  
Sadun Aren'in telefonu
Kemal Derviş göreve başladığı ilk günlerde, pek alışılmadık bir şekilde işe koyulmuştu. Duruma nasıl baktıklarını öğrenmek, görüşlerini dinlemek için sendikalar ve meslek örgütleriyle görüşmek istedi.
Görüşme listesinde ilk sırada Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu vardı. Görüşmeden bir gün önce akşam saatlerinde DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin telefonu çaldı, arayan Profesör Sadun Aren'di.
Sadun Aren, ekonomi hocası olarak hep sosyalist fikirleri savunmuş, bu fikirler için siyasi çalışmalar yapmış, haksızlıklara uğramış, hapishanede yıllarca kalmıştır. Prof. Aren'in sosyalist düşüncesinde bir değişiklik olmamıştır.
Sadun Aren hoca, yıllardır görüşmediği Çelebi'yi, ertesi gün Derviş ile görüşeceğini duyduğu için aramıştır. Hocanın, DİSK Başkanı'na söylediği özetle şudur: Şu anda IMF ile anlaşmaya toptan karşı çıkan bir üslubun anlamı yoktur; tam tersine IMF ile güçlü bir şekilde konuşmak ve pazarlık etmek gerekir; bu gücün kaynağı Türkiye'nin coğrafyası, sanayii, insan gücü, ekonomik potansiyelidir; IMF ile görüşürken, tartışırken Türkiye'nin bu gücü anlatılmalıdır; demokratik katılımla sivil toplum örgütlerinin bilinçli katkısı, tartışmalarda değişik görüşlerin yer almasıyla, her türlü pazarlıkta Türkiye çok daha güçlü olacaktır.
Türkiye'nin gizli gücü
Sadun Aren hocanın, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'den, Devlet Bakanı Kemal Derviş'e anlatmasını istedikleri özetle bunlardır.
Sosyalist düşüncelerin kararlı savunucusu olan Sadun hoca ile DİSK Başkanı arasında geçen bu konuşma, Türkiye'nin "gizli gücü"nün anlamlı bir özetidir aynı zamanda.
Krizin bir yıllık gelişimine bakıldığı zaman farklı siyasi görüşlere sahip olsalar da DİSK'in de Türk-İş'in de, TÜSİAD'ın da TOBB'un da, bütün meslek örgütlerinin de en sorumlu ve ciddi tavırlar içinde olduklarını kimse inkâr edemez.
Bütün toplumun yarıdan fazla fakirleştiği, bir yılda işini kaybeden insan sayısının bir milyona ulaştığı, hâlâ işyerlerinin kapandığı bir ortamda "sorumluluk", "olgunluk" ve "ciddiyet" kavramları toplumun bütün kesimlerini temsil eden örgütlerde ve bütün Türk halkının tepkilerinde anlam bulmuştur.
'Ciddiyet süsü' ile ciddiyet
"Ciddiyet" çok önemli bir kavramdır ve kendine "ciddi insan süsü vermekle" ciddi olunamaz.
Kemal Derviş, önceki gün yaptığı televizyon konuşmalarının birinde şöyle diyordu: "Ciddi ve kararlı gidersek, Türkiye bu bunalımdan güçlü bir şekilde çıkacak. 3-6 ay içinde bunalımdan çıkış mümkün..."
Derviş'in iki cümlesinde iki büyük "kuşku" ifadesi var. Önce "ciddi ve kararlı gidersek" diyor ki, bundan çıkabilecek birinci sonuç "bugüne kadar yeterince ciddi ve kararlı gitmediğimiz", ikinci sonuç da "bundan sonra ciddi ve kararlı gideceğimizin garanti olmadığı"dır. Derviş, ikinci cümlesinde de 3-6 ay içinde bunalımdan çıkış mümkün" diyor. Yani sadece "mümkün" diyor, "çıkacağız" diyemiyor.
Derviş bu konuşmalarında başka "malum"ları da ilan etti: "Yolsuzluk düzeninin ortadan kalkması gerekiyor... Yönetimde eşgüdüm sağlanması gerekiyor... Güven sorunu da bunlardan kaynaklanıyor..."
Sorumluluk... Ciddiyet... Güven...
Prof. Sadun Aren, farklı görüşlere sahip olsalar da, bütün öğrencilerinin büyük saygısını ve sevgisini kazanmış bir hocadır.
|