  
Kimin suçu?
Bizim fevkalade demokrat olan Ankara'lı bazı gazetecilerimiz, 29 Ekim resepsiyonunda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'na, "memleketin ekonomik durumunu" sormuşlar.. Hepsine bizden kocaman bir aferin..
Ama aynı salonda, bu ülkenin Başbakanı, Başbakan yardımcıları ve bazı bakanları da var.. Yani siviller.. Bizim Ankaralı gazeteciler herhalde fazlası ile demokrat olduklarından, sivillere sormak akıllarına gelmiyor ve doğru Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'na gidiyorlar.. Aynen batıda olduğu gibi...
Orgeneral Kıvrıkoğlu da, haliyle cevap veriyor demokrat gazetecilerimizin sorduğu bu sorulara.. "Bu konular beni ilgilendirmez.. Bana askerlikle, yani işimle ilgili sorular sorun.. Bu tür ekonomik ve siyasi soruları da hükümete sorun.. Bakın 5 metre ilerde duruyorlar.. Gidin, bu konuları onlarla konuşun" demiyor ve görüşlerini sıralıyor..
Türkiye'nin ekonomik sıkıntı içinde olduğunu söylüyor.. İşadamlarını eleştiriyor.. Yani malumu ilan ediyor..
Ardından yine bizim demokrat gazetecilerin çok sevdikleri bir soru üzerine de "28 Şubat'ın devam ettiğini ve irtica tehlikesi oldukça da edeceğini" anlatıyor.. Bu haber değil ki.. Ama tersi haber.. Eğer Orgeneral Kıvrıkoğlu "28 Şubat süreci bitmiştir" deseydi haber olurdu..
Ders verilsin
Bütün bunlardan sonra, başta Cumhurbaşkanı Sezer olmak üzere hemen herkes, 29 Ekim törenlerinde konuşurken, "Türkiye'nin ne kadar demokratik bir ülke olduğunu", üzerine basa basa vurguluyor..
Bizler de yurt dışına konuşmalar yapmak üzere gittiğimiz zaman, üzerimizde, işte "böyle bir demokrasi etiketi" taşıyoruz..
Bu konuyu birkaç kere yazdık.. Ama Ankara'lı gazetecilere, ki bazıları iyi dostumuzdur, bir türlü "Askerlere niye siyasi ve ekonomik sorular sormamamız gerektiğini, dünyada ve ülkemizde çok önemli askeri gelişmeler olduğunu, onları sormamız gerektiğini" anlatamadık..
Arkadaşlarımız, Genelkurmay Başkanı, 2'nci Başkanı, Kuvvet Komutanları'na soracakaskerlikle ilgili bir şey bilmiyorlarsa, o zaman "Galatasaray-Fenerbahçe muhabbeti açsınlar.." Biz buna razıyız..
Ama bu bilgisizlikte, Genelkurmay'ın da hatası var. Ben Genelkurmay Başkanı olsam, Ankaralı gazetecilere ayda bir kere "Askeri gelişmelerle ilgili bilgi verecek" brifingler düzenlerim.. Yani bu konuları öğretirim.. Bilmem anlatabildik mi meramımızı? Bu onerimizde son derece samimiyiz..
Not:Cumhurbaşkanı Sezer'in, milletvekili sayısının 300'e indirilmesine ilişkin sözlerine, sayın milletvekillerimiz tepki göstermiş.. Bizce haklılar.. Çünkü 550 üye ile memleket yeteri kadar batmadı.. Şimdi bu sayıyı bin 550'e yapmak lazım ki, tamamen batalım..Sonra, efendim birkaç milyarlık kıyak maaşlar, yine milyarlık kıyak emekliliklerden vaz mı geçsin 250 milletvekili? Acıyın sayın Cumhurbaşkanım onlara.. Onlar da insan.. İyi yaşamak., komisyonlar, yurt dışı gezileri, yolluklar onların hakkı. Analarının ak sütü gibi helal olsun.. Değil mi efendim?
|