kapat
24.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Rahşan Ecevit piyes yazıyor


Bir süreden beri "Pülümür'de Aşk" adlı piyesinin üzerinde çalışan Rahşan Ecevit, son aşamaya geldi. Ecevit günde birkaç saatini sadece bu işe ayırıyor
DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, 1980 öncesinde notlarını alıp yarım bıraktığı "Pülümür'de Aşk" isimli piyesini tamamlıyor. Yaklaşık bir aydır her gün evde birkaç saat bu piyes için çalışan Rahşan Ecevit, 20 yıl öncesine ait notlarını gözden geçirip birleştiriyor. Rahşan Ecevit'in piyesinde, bir aşk hikayesiyle birlikte 1960'ların Türkiye'si anlatılıyor.

SON RÖTUŞLAR
Çeşitli nedenlerle bir karakolda biraraya gelen insanların konuşmaları Pülümür'deki bir aşk hikayesini içerdiği için, bu hikaye piyese de adını veriyor. 60 sayfa tutması beklenen piyes, "tek perdelik bir oyun" biçiminde düşünüldü. Baştan sona bir karakolun içindeki diyaloga dayanan piyeste, Türkiye'nin eski günlerine dönüşler de yapılıyor.

Rahşan Ecevit'in, "Son aşamaya geldim. Rötuşlarını yapıyorum" dediği piyesi Başbakan Bülent Ecevit de beğendi. Eşinden piyes biçiminde yazılan kitabı bir an önce bitirmesini isteyen Bülent Ecevit, "Burada 1960'ların Türkiye'sini görüyorum" dedi.

PÜLÜMÜR'E ŞİİR
Rahşan Ecevit'in "Pülümür'de Aşk" isimli piyesinin yanı sıra Bülent Ecevit'in de "Pülümür'ün Yaşsız Kadını" isimli bir şiiri bulunuyor. Bülent Ecevit'in 1969 yılında eşiyle birlikte ziyaret ettiği Tunceli''ye bağlı Pülümür için yazdığı şiirinin dip notunda, "Binlerce yıldır birbirine eklenen uygarlıkların bu deprem yöresindeki tek kalıntısı insandır" diyor.

PÜLÜMÜR'ÜN YAŞSIZ KADINI
İşte, Bülent Ecevit'in 1969'da ziyaret ettiği Pülümür için yazdığı şiir:

Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu

yaşını sordum bir giz gibi güldü

kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz

yüzüne baktım bir giz gibi güldü

bir asa vardı elinde

bir solmuş kırallığın

kadifeden harmanisi üzerinde

bir hintliydi o bir selçukluydu

bir ermeniydi bir kürttü bir türk

yaşını sordum bir giz gibi güldü

koluma girdi bir soylu kadınca

tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini

beni tek gözlü sarayına götürdü

köy yapısı kulübesinin

zamanı onda yitirdim ben

yitik zamanlara onda eriştim

en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında

bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim

www.superbahis.com
www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır