İlişkilerin "yükünü taşıyan" nesneler vardır...
Her ilişkinin ruhunu bir kıyafet gibi üzerine geçiren eşyalar vardır.
İlişkilerin kilometre taşları, işaret direkleri, rüzgâr gülleri vardır...
Hayır! Sandığınız gibi değil, hediye edilmiş çiçekler, mahrem çağrışımlarla dolu bir iç çamaşırı, sevgililer gününde alınmış bir kravat filan değil!.. Bunlar sembollerdir. Oysa sözünü ettiğim eşyalar sembolleşmezler.
Sembolleşmeye direnirler; onlar ilişkinin eti, kanı, canı kadar sıcak kalırlar.
Basit gibi görünen kulak temizleyici çubuklar ve süslü kutusu da genç kadın için öyledir.
Zamanında rasgele bir marketten alınmıştır kutu, fakat birlikte alınmıştır; güle oynaya; çok mutlu bir günde...
Ve genç kadın o anda açık seçik hatırlar ki, kutu tam üç yüz çubukluktur.
Takılır kalır genç kadın kutunun önünde.
Çünkü çubukların yarısı kullanılmamıştır...
Yani...
Klozet kapağını kapatıp üstüne oturup çenesini avuçlarının içine alır ve hesap yapmaya başlar genç kadın, geçen ayları ve çubukların sayısını hesaplar.
200 güne 150 çubuk...
Demek ki...
Eve ondan sonra başka bir kadın gelmemiş, yerleşmemiş, kulaklarını temizlemek için çubukları kullanmak durumunda kalmamıştır...
Demek ki, adam onun ardından bir başka kadını sevmemiştir! En azından evinde yaşamasına izin verecek kadar bir başka kadını sevmemiş, ona bağlanmamış demektir...
Kimin aklına gelirdi ki, basit bir kulak temizleme çubuğu kutusu uzun bir ilişkinin ardından bile "yaşamaya" devam etsin!
Kimin aklına gelirdi ki, basit bir kulak temizleme çubuğu kutusu o kadının ve adamın hayatının en mahrem ve en pürüzlü hayat izlerini üzerinde taşıyabilsin!
Tuvaletten çıktığında hınzır bir özgüveni yerleşmiştir artık genç kadının üzerine...
(Ah şu ilişkiler! Bazen "benim sendeki yerim" kavgası, "ben seni yerim!" arzusundan bile baskındır!)
Adam hiç anlayamaz. Biraz eski duyguların kıpırdanışına yorar genç kadındaki canlılığı, biraz da o akşam çok yakışıklı göründüğüne inanır...
Genç kadın veda edip gittikten sonra, adam tuvalete gider yüzünü yıkar, dişlerini fırçalar.
Ondan kalan parfümü içine çeker...
Sonra bir çubuk çekip kulaklarını kaşımaya başlar.
İçinden "bazen yalnızlık çok daha iyi" diye geçirir adam; "yalnızlığımın tadını iyice çıkarmalıyım!