Üç gündür gazetemiz vergi konularını başlığa çıkardı. Köşe komşum Şükrü Kızılot'un önerilerini yayınlıyor. Vergilerin bu şekilde kamuoyu gündeminin ön sırasına yükselmesinden çok memnun olduğumu ifade etmek istiyorum.
Vergileme Türkiye ekonomisinin en önemli zafiyet noktalarından biridir. Devletin vergiye yaklaşımı yanlıştır. Vergiyi toplama biçimi hatalıdır. Vatandaşın vergilerle ilişkisi de sağlıklı bir ekonomi ile çelişmektedir.
Eski yazılarımı taradım. Vergi sorunları sekiz yıldır bu köşede en sık değindiğim konuların başında yer alıyor. Eleştirmişiz. Öneriler getirmişiz. Açıklamaya ve anlatmaya çalışmışız.
Deveye "boynun neden eğri" diye sormuşlar. "Nerem doğru ki?" demiş. Türkiye'de vergi konusu da öyle. O kadar çok sorun var ki, bir öncelik sıralaması yapmakta bile zorlanıyorum.
Krizlerin böyle beklenmedik yararları da vardır. Ekonominin daha önce görülmeyen yada aldırılmayan hastalıklarını da ön plana çıkartır. Dolayısı ile çözüm arayışlarını tetikler.
Bu kriz kamu maliyesinde reformu zorunlu hale getirdi. Çünkü ekonomideki küçülme devletin vergi toplamasını zorlaştırdı. Vergi mükellefinin tepkilerini arttırdı. Ve hükümeti kamu harcamalarını düşürmek zorunda bıraktı.
Kamu harcamalarına disiplin gelmesi sevindirici bir gelişmedir. Ancak orada duramayız. Mutlaka bir sonraki adımı da atmalıyız. Vergilendirme hatalarını teşhis etmeliyiz. Ekonomiye daha az zarar verecek yöntemlere yönelmeliyiz.
Önce çok önemli bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Türkiye'de vergi denince genellikle özel kişilerin gelirlerinden ve tüzel kişilerin karlarından alınan gelir ve kurumlar vergileri (doğrudan vergiler) akla geliyor.
Halbuki bunların vergi hasılatı içindeki payları sürekli geriliyor. 2002'de vergi gelirlerinin üçte birine inecek. Üstelik, doğrudan vergi tahsilatına devlet memurlarının ve KİT'lerin ödedikleri vergi de dahildir.
Sayıları verelim. 2001 yılı bütçe vergi gelirleri toplamı 38.5 ktr.TL bekleniyor. Bunun sadece 14.8 ktr.TL'si yani yüzde 38'i gelir ve kurumlar vergisinden elde ediliyor. 23.3 ktr. TL yani yüzde 61'i ise dolaylı vergilerden.
KDV'den gelen 13 ktr.TL neredeyse tüm doğrudan vergiler hasılatına eşit. Cep telefonlarından 0.8 ktr.TL, petrol tüketim vergisi ile 5.3 ktr.TL ek varidat sağlanıyor.
Ne anlatmaya çalışıyoruz? Gelir ve kurumlar vergisinde büyük kaçak olduğu biliniyor. Pek çok vatandaş gelirini vergi idaresinden gizliyor. Yıllar önce yaptığım bir hesapta dörtte üç oranında vergi kaçağı bulmuştum.
Gelir vergisinden kaçmak mümkün. Ama dolaylı vergilerden kaçmak çoğu kere olanaksız. Örneğin petrol her tür mal ve hizmetin üretiminde önemli bir girdi. Dolayısı ile petrol vergisinden hiç kimse kurtulamıyor.
Aynı şekilde, otomotif, dayanıklı tüketim mallarda büyük firmaların hakimiyeti var. Bunlar KDV'yi ödüyorlar. İthalat'ta KDV gümrüklerde tahsil ediliyor. Neticede devlet çatır çatır dolaylı vergileri topluyor. Herkes ödüyor.
O arada devlet işin kolayını da bulmuş. KDV pazarlığı yapılarak dolaylı vergi kaçıran sektörlerin varlığı biliniyor. Buna karşılık, otomotif ve dayanıklı tüketim malları gibi KDV kaçıramayan sektörlerde oranlar daha yüksek tutuluyor.
Sonuçta büyük bir haksızlık ortaya çıkıyor. Gelir vergisinden kaçamayanlar başkaları kaçtığı için yüksek tutulan KDV'yi ve petrol vergisini de ödüyor. Kaçıranlara ise sadece dolaylı vergilerin yükü biniyor.