kapat
24.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

İşte benim cevabım


İlahiyatçı Prof. Yaşar Nuri Öztürk'ün günlerdir tartışılan Cevap Veriyorum adlı kitabını değerlendiren hukukçu Prof. Hüseyin Hatemi: 'İslamın temel ilkelerini tartışmaya açamazsınız!'
Hukuk profesörü Hüseyin Hatemi, ilahiyatçı Prof. Yaşar Nuri Öztürk'ün yeni kitabı, "Cevap veriyorum"da yer alan iddialara katılmadığını ifade etti. ATV ana haber bülteninde Murat Birsel'in konuğu olan Hatemi, İslam'ın tartışılabileceğini ancak bunun temel ilkeler üzerinde olmaması gerektiğini söyledi.

Birsel'in, Prof. Hatemi'ye ilk sorusu İslam dininin tartışılıp tartışılamayacağı oldu. 'Sünnetin farz olmadığı', 'Namazın üç vakit olduğu' ve 'Cennette kadınlara da erkek verileceği' gibi iddiaların tartışıldığı günlerde Prof. Dr. Hatemi'nin yorumu şöyle oldu:

"İslamiyet'in tartışılabileceğini elbette unutmamalıyız. Ehli Beyt imamları da böyle yapmışlardır. Hatta Kabe'nin içinde İmam Sadık, elini Kabe'nin duvarına yaslayarak o zamanlar materyalist olan Dehli ile İslam'ı tartışmıştır. Ancak Allah'tan geldiğine inandığımız, iman ettiğimiz normlarda yanlışlık olamaz. Kasıtlı olarak ya da olmayarak insanlar yanlış yapabilirler. Temel ilkelere aykırı uygulamalar, örflere aykırılığa yol açar."

İSLAM'DA KUSUR YOK
"İslam'ın özünde, normlar ve temel inaçlarla ilgili bölümünde asla bir kusur yoktur" diyen Prof. Hatemi, uygulama alanındaki bozuklukların tartışılması gerektiği görüşünde. Bu tartışmaların doğruyu bulmaya vesile olacağını belirten Hatemi, Prof. Öztürk'ün 'sünnet' konusunda söylediklerine katılmadığını ise şöyle açıkladı:

"Sünnet konusunda söylenenlere katılmıyorum. Çünkü daha önceki şeriat diye bir şey yoktur. Allah'ın dini tektir ve tek doğru dinin, çeşitli dönemlerde insanlık tarif ettikçe bozuldukça Allah yeniden peygamberler göndererek tebliğ etmiştir."

Sünnetin Hz. İbrahim'den bu yana Tevrat'ta belirtildiğine dikkat çeken Hatemi, bunun tahrip edilmiş bir bilgi olmadığını söyledi. Sünnet'in tahrip edilip, Ortadoğu örfü olarak kabul edilmesi ihtimali durumunda gelen diğer kitaplarda belirtilmemesi gerektiğine dikkat çeken Hatemi, "Hz. Peygamberin, daha önceki Ehli Kitap'ın düzeltmediği şey, demek ki düzeltilmeye ihtiyaç duyulmayan bir şeydir" dedi.

Hatemi, İslam dininin terörle birlikte algılanması ve Müslüman ülkelerin geri kalmışlığı üzerine gelen soruya ise şöyle yanıt verdi:

"Olaya ahlaki bakımdan mı, teknolojik bakımdan mı geri diye bakmak lazım. Teknolojik bakımdan geri olduğu malum. Ancak unutulmamalı ki teknolojik açıdan bakıldığında geri olmak, 'Bunun dini de geridir' diye bir yaklaşımı getirmez.

KADIN ERKEK EŞİTTİR
Kadının İslam dinine göre ikinci sınıf olmadığını ısrarla belirten Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Müslümanlıkta çifte standartın olmayacağını söyledi. Allah'ın, Kuran'da kadınları erkekten daha çok onurlandığını belirten Prof. Hatemi, "Kuran-ı Kerim'de kadınla erkeğin eşit görülmemesine imkan yoktur. Vahiy'de aklen kabul edilemeyecek hiçbir şey yoktur" diye konuştu.

