kapat
28.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
UĞUR DÜNDAR

İGDAŞ'ın dört milyon doları nerede?

Herşey 18 Nisan 1999 seçimlerinden yaklaşık üç ay önce başladı. Plana göre; halkın dört milyon doları hortumlanacaktı. Vurgunun senaryosunu yazanlar, önce Veysel Koçak ve Mahmut Taşdemir adlı kişileri piyon olarak seçip, üzerlerine bir firma kurdular. Ayrıca Ayhan Erim adındaki ünlü naylon faturacıyı da devreye soktular. Naylon fatura şirketinin ismi, Eren Reklamcılık oldu... Sıra, bu hayalet şirkete bir ofis bulmaya gelince, kentin varoşlarındaki bir iş hanında, her yanını örümcek ağları sarmış bir oda kiralandı. Labirente benzeyen koridorlardan geçilerek ulaşılabilen odada, personel yerine örümceklerin cirit atması, pek önemli değildi. Çünkü burası, resmi belgelerde şirket merkezi olarak gösterilecek, gerçekte ise hiçbir zaman kullanılmayacaktı. Bu amaçla odaya bir masa ve iki sandalye bırakıldı ve kapısına, bir daha açılmamak üzere kocaman bir kilit vuruldu.

Vurgun zamanı gelmişti
Kağıt üzerinde her şey tamamdı. Seçimler yaklaşmış, vurgun zamanı gelip çatmıştı. Artık halkın trilyonları kolayca hortumlanabilirdi. Bu aşamada Eren Reklamcılık Şirketi, güya İGDAŞ'a reklam ve baskı işleri yapmış gibi gösterilecekti. Nitekim tezgah tıkır tıkır çalıştı ve seçimlere kadar geçen üç ay içinde, birbuçuk trilyon lira, (o tarihlerdeki döviz kuruyla yaklaşık dört milyon dolar) hortumlanarak, perde arkasındaki vurguncuların cebine girdi. Eh bu kadar kısa bir süre içinde ancak bu kadar para götürülebilirdi! İGDAŞ'ın kasasından çıkan milyon dolarlara karşılık, evrak klasörlerine giren naylon faturalar, tozlu raflara kaldırıldı. Ne zamana kadar? Biz, bu üçkağıtçılığın üstüne gidip, halkın parasının hesabını soruncaya kadar kadar!..

Hayalet firmanın peşine düşüyoruz
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki yolsuzluk yumağının ucunu bulan ARENA Ekibi'nin ilk işi, hayalet firma Eren Reklamcılık Şirketi'nin ortaklarını aramak oldu. Haftalar süren uğraşlara karşın, bırakın onlara ulaşabilmeyi, arkadaşlarımız izlerine bile rastlayamadı. Sanki yer yarılmış ve bu üç kafadar, içine girmişlerdi. Belli ki birileri, haftalardır evlerine bile uğramayan vurgun piyonlarına "kaçın" talimatını vermişti. Onlar da ayakkabılarını koltuk altlarına sıkıştırıp, kaçmışlardı.

Soygunda kullanılan naylon faturalara bakılırsa, Eren Reklamcılık İGDAŞ'ın büyük başarı ve hizmetlerini (!) anlatan broşürler, afişler basmış ve tanıtım işleri yapmıştı! Bu kez naylon faturalarda adı geçen ve muzzam baskı işlerinin yapıldığı yer gibi gösterilen matbaaya gittik. Tahmin edeceğiniz gibi, oradakiler de sırra kadem basmışlardı! Çevrede matbaacılık yapan esnafa, elimizdeki belgeleri gösterip şu soruyu sorduk:

"Bu matbaada üç aydan daha kısa bir süre içinde, böylesine geniş çaplı baskı işlerinin gerçekleşmesi mümkün mü?"

Esnaf sorumuzu hiç düşünmeden ve gülerek yanıtlıyordu:
"Ne üç ayı!.. Bir yılda bile mümkün değil..."

İGDAŞ'ın kapıları suratımıza kapanıyor
Sıra, bu soruları İGDAŞ'a yöneltmeye gelince, kapılar da bir bir suratımıza kapanmaya başlamıştı. İGDAŞ'a ne zaman telefon açsak, genel müdür, genel müdür yardımcıları, onların yardımcıları, danışmanlar, danışmanların danıştığı kişiler, kısacası yetkili herkes, ama herkes, hiç bitmeyen toplantılara girmiş oluyordu! Halkın trilyonlarının hesabını halk adına sormanın imkansızlığını anlayınca, haberimizi ekrana getirmeye karar verdik. Tanıtımlar yayınlanmaya başlayınca, dananın kuyruğu koptu. Fatih Adliyesi yargıçlarından Ali Galip Barçın, ARENA'nın video kasetini seyretmeye bile gerek görmeyerek sansür uyguladı ve haberimize yayın yasağı koydu.

Hesap uzmanları harekete geçiyor
Yargı tarihine geçen bu kararla İGDAŞ'çıların bizden niçin kaçtıklarını, Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın niçin yargıç Ali Galip Barçın'a başvurduğunu da öğrenmiş olduk. Kısa sürede sansürü kaldırtıp, yasaklanan yayını yaptık. İGDAŞ vurgunuyla ilgili tüm belgeleri Hesap Uzmanları Kurulu'na devrederek soruşturmanın derinleştirilmesini sağladık. Onlara yığınla naylon fatura teslim ettik. Böylece ilk kez ekibimizin ortaya çıkardığı vurgun tezgahıyla ilgili soruşturma bitmiş olmalı ki, operasyon için düğmeye basıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna İGDAŞ operasyonunu soran gazetecilere "Komploya uğradık!..." diyor. Ben de Mayıs 1999 tarihinden bu yana kendisine sık sık soruyorum:

- İGDAŞ'ın, yani halkın 4 milyon dolarını hortumlayan Eren Reklamcılık Şirketi'nin ortakları kimler ve neredeler? Bu kişiler niçin kaçıyorlar?..

Belediyeden hiçbir inandırıcı yanıt gelmiyor! İGDAŞ yetkilileri de 1999 Mayıs'ından bu yana hep susuyorlar. Operasyon başlayınca da "Komplo, komplo!.. diye bağırmaya başlıyorlar.

Bu satırları yazarken İGDAŞ'ın yeni genel müdürünü aradım. Ne ilginçtir ki yeni müdür de toplantıdaydı! Onun yerine telefona, danışmanı Reşat Atalay çıktı. Aynı soruları yönelttim. Danışman, göreve birkaç gün önce başladıklarını ve en kısa sürede bilgi sunacağını söyledi. Söz verdiği gibi, yaklaşık bir saat sonra telefon hattının diğer ucundaydı. Ama yanıtı ilginçti:

- Bu konu yargıya intikal etmiş durumda. Daha fazla bilgi vermem mümkün değil!

- Peki davanın hangi mahkemede görüldüğünü sorabilir miyim?

- Öğrenir, size bildiririm!

Aradan üç gün geçti. Ben hâlâ telefon başında İGDAŞ'çıların aramalarını bekliyorum.

Sizce daha çok bekler miyim?

Uğur Dündar'ın bir sonraki yazısı Perşembe günü yayınlanacaktır.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır