Özal gibi biri olsa.. Düğmeye bassa..
Toplumun dinamiklerine bakıyorum..
İş yapma potansiyelini, hevesini, gücünü görüyorum..
Sonra bir de ekonomik göstergelere bakıyorum..
Aklım almıyor..
Taban tabana zıt..
Bankalarda 69 milyar dolarlık mevduat yatıyor.. Yastık altında 20 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor..
Ama dolar 1 milyon 620 bin lira.. Çok ama çok pahalı..
Bankalar ağzına kadar dolarla doluyken; ülke, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor.. Her geçen gün daha da yoksullaşıyor.. Tüketim olmadığı için üretim durma noktasında.. İşsizlik çığ gibi büyüyor..
1983 yılını hatırlayın..
İçine kapalı siyah-beyaz Türkiye'yi düşünün..
Turgut Özal çıkıp tek başına ülkeyi değiştirmedi.
Sadece yol gösterici oldu.. Ülkenin potansiyeli en son teknolojiyi getirmeye de, kullanmaya da müsaitti..
Türkiye dışa açılmak için yerinde duramıyordu..
Her şey hazırdı.. Bir tek önder yoktu.. Öncü yoktu.. Toplumu kanalize edecek güç yoktu..
Özal bunu yaptı.
Şimdi benzer bir durumla karşı karşıyayız..
Para var.. Üretim yapacak güç var.. En önemlisi, yetişmiş beyin gücü var.. Hem de fazlasıyla var..
Avrupa'ya, dünyaya kafa tutacak müteşebbisler var..
Ama düğmeye basacak kimse yok..
İşte sıkıntı burada..
İddia ediyorum..
Bir adam.. Hedef gösterecek bir adam yeter..
Toplum inanırsa, altı ayda silkinir düze çıkarız..
Yeni nesli harcamayalım
Benİ en çok düşündüren.. Karamsarlığa iten.. İnsan kalitesinin düşmesi tehlikesi...
Çünkü kalite bir düştü mü..
Eski düzeyine gelmesi için çok uzun yıllar gerekiyor.. Bedelini bir nesil ödüyor..
Bilgisayar.. Bugün buzdolabı gibi, çamaşır makinesi gibi, vazgeçilmezler listesine girdi..
Bilgisayar demek bilgiye ulaşmak demek.. Öğrenci için eğitim demek..
Ama çok pahalı..
Bırakın eve almayı.. Okullar bile alamıyor..
Bir kuşak, bilgisayarsız yetişecek..
Ne büyük felâket biliyor musunuz?
Bu, dünyadan geri kalmak demek..
Sadece bu mu? İngilizce kurslarına giden gençlerin sayısı da çok azaldı..
Müzik, bale, resim kursuna gidenlerin de..
Kitap ve gazete satışları da düştü..
Şimdi kalkıp.. İnsanlar ekmek bulamıyor.. Sen neden söz ediyorsun demeyin..
İnsan kalitesi düşerse.. İnsanlar karnını doyurmak için çalışır hale gelirse..
Avrupa ile makas öyle bir açılır ki..
50 yıl geçse toparlayamayız..
Bu gidişle RTÜK, TV'siz kalacak..
RTÜK, 100'e yakın yerel radyo ve TV'nin yayınını durdurdu..
Gerekçe; devlete olan payları ödememek..
Bu, şu demek.. Her TV, reklam gelirinin yüzde 5'ini Üst Kurul payı diye...
Yine yüzde 5'ini eğitime katkı payı diye..
Binde beşini özel işlem vergisi olarak öder..
Yani gelirin yüzde 10,5'i devlete gider..
Şimdi yerel TV'ler bu payı ödeyemiyor..
Neden?
Yine RTÜK Başkanı açıklıyor: "Yerel TV'ler reklam alamıyor.. Alsa bile parasını alamıyor."
Bunu söylüyor.. Ama sonuç yok..
TV'leri tek tek kapatıyor..
Madem kriz var.. Katkı payı saçmalığına son verin..
Müesseseler yaşasın.. Ocaklar sönmesin..
Böyle giderse..
RTÜK kalacak ama TV'ler olmayacak..