Yukarıdaki şiir yaklaşık 3 ay önce bana ulaştırılmıştı, bir "izleyici-okur" tarafından (Nural Durdağ.) Alıntı yapılan eserin adı "Sakin Ölüler Antolojisi", şairi A.Tolga Suyolcuoğlu. Ancak fırsat bulabildim ve Can Yayınları'ndan çıkan bu eseri alıp, okuyabildim.
64 sayfalık Sakin Ölüler Antolojisi'nin içindekiler kadar, eserin yazarı ilgimi çekti benim.
Suyolcuoğlu şu anda 32 yaşında... ODTÜ Sosyoloji Bölümünü birincilikle bitirmiş, Bilkent Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi master'ını burslu olarak yapmış, İngiltere'den de burs kazanmış.
1993 yılında Ankara'dan İstanbul'a otobüs yolculuğu yaparken, oturduğu koltuğun üzerindeki rafa bırakılan bombanın patlaması ile beyni parçalanıyor.
Sonraki gelişmeleri birlikte okuyalım: "Bolu Devlet Hastanesi'nin MR'ı bile olmayan nöroşirürji kliniğinde, beyninin parçalarını toparlıyorlar. Ama, konuşma ve algı merkezinin bulunduğu sol beynin bir bölümü kaybolduğu için eksik parçalı bir şekilde. Komada kalması 2.5 ay sürüyor. Ailesi Ankara Bayındır Hastanesi'ne getiriyor. Komadan çıktıktan sonraki durumu sadece görmek ve duymak. Boynundan aşağısı felçli olarak 2.5 yıl kalmış ve bu süre boyunca sadece dinlemiş, etrafındaki insanların ne kadar boş şeylere takılı kaldıklarını fark etmiş.
Hayatın matematiğinden, farkındalıktan, insanoğlunun aklının gevelediğinden bahsediyor.
Yaşam-ölüm-hayat hakkında ilginç fikirleri var. 'Beynimin merkezleri yok, peki ben nasıl konuşuyorum?', 'Beyin önemli değil, zihin önemli' diyor.
'Cennete girmek için cehennemden geçmek gerektiğini' söyleyerek, 'Beynimde bomba patlayınca, beynimde bomba patladı' diyor. 'Çok acı çektim ama hayatın sırrını öğrendim' diye ekliyor.
Hayatın aşk, sanat, bilim ve sevgi ile projelendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Şu anda yürüyor, konuşmasında hafif bir aksama var, Türkçeyi iyi konuşan bir yabancı gibi.
İbret alınması gereken bir hayat hikâyesi ve özenilesi bir hayatı algılayış...
İlgileneceğinizi umut ederim..."
İlgilendim. İlgim sürüyor. Belki yakında sizler de daha yakından tanıma fırsatı bulursunuz.
İçinden geçtiği cehennem sıkıntılarından sonra cennete doğru yol aldığına inanan, şiir ve düşünce üretimi ile yaşama sımsıkı bağlanan bu insanın mutluluğu bizlere de bulaşıyor.
"Hani istediğim zaman gelebilirdim?
Karşı mı geldim töreye, niye?
Ulaşamadıklarımla mı ölçülüyor mutluluğun tartısı?
NEYE,KİME,NİÇİN?" (Sayıklamalar 3'den)
Sözü yine onun dizeleriyle bağlayalım: "İğde kokulu kaldırımlarda gece kelebekleri tutuşu/yor/tu/cak/r." (Kır Çiçeği Vadisinde Kayıp Saatler'den)