edivermiş..

Demokrat Parti iktidarı boyunca on yıl meclis başkanlığı yapan Refik Koraltan da icraatı bilinmeyen vatan kurtarıcılarından.. Kurtuluş Savaşı yıllarında küçük bir memur..

Nasıl olduysa birkaç kez Ata ile temas etmiş.. Sonra vatanı kendisinin kurtardığına inanmış.. Yalnız bunu her yerde söylemez, yeri geldikçe usturupluca ifade edermiş.. Özellikle de ikinci dubleden sonra..

- "Üç kişidir bu vatanı kurtaran.. Koraltan'dır.. Koraltan'dır.. Koraltan.." diyerek, üçüncüye kadeh kaldırırmış..

Farkında mısınız? Şu sıralarda kimse vatanı kurtarmaya talip değil.. Kimseden çık çıkmıyor.. Kurtarmaktan geçtik.. Kim bu hale getirdi, onu da üstlenen yok..

Böyle durumlarda iş başa düşer..

Araştırmacı-gazeteci olarak, tüccar-terzi olarak, futbolcu-yazar olarak tarihin bu tür boşluklara düşmesine kayıtsız kalamam.. Memleketin bu hale düşürenin kim olduğunu yazmazsam içim rahat etmez..

Hemen kestirmeden gireyim konuya.. Rahmetli Meclis Başkanı'nın;

- "Üç kişidir bu vatanı kurtaran.. Koraltan'dır.. Koraltan'dır.. Koraltan.." dediği gibi gerçeği sloganlaştırmak icap ederse:

- "Bir kişidir bu ülkeyi batıran.. Ahmet Tan'dır, Ahmet Tan'dır.. Ahmet Tan.." derim..

***
Ahmet Tan bizim gazetenin değerli bir köşe yazarıdır.. Eski gazeteci, iki dönem de milletvekilidir.. Siyasi konuları mizahi bir dille yazar.. Daha doğrusu kendisi mizah yaptığını düşünür..

Biz onun böyle düşündüğünü, kendi yazılarını okurken gülmesinden anlarız.. Ustalığı ise mizahı okura hissettirmemesindedir..

İcraatına gelince..

Büyük devlet adamı, Türkiye'nin batışını tetikleyen olayların başlatıcısı Zekeriya Temizel, bu Ahmet Tan'ın yakın arkadaşıdır..

Zekeriya Bey, maliyeden emekli olmuş.. Boşta geziyor, Kartal'daki evine çekilmiş "Ne iş olsa yaparım.." diyeceği bir teklif bekliyor..

Özel demokrasi..

Başbakanımız, dürüstümüz Ecevit ile muhterem eşi de o sıralarda partinin Yüksek Seçim Kurulu'na sunacağı listeyi dolduracak adaylar arıyor..

Ecevitler'in parti içi demokrasiden canı çok yanmış.. O sebepten oturup tartışmışlar, parti içi demokrasi yerine "aile içi demokrasi"nin memlekete daha yararlı olacağına karar verip, teşkilatlanmayı buna göre dizayn etmişler..

İş bu kararı almakla bitmiyor..

Buna göre de adaylar bulmak lazım.. Zaman dar, aday çok.. Kimin iyi aday kimin kabak olduğunu nereden bileceksin? Manavdan karpuz alırken bile şöyle elinde tartıyorsun..

Tepesine şap şap vurup, çıkan sesin tok mu değil mi olduğuna bakıyorsun..

Bu seçme yöntemini adaylarda uygulayamazsın.. Diyelim inat ettin, uygulansın diye.. Görevi de Hüsamettin Bey'e verdin..

Ne yapacak?

Adayların kafasını yandan sıktırıp, içinin hışır olup olmadığını mı anlayacak? Yahut tepesine tepesine şaptatıp "Bundan iyi komisyon üyesi olur.. Öbürü bakanlığa yatkın.. Şunların kelek çıkma ihtimali var, kalsın.." diyemez ya! Mecburen eşin dostun getirdiği "Hamili kart yakinimdir.." tavsiyelerine bakacaksın..

***
İşte bizim Ahmet Tan da öyle yapmış.. Memlekete böyle kaşları gür, sinirli sinirli bakan bir devlet adamı lazım, demiş.. Zekeriya Temizel'i elinden tuttuğu gibi Ecevitler'e götürmüş..

O zamanlar Zekeriya Bey tek maaşla geçiniyor..

Ecevitimiz, dürüstümüzü en çok bu etkilemiş.. "Bu adam tek maaşla geçinebildiğine göre benim memuruma bu işin püf noktasını öğretecek bir maliyeci lazım.." deyip, yallah! Temizel'i bakan yapmış..

Sonra belediye başkanı adayı olarak İstanbul'a diktiler, tutmadı.. Üstelik biz "Anketlere göre İstanbul'da Gürtuna birinci, Temizel ikinci.." diye yazdığımızdan bize kinlendi..

Bize kinlenmesi mesele değil de (devlet büyüğümüzdür, döver de sever de..) memleketin bunca insanı nasıl bir günah işledi onu anlayamadık..

Anladığım tek şey var.. Sayın Temizel hesabını daha görmedi.. Erdal Bey ile birlikte parti kurma işine soyunması bundandır..

Zaten bundan gerisi beni ırgalamıyor.. "Öyle düştüm ki harga.. Ne kuş kaldırır ne karga.." durumunda olduğumuzdan, bu saatten sonra üzerimize Taliban askeri gelse yılmayız..

Batmışız bir kere..

Bizim derdimiz tarihe not düşmek, Ahmet Tan kardeşimizin hakkını vermek..

Kıssadan hisse: Bineriz atın semizine, icap ederse gideriz yolun temizine..

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır