  
Sohbet yorgunu geceler..
Bu bir yaşam öyküsü değil.. Bu bir anılar derlemesi de değil.. Bu bir roman.. Müthiş bir roman.. Müthiş keyifli bir roman.. Bu kadar haz alarak, bu kadar satır altlarını çizerek roman okumayalı yıllar oldu..
Romanın adı Yılmaz..
Yazarı Muhsin Kızılkaya.. Yılmaz'ın Hakkari'den İstanbul'a, fakir öğrenci evine birlikte yaşadığı dostu, kardeşi, arkadaşı.. Yılmaz üniversiteyi bırakıp star olurken, Muhsin de gazeteci olmuş.. Ama gazetecinin ötesinde bir kalem o.. Olağanüstü bir yazar..
"O yazın bütün geceleri sohbet yorgunuydu" diyor, İstanbul'dan tatil dönüşünü anlatan Hakkari yazısı için..
Anlatımın güzelliğine bakar mısınız?..
"Sabahlara kadar sohbet ederdik" demek varken..
"O yazın bütün geceleri sohbet yorgunu idi.."
Muhsin Kızılkaya "Hakkari'den yola çıkan bir delikanlı nasıl oldu da star oldu ve star olduktan sonra ne oldu" diye sorarak başlıyor anlatmaya..
Hiç kimsenin bilmediği, duymadığı günleri, geceleri, olup bitenleri, hem de nasıl meraklı, hem de nasıl şurup gibi bir üslupla anlatıyor..
Yılmaz'ın ağzından anlatır gibi anlatıyor, o kadar yakın.. Ama üçüncü şahıs.. Tam omzunun üzerinde, beyninin içinde bir üçüncü şahıs gibi..
İlkokulda, aksanından dolayı sınıf arkadaşları gülerlermiş Yılmaz'a..
Onlar kadar güzel konuşmak, onların önüne geçmek için sınıfın en çalışkanlarından biri olmak, o zaman yerleşmiş beyninin içine..
Soruyor Muhsin:
"Kimseyi kendine güldürmemek için mi, milyonları güldürmeyi becerdi?."
..ve yanıt veriyor: "Mizahçı olup, en kasıntı adamı bile güldürmeyi becerebilmek, zamanında mizah yoluyla seninle alay edenlerden intikam almanın en iyi yoludur belki de.."
Nasıl gözlemleri var Muhsin'in ve ne çarpıcı yorumları..
Türkiye'nin ilk golf sahası, Ankara'da Aydınlıkevlerdeydi. İyi bilirim.. Sonra bir sosyal demokrat belediye çıktı, bu zengin kulübünü dağıttı, golfü iptal etti, yöreyi park diye halka açtı.. Muhsin onu anlatıyor..
Mahallenin çocukları, yani Yılmaz ve arkadaşları, golf sahasındaki gelincikleri toplamak bahanesi, aslında bu oyununun ne olduğunu anlamak için dikenli telleri aşıp dalıyorlar, bu yemyeşil çimler arasındaki, kıpkırmızı gelincik tarlasına..
"Çoğu zaman gelincik tarlasında bir golf topuna rastlıyorlar.. Top elden ele geziyor.. 'Lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler' diyor, şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Ve her zaman bekçilere yakalanıyorlar. Bekçiler, gelincik topluyor diye kovalıyor onları.
Çok sonra bu golf sahası halka açıldı, burayı belediye halk parkına çevirdi" diyor Muhsin ve insanı şoke eden tokadı yapıştırıyor:
"O günden itibaren orada tek bir gelincik bile yetişmedi."
Hakkari'deki bir devrimci eylemi de naklediyor, bir yerde..
Ali Poyrazoğlu o yılların furyası içinde Arzu Okay ile bir seks filmi çevirmiş. Hakkari delikanlıları, Ali ile Arzu'nun çılgın yatak sahnelerini izlemek için Lale sinemasına dalmışlar.. Seks filmi, ama seks yok.. Ali ile Arzu tam soyunup yatağa giriyorlar, sahne kesilip, başka sahneye geçiyor. Makinist Eko, sabıkalı.. Filmlerin seks sahnelerini kesip birbirine yapıştırarak kendisi ve dostları için özel bir film yapıyor, diye biliniyor ya.. Bu defa gençler çıldırıyor. Eko'ya ana avrat söverek ayağa fırlıyor, üstüne oturduğu tahta sandalyeleri kırıyorlar. Sonra kulise çıkıp ne kadar afiş varsa parçalıyorlar. Hırslarını alamıyor, kapıdaki ilan tahtasını, kapıyı, camları, paramparça ediyorlar. Öyle çıldırıyorlar ki, hevesleri içlerinde kaldı diye, kontrolden çıkıp sokağa taşıyorlar.. Bu sırada Belediye Çay bahçesinde toplanmış birkaç uyanık devrimci var.. Hemen, "Fırsat bu fırsat" diye, seks hayalleri ellerinde kalmış bu öfkeli gençlerin arasına karışıp "Kahrolsun faşizm. Halklara özgürlük" diye slogan atmaya başlıyorlar. En büyük faşist, seks sahnelerini kesen Eko mu acaba?.. Şehir birden büyük bir korsan mitinge sahne oluyor.
"Bu miting, şehir tarihinin en büyük mitingi olarak herkesin belleğindedir" diyor, Muhsin..
Yılmaz Erdoğan'ın önlenemeyen yükselişini anlatan "Yılmaz" adlı romanı mutlak okumanızı tavsiye ederim..
"Star olduktan sonra ne oldu" sorusunun buruk yanıtına da ulaşacaksınız biraz, satırların derinliklerinde..
Ben, öğrencilik, ilk gençlik yıllarından bir günü anlatan bölümü, tümüyle nakletmek isterim son olarak, anlatımın lezzetini bir nebze tatmanız için..
***
Ancak onun da gönlü var kızda. Kız orta ikide okuyor, o ise lise birdedir. İnanmıyor, katiyyen kızın onda gözü yoktur. Burnundan utanıyor, yassı kocaman bir burnu var. Sonra bacakları skodadır, kafası ise üçgen..
Kendini çirkin buluyor.
En iyisi parti vermek..."Ota boka parti vermek." Partilerin değişmez içkisi soda ile koladır. Fon müziği "Aye of the tiger" plağı yeni çıkmış, her yerde bu parça çalınıyor. Hele ortamda bir de içki varsa, ki o her zaman olmaz, o zaman olay büyüktür. Bu vesileyle kızları evlere götürmek ve onlarla dans etmek. Önce hafiften bir müzik çalacak, ortam allahına kadar romantiktir. Bir elinle kızın avucunu alacaksın avucunun içine, öbür elinden arkadan kavrayacaksın. Amaç elden geldiğince hasmına yaklaşmak ve bir punduna getirip yanak yanağa gelmek. Hadi diyelim başardın bunu, yetinmeyeceksin, ikinci hamle gelecek; müziğin ritmine uygun olarak bir bacağını sabit tutacaksın, akabinde tak diye öbür bacağını kızın iki bacağının arasına sokacaksın.
Allah'ım ne büyük zevktir bu. Böyle durarak bir ömür bile tüketebilir. İnsanın vücudunu baştan ayağa elektrik verilmişçesine bir şey sarıyor ki, onu tarif etmek o yaşlarda mümkün değil. Hiçbir cinsel deneyimin yokken, böyle bir sahneyi yaşamak gerekir. Başka türlü anlatılmaz o duygu. Bu duyguyu uzun süreli kılmak için, lise birdeyken, üç defa doğum günü partisi verdiğini hatırlıyor. Her defasında mümkünse farklı kızlarla.
Bir kadın bedeninin şehvetle özlendiği yıllardır. Vücudunda bir takım değişmelerin farkına varalı epey olmuş. Geceler boyunca yatağa girer girmez, o solucan gelip beynini kemirmeye başlıyor. Çıplak bir beden düşünüyor. Yanında yatan, okşamaya kalkıştığı, dudaklarından öpeceği, belki daha da ileri gideceği bir kadın bedeni. Karışısına çıkan, sokakta gördüğü, okulda yanında oturan bütün güzel kızlar, geceleri yatağında ziyarete geliyor, hemen sevişmeye başlıyor. Henüz hiçbir kızı öpmemiştir. "Disiplin kurulunda tartışılan hiçbir aşkı" olmamıştır. "Topluca gidilen okul pikniklerinde" gözüne kestirdiğinden gözlerini ayırmamış, hayalinde onlarla istediği oyunları oynamıştır.
Hakan&Utku'dan tatil keyfi..
Referandum Soruları
Madem ortada referandum lafları dolaşıyor, hazır halka gidiliyor, referandumu tek bir soruyla geçiştirmeyelim, birkaç soru daha soralım ki, soru başına düşen maliyeti 30 trilyondan 1.5 trilyona falan indirip, ekonomik olalım...
İşte bizim aklımıza gelen diğer referandumluk sorular...
* Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne katılmaya devam etsin mi? Yoksa millet Fenerbahçe'ye katılmaya mı devam etsin? (Gülmekten)
* İbo, Asena'yla mı yoksa Derya'yla mı evlensin?
* Aynı anda 4-5 kadını birden idare eden İbo, "Yetmez mi" adlı son şarkısını kendisi için mi yazmıştır, yoksa sevgililerinden biri için mi?
* Sizce gerçek Dabbetül Arz (Kıyamet alameti) hangisidir? Reha Muhtar mı yoksa Banu Alkan mı?
* Derviş giderse topluca derviş olur muyuz?
* Terim'in başını yemek isteyen İtalyan basınıyla mücadele etmek için İtalya'ya spor yazarı yollayalım mı?
* Türkiye Afganistan'a asker mi göndermeli, yoksa milletvekili mi?
* Cennette erkeklere Huri var. Kadınlara da Nuri olsun mu?
* Kamer Genç'in tekrar Meclis Başkanvekili olması, Dabbetül Arz mıdır?
* Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı tatilleri birleştirilsin mi?
* Bir türlü paylaşılamayan "Sürünüyorum" şarkısı Harika Avcı tarafından mı Hande Yener tarafından mı yoksa komple Türk Halkı tarafından mı söylenmelidir?
* Tarkan'ın "Ay kahroldum" şarkısı yeni halk marşımız olsun mu?
* Televole ve benzeri magazin programları KezZAPlansın mı?
* Denizli Şampiyonlar Ligi'ni sıfır puanla kapatırsa takımı nereye saklasın?
* Yaşgünü Partisi kurulsa oy verir misiniz?
* Mankenden oyuncu, şairden Başbakan olur mu?
* Pilavın üstüne zeytinyağlı barbunya konur mu?
* Yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar... sağlar?
* Boyu mu önemli, işlevi mi?
* Hazır-Kartçı Özgür Kızın sevgilisinin telefon numarasını bilmemesi normal midir yoksa biri bizi işletiyor mu?
* Milletvekili lojmanları aşevi yapılsın mı?
* BBG yarışmasında asabiyetiyle herkes bezdiren Edi adlı şahıs, Sine-i Susam Sokağı'na dönmeli midir?
* Gülbenci misiniz, Hülyacı mı?..
* Reha Muhtar Mahallenin Muhtarları'nda oynasın mı?
* Küçük Zehra anası gibi tenisçi mi olsun yoksa babası gibi golfçü mü?
* Şarbonlu mektup Türk'e bir şey yapar mı? Osman Durmuş basın toplantısı yapıp şarbonlu bir mektup açsın mı?
* Cep telefonu mesajıyla kız istensin mi?
* Durmadan zam yapılan köprülerin adlarıı Deli Dumrul I ve II diye değiştirilsin mi?
* Millet ucuz diye bayat ekmek kuyruğunda ihtiyarlarken, referanduma giderek dünyanın parasını harcamamız normal mi?.
hakanutku@hotmail.com
Pazar Neşesi
Pazar Neşemiz, Los Angeles'ten Kazım'dan geldi gene.. Dünyanın en entel kırmızı noktalı fıkrası.. Bayıldım, bayıldım..
Adam Paris'in en ünlü evine gelmiş.. Madamdan "En güzel, en dişi, en seksi, en vahşi kızı" istemiş.. Çıkmış odaya soyunmuş.. Az sonra kız gelmiş, daha kapıdan girer girmez, kahkahayı koparmış..
"Bununla mı" diye işaret etmiş "Bu kuş parmağın yarısı ile mi, Paris'in en ünlü fahişesini istedin!.."
Adam gülümsemiş, hafiften.. Sonra gürlemiş:
"Kalk, Sezar!.."
..Ve Parisli kadının dudakları uçuklamış anında.. "Bu..Bu nasıl bir şey.. Bu müthiş şeyi, bütün kızlar görmeli.." Koşmuş aşağı, bütün kızları toplamış, getirmiş odaya.. Gören bayılıyor..
Biri demiş ki.. "Ben Paris'in bütün erkekleri ile yattım, böylesini görmedim.."
Öteki demiş ki.. "Ben Avrupa'nın bütün erkekleri ile yattım, böylesini görmedim.."
Daha öteki demiş ki.. "Ben bütün dünyanın erkekleri ile.."
"Hanımlar, hanımlar" diye bağırmış adam, çığlık çığlığa kızlara dönüp..
"Ben buraya Sezar'ı övmeye değil, gömmeye geldim!.."
Kamuran!..*
Kamuran İnan, durur durur, kendini hatırlatır.. Cuma günü gene gündeme girmeğe karar vermiş olmalı.. CNN'de onunla ilgili bir haber vardı..
Spiker kız, "Kamuran" diyor.. Baştaki "Ka" var ya.. "Kağıt"ın "Ka"sı benim bildiğim.. İnce.. Spiker "Kabak"ın "Ka"sı gibi okuyor.. Kalın..
Şimdi böyle okuyan çok ciddi bir haber televizyonun spikeri olmasa, güler geçerim.. CNN'de duyunca, 40 yıldır bildiğimden şüpheye düştüm..
Sahiden "Kabak"ın "Ka"sı olmasın?..
BİZİM DUVAR
Kahramanmaraş'ta ampul şeklinde 250 kiloluk dev bir dondurma yapılmış. Hemen Tayyip Erdoğan'a hediye etsinler. Hazretin ampulu de ufak ufak erimeye başladı.
Hakan&Utku
SEVDİĞİM LAFLAR
İnsanlar, kendilerini yalana zorlayandan nefret ederler.
Victor Hugo (1802- 1885)
EĞER..
..dünyanın en kötü işini seçmenizi söyleselerdi, ne derdiniz?.
..bir televizyon karakterinin dizide giydiği herşey size verilse, hangi dizinin hangi oyuncusunun kılıklarını seçerdiniz?.
..yaşadığınız bir tatili hayatınızdan silmeniz, onunla ilgili tüm anıları unutmanız ve harcadığınız bütün paraları geri almanız mümkün olsaydı, hangisini seçerdiniz?.
|