REFORM DENEBİLİR Mİ?
Murat Birsel'in, "İslam hakkında yapılan bu tartışmaları 'reform' mu yoksa 'rönesans' olarak mı görmek gerekir" sorusuna ise Prof. Hüseyin Hatemi, 'vahiy'in bizlere sunduğu temel ilkeler çerçevesinde akıl yürütmenin rönesans olduğunu söyledi. Hatemi sözlerini şöyle bitirdi: "Reform yanlış anlamalara yol açtığı için rönesans diyorum. Değişmez temel ilkeler üzerine değil ama bunun evrensel boyutu elbette konuşulmalı. Mevlana'nın bir sözü vardır: 'Bir minarenin inşaasında bir kerpici yanlış koyarsanız o minare Süreyya yıldızına kadar gider.' Aklımızı toplayalım, temelden ayrılmayalım."

EKRANDA KAPIŞTILAR
Fatih Altaylı'nın sunduğu, Teke Tek programına katılan Prof. Hatemi ve Prof. Öztürk 'Dabbet-ül Arz'ı tartıştı. Hatemi, Dabbet-ül Arz'ın 'Amerika' olduğunu işaret ederken; Öztürk, Kuran'da geçen bu kavramın bir insan olduğunu söyledi.

Öztürk, Kuran ayetlerinde Dabbet-ül Arz'ın bir insan olduğunu, konuşamadığı ve debelendiğini bu nedenle ünlü (sakat) bilimadamı Hawking'in kıyamet habercisi olduğuna inandığını belirtti.

Öztürk ile Hatemi, ayrıca Arap etimolojisi hakkında da yoğun bir tartışmaya girişti. Programa katılan Doç. Dr. Hasan Elik ise Dabbet-ül Arz tartışmasını yersiz bularak, "Zaten bir gün dünyanın sonu gelecek. Boşuna kafa yoruyoruz" dedi.

'Bazıları orijinallik peşinde'
Uluslararası Türk Dünyası İnanç Önderleri Kongresi'ne katılan Demirel, "Bilgisi olan tartışır ama mütedeyyin kütleleri rahatsız etmemek lazım. Kendilerini orijinal gösterme hevesi içindeler. Çok derin mevzulardır bunlar. Namaz 5 vakittir. Ben, Müslümanlar'ın bu inancını dile getiriyorum, bir Müslüman olarak..."

Namaz 5 vakittir
Yaşar Nuri Öztürk'ün son kitabında İslami bazı kavramlara yeni yorumlar getirmesi tartışmalarına Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri Zeki Karakaya ve Mehmet Bayraktar da katıldı. Karakaya ve Bayraktar atv'nin sorularını yanıtladı. "Namaz 3 vakit mi 5 vakit mi?" sorusu üzerine Karakaya şöyle konuştu: "Peygamberimiz bunu bize öğretmiş ve 5 vakit namaz kılmış. Ve namazın 5 vakit olduğunu bize bildirmiştir. Bugün bazı islam ülkelerinde 3 vakit namaz kılınıyor. Bunlar namazın 5 vakit olduğunu reddetmiyor. İkindi ve öğleyi birlikte kılıyorlar. Namaz 5 vakittir. İnsanın bir mazereti dolayısıyla mesela ikindiyi zamanında kılamayacağını kabul ediyorsa, işi müsait değilse, ama zorunlu bir iş şahsi değil, mesela yolculuk hali, o gibi durumlarda ikindi ve öğleyi bir kılsa, akşam ve yatsıyı da bir kılsa bu olur."

ALLAH BİLİR
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mehmet Bayraktar ise "Kıyamet işaretleri var mıdır?" sorusuna "Kıyametin ne zaman kopacağının belirtisini ancak Tanrı biliyor" yanıtını verdi.

Alper URUŞ

www.superbahis.com
www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır