kapat
24.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

"Şimdi zamanı mı?" hastalığı

Çok "küçük" yaşıyoruz da, ondan mı...Lafımız hep "büyük" olsun, fikrimiz hep "büyük" meselelere takılsın, tartışacaksak "büyük" tartışalım istiyoruz.

Sanki yiyen, içen, gülen, üzülen, sevinen, acı çeken, bin bir türlü hazlara ve kaygılara sahip insanlar olmak ve kendimizi ciddiye almak ayıpmış gibi davranıyoruz.

İtiraz itiraz üstüne...

Nargilecilerin Beyoğlu Belediyesi tarafından çirkin bulunan çardakları gerçekten görüntü kirliliği mi yaratıyor?

Canım, bu dönemde bu tartışmanın ne yeri var; dünya yıkılıyor...

İnsan klonlamak nasıl bir dünyanın kapılarını açıyor sence?

Şimdi bırak bunu; bana terör ve teröre karşı savaşın nasıl bir dünyaya kapı açtığını söyle...

İstatistiklere bakılırsa kadınlar daha çok aldatmaya başlamışlar, ne diyorsun?

Yahu kardeşim, şu dönemde konuşacak konu mu bulamadın, Allah aşkına!..

Yoksullar daha çok ve derinden aşık oluyormuş, ilginç değil mi?

Bırak yoksulların aşkını, yoksullukla nasıl savaşılacak ondan söz et!

Bu yılki Bienali nasıl buldun, modern sanat açısından doyurucu muydu?

Ne modern sanatı, bana modern siyasetten söz et!

Böyle gider itirazlar... Listesi öyle uzundur ki, bitmez tükenmez.

En son geçen gece "Teke Tek"de rasladım bu tür yaklaşımın en keskin örneklerine:

Dabbetülarz'dan söz etmiştiniz, gerçekten Hawking Dabbetülarz mı?

Efendim, geçin bunları, asıl memleketin halini konuşalım, o önemli.

İslama göre kıyamet önceden kestirilebilir mi?

Efendim, asıl memleketimizin içine düştüğü rezilliği tartışacağımıza bunu tartışıyoruz, asıl kıyamet orada!

***
Ben de size diyeyim ki...

Asıl kıyamet, aklımızdaki soruları ne kadar iyiniyetle olursa olsun, ertelemektir.

Asıl kıyamet, hazlarımızdan utanmak, meraklarımızı saklamaktır.

Asıl kıyamet, tartışıp tartışıp (iş yapmadığımız için) bir çözüme kavuşturamadığımız sorunların arkasına sığınıp kafalarımızı ve hayatlarımızı sığlaştırmak, daralttıkça daraltmaktır.

Gelişmişlik, soruları ertelememekle; her şeyi birarada düşünmeyi, ayrıntıları, odak konular kadar önemsemekle olur.

Çiçekleri tartışırken böcekleri bir yana bırakmak marifet değil, tersine cahilliktir...

***
"İki kutuplu dünya"nın bitiminden sonra doğan bugünün gençleri bilmiyor; her iki kutupta ("hür dünya-sosyalizm") da zorbalık hep "şimdi bu tartışılmaz, zamanı değil, daha önemli meseleler var!" tezinin arkasına saklanarak işini görmüştü...

Oysa her şeyi aynı anda konuşmalı, her şeyi ciddiye ve hatta gırgıra almalıyız.

Çiçekler, böcekler, asteroidler, küçük ve büyük kıyametler, adaletsizliğin getirdikleri ve götürdükleri, insan genomu, marjinal sanat yapıtları, bir akşamüstü tanyerinin kızıllığındaki güzellik, büyük ve küçük memeler, zenginlerin yoksulluğu ve yoksulların zenginliği...

Daha bir sürü şey... Hepsi, aslında aynı önemde!

Bunu anladığımızda çok şey değişecek!..

ALTYAZI
Eva Peron: İşitiyor musunuz? Bana "fahişe" diye bağırıyorlar, açık açık "fahişe" diyorlar!

İtalyan Amiral: Senyora Peron, aldırmayın. Bu basit bir hata! Bana da hâlâ amiral diyorlar ama denizi bırakalı yıllar oldu.

(Alan Parker'ın 1996 yapımı Evita'sından bir diyalog. Gönderen Gökhan Çağlar'a teşekkürler)

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır