kapat
21.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Krallık kurmak istedi


Ali İhsan Karacan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ilk başkanı Zekeriya Temizel'i hata yapmakla suçladı. Karacan'a göre kurul kararı olmadan suç duyurusu yapan BDDK Başkanları, hukuki sorumluluk ile karşı karşıya kalacak
Özerk bir kurum nasıl olmalı? Sermaye Piyasası Kurulu'na 3 yıllık başkanlık yapan Ali İhsan Karacan bu konunun otorite isimlerinden biri. Karacan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) teşkilat yönetmeliklerinin 'bilinçli' bir şekilde eksik ve 'tek adama' yönelik düzenlendiğini savunuyor.

Dün Karacan'ın büyük tartışma yaratacak açıklamalarına yer vermiştik. Karacan, BDDK'nın karar organı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun yasalara uygun bir şekilde işletilmediği endişesini dile getirerek "Kurul üyelerinin onayı ve imzası olmadan, sadece başkan kararı ile suç duyuruları yapıldığını duyuyorum. Eğer öyle ise açılmış davalar bile düşebilir" şeklinde özetlenecek bir yorumda bulunmuştu.

YÖNETMELİKTE ZAAF VAR
BDDK, Karacan'ın bu açıklamalarına henüz bir açıklık getirmedi. Ancak Karacan'ın tespitleri bununla da kalmıyor. Özellikle Maliye eski Bakanı, BDDK'nın ilk Başkanı Zekeriya Temizel hakkında da ağır suçlamalarda bulunuyor. Karacan, Temizel'in BDDK yönetmeliğini hazırlarken tek karar verici olmak için bilinçli bir düzenleme yaptığını ve Kurum'da adeta bir "krallık" yaratılmak istendiğini ileri sürüyor. Karacan yazısında BDDK kurulurken, medyanın tavrını da eleştirerek üstü kapalı bir şekilde, "hortumcu muhabbeti ile Temizel'in siyasi hedeflerinin birleşince, BDDK'nın teşkilat yapısı, kanuna uymayan tarzda ve bilinçli bir şekilde farklı dizayn edildi" yorumunu yapıyor.

MİSYON KAYMASI
Karacan'ın Dünya Gazetesi'nin internet sitesinde yayınlanan ve Temizel'i de eleştiren makalesinden bazı çarpıcı bölümler şöyle:

İyi dizayn edilmemiş bir özerk kurumun uygun olmayan, gerekli ve yeterli nitelikleri taşımayan atamalarla işe başlaması halinde ise başarısızlık mutlak ve kaçınılmaz bir sonuçtur. Nitekim BDDK nın da başına gelen budur...

BDDK kuruluşundan beri özerk kurum gelenekleri açısından bazı gariplikler taşıyan bir kurum oldu. Bu garipliklerin ortaya çıkmasında eski Başkanı'nın (Zekeriya Temizel) daha kuruluş aşamasında bu kurumun misyonunu ve işleyiş tarzını bozmasının büyük katkısı var. Ancak tek kusurlu Sayın Temizel değil. Bunda en az, hatta daha fazla politikacılar, Hükümet, o günkü ilgili Devlet Bakanı, ilk Kurul üyeleri de kusurlu. Hatta bu bozulmada belki de en büyük etken medyanın o sıralarda yaptığı yayınlar ve konuları ele alış tarzı. Çünkü bir kısım medya BDDK ya kuruluş amacı dışında başka misyonlar biçti ve ilk Başkanı da (Temizel) biçilen bu misyonu orta vadeli kişisel amaçlarına uygun bulduğundan, BDDK misyon kayması ile karşılaştı .

Sermaye Piyasası Kurumu ve Rekabet Kurumu yönetmelikleri bu kuruluşların karar organlarının görev, yetki, toplantı ve kararları konusunu tereddüt ve keyfiliğe yer bırakmayacak şekilde çok ayrıntılı bir biçimde ve sayfalar boyu düzenlemişlerdir. Buna karşın Bankalar Kanunu, kanunun uygulaması ile kurum karar organı olan Kurulu yetkili kılmış olmasına rağmen BDDK Teşkilat Yönetmeliği, karar organı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile ilgili tek bir maddeye sahiptir ( m.5) . Bu madde ise kısa ve tek bir cümleden ibaret olup Kurulu'un Kurum karar organı olduğunu yineleyip "Bankalar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde kendisine verilen yetkileri kullanır" denilmektedir.

KAFALARI KARIŞTIRDILAR
Kurul karar organının toplantı ve karar usulleri, yönetmelikte ayrıntılı bir biçimde yer almalıydı. Bu bir hatadır ama yanlışlıkla yapılmak yerine amaçlı olarak yapılmış bir eksikliktir. Buna karşılık Yönetmeliğin m.6 ile