|
|
 |
| |
|
Poşetimle sokağa çıkan azaldı
Beymen'in sahibi Cem Boyner,Kriz nedeniyle ortaya çıkan bir trend var. İnsanlar bizden alışveriş yapıyor ama ellerinde paketlerle dolaşmak istemiyorlar. Bu nedenle ev ve ofislere servisimiz arttı
Krizin en çarpıcı itirafı, Cem Boyner'den geldi. Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, ekonomik kriz ve Afganistan'a yapılan saldırıların yarattığı olumsuz ortam nedeniyle, insanların elinde Beymen poşetiyle görülmek istemediklerini belirterek, "ev ve ofise satışlar hiç olmadığı kadar arttı" dedi. 17 Ağustos depremi sonrasında da benzer bir eğilim yaşandığını anlatan Cem Boyner, "Müşterilerimizin içinde ciddi bir kesim, elinde alışveriş poşetiyle dolaşmak istemiyor. Türkiye'nin her yaınndan eve ve ofise servis isteyenler arttı" dedi.
MÜŞTERİ VELİNİMET
1. Uluslararası İstanbul Perakende Konferansı'nda perakende sektörünün bugünü ve geleceğine ilişkin bir konuşma yapan Boyner, kriz dönemlerinde müşteri ve mağazaların yaşadığı değişimleri sıralayarak, "Görüyorsunuz, piyasa yeni satış yöntemlerini emrediyor. Alternatif bir satış kanalını müşterinin talepleri dayatıyor" diye konuştu.
Alışverişte sınırların kalktığını, Batı'da pop corn ile video kasetinin yan yana pazarlandığını anlatan Boyner, "Biz yılda 10 bin sigorta poliçesi satıyoruz. Şimdi Toy's 'R' Us'larda kasanın yanında annelere çocuk sigortası satıp satmamayı araştırıyoruz. Çarşı mağazalarında valizlerin yanında seyahat sigortası satmanın koşullarını planlıyoruz. Aynı müşteriye farklı hizmeti nasıl sunarız, onun peşindeyiz" diye konuştu.
IZDIRAPLI DÖNEM
Krizin, pek çok perakende zincirini kapanma noktasına getirdiğini söyleyen Metro Türkiye Genel Müdürü Hakan Ergin de, gıda ağırlıklı zincir mağazacılıkta arzın talepten fazla olduğunu söyledi. Ergin, "Çünkü beklenti çok fazla ve buralarda ızdıraplı bir dönem yaşanıyor" dedi.
Geleneksel perakende zincirlerinin daha kârlı hale geldiğinden yakınan Ergin, "En önemli rakibimiz Salıpazarı. Toplam 25 bin metrekarede 100 bin insan iş yapıyor. Buralarda kayıtdışı ekonomi nedeniyle organize perakendecilere karşı ciddi bir haksız rekabet oluşuyor" dedi. Büyük marka sahipleri ile perakende zincirlerinin iş ortaklığından çok sürekli bir çatışma içinde olduğunu vurgulayan Ergin şunları söyledi:
YABANCILAR GELMİYOR
"Bu durum da marketlerin kendi öz markalarına verdiği değeri artırdı. Biz Metro olarak deterjandaki toplam karın yüzde 55'ini kendi markalarımızdan sağlıyoruz. Şimdi üst sınıf bir deterjanı kendi markamızla konumlandırma çalışması yapıyoruz. Türkiye'de perakende sektöründe sadece 2 yabancı grup kaldı. Oysa Polonya'da 12 tane, Macaristan'da 11 tane yabancı gıda perakende zinciri var. Türkiye'de yatırım izinleri yabancıları bezdiriyor. Elimizde içinden çıkamadığımız, bataklığa dönmüş araziler var."
Rakibin papyonunu mağazamda sattım
Boyner, kriz dönemlerinde müşteri ve perakende zincirlerinin davranışlarının değişmek zorunda olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Artık pazardan ne kadar pay aldığımız değil, müşterinin cüzdanından ne kadar pay aldığımız önemli. Kapılarında farklı isimler yazan müesseselerin yan yana gelip en iyi yaptığı işe yoğunlaşması gerek. Vakko örneği veriyorum, çünkü piyasada rakip olarak konumlandırılıyoruz. Biz Beymen'de, pek çok Vakko papyon sattık. Müşteri istedi, o sırada elimizde yoktu. Koşarak gidip Vakko'dan aldık ve müşteriyi çevirmedik. Çünkü o müşteriyi papyonsuz göndermek çok pahalıya patlar."
Bahçe felsefesi Alarko'ya 10 milyon $ kazandırdı
Toplantıda konuşma yapan Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton ise "Felsefe okuyun" çağrısında bulundu. Alaton, "Felsefe okuyunca rekabette bir adım önde olmak için yeni yollar keşfedeceksiniz" diyerek şu örneği verdi:
"Alkent 2000'i hayata geçirirken, evlerin bahçelerinin sitede yaşayan herkesin ortak malı olması gündemdeydi. Ancak herkese ait olan şey, hiç kimseye ait değildir ve hor kullanılır. Bu bilinçle, bahçeler için bir çare düşündük ve bulduk. Evlerin üst katlarındaki konut sahiplerinde bahçe üzerindeki haklarından feragat ettiklerine dair bir yazı aldık. Zemin katlar daha ışıksız idi ama yeni bir karakter kazandırdık. Üst katlar 150 bin dolar iken ve aslında alt katlar için 75 bin dolar bir bedel düşünülürken, alttakilere kazandırdığımız yeni kimlikle 'bahçeli daire' olarak pazarlayarak 175 bin dolara sattık. Üst kattakiler aşağıya baktıklarında bakımlı bahçeler görerek mutlu oldu, zeminde oturanlar bahçeli bir evde yaşamanın keyfiyle mutlu oldu. Toplam 47 blokta 94 zemin dairesinden fazladan 100'er bin dolar kazandık. İşte bu zemin katlara felsefi bir gözle yaklaştık. Orada bir mutluluk yarattık. Bu da bize toplamda 9.5-10 milyon dolar ek kâr sağladı."
|
|
 |
|