HULKİ CEVİZOĞLU
|
  
Yardımcı peygamber olur mu?
İlk kez duyduğumda şaşırdım. Israrla sordum, "Cahilliğime verin hocam, peygamber yardımcısı bir başka peygamber nasıl olabilir?.."
Konuyu ilk kez açan Marmara Üniversitesi (MÜ) İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı idi. "Bir topluma iki peygamber" geldiğini söylüyor, ben sordukça "Evet, gelmiştir" diyordu. Önce inanamadım. Çünkü, bana göre, "peygamberlik kavramına ters" gibi geliyordu duyduklarım. Çünkü ben, "Her topluma bir peygamber" geldiğini okumuş, ama "bir topluma iki peygamber" geldiğini okumamıştım.
Prof. Bayraklı, daha çarpıcı bir açıklama yaptı:
"Bir topluma iki peygamber, üstelik aynı anda gelmiştir !.." Aynı anda iki peygamber !..
Düşünebiliyor musunuz, Allah bir topluma önce bir peygamber gönderiyor, ondan halkına emirlerini tebliğ etmesini istiyor, sonra o tebliğ devam ederken aynı anda ikinci bir peygamber daha gönderiyordu!.. Peki, ilk peygamber başarısız mı olmuştu?.. İkinci peygambere gelen vahiyler, ilk peygambere gelen vahiylerin aynısı mı, tamamlayıcısı mı idi? Çok karışık bir konu.
Prof. Bayraktar Bayraklı açıkladı: "Bu tarihte iki kez görülmüştür. En önemlisi Hz. Musa döneminde gelen ikinci peygamber, üstelik onun kardeşi Hz. Harun'dur." Bu konu çok tartışılacak ve galiba yine biz tartışacağız.
Bu bir ilk
Türkiye'de Kur'an'ı Kerim'in tefsirlerini genellikle ilahiyatçılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı yapıyor. Oysa yıllardır, bu tefsirlere (yorumlara) diğer alanlardaki bilimadamlarının da katılması ve kendi uzmanlık alanındaki bilgileri dini açıklamalarla birleştirmesi arzulanırdı. Geçen cumartesi günü Ceviz Kabuğu programının geç vakitlerinde (sabah 03.30'da) bu konuda bir ilk gerçekleşti.
Kamuoyunun bazı kesimlerinin "ateist" olarak suçladıkları Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Demirsoy ile Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı karşılıklı konuşurken yıllardır arzulanan bu durum için ilk adım atıldı.
Prof. Dr. Ali Demirsoy, ilahiyat profesörüne "tefsir" vermeye razı oldu: "Diyanet İşleri kabul ederse Kur'an tefsirine ben de katılırım!"
Birkaç gün önce yeni bir tefsir çalışması çıkan Prof. Bayraklı bu olumlu açıklamayı kaçırmadı ve şu çağrıda bulundu:
"Nisa Suresi'nin 1. Ayetinde insan ve tüm canlıların yaratılışına ilişkin bilgiler var. Bu konuda bir makale istiyorum sizden. Canlıların ve insanın kökeni, DNA'nın sırrı konusunda sizden bir makale istiyorum. Gerekirse Tefsir kitabımdaki izahımı değiştireceğim ve sizin yorumunuzu kullanacağım." Bu arada, Prof. Demirsoy önemli bir konuya da açıklık getirdi: "Ben ateist değilim, agnostiğim. Öğrendiğimi kabul ederim, onun dışındakini kabul etmem."
Hangi İslâm?
İslâm ülkelerinin niçin geri kaldığı tüm dünyada tartışılırken, ülkemizde de "Türk Müslümanlığı" üzerinde duruluyor. Oysa, İslâm konusu o kadar çok ayrımlara tâbi tutulmuş ki, bugün "Ortodoks İslâm"dan, "Heterodoks İslâm"dan, "Halk İslâmı"ndan, "Radikal İslâm"dan, "Tekke İslâmı"ndan ve "Devlet İslâmı"ndan söz ediliyor.
Önceki yıllarda yaptığımız bir programda Prof. Dr. Hüseyin Atay, İslâmiyeti üçe ayırdığını vurgulamış ve bunları "Kur'an'ın İslâmiyeti", "Milletin İslâmiyeti" ve "Ulemanın İslâmiyeti " olarak açıklamıştı.
Prof. Atay, "Halkın uyguladığı din, ulemanın dinine aykırıdır" derken ben de soruyorum.
İslâm ülkeleri bakalım ne zaman "tek bir İslâm" ve "tek bir anlayış" çizgisine ulaşacak?
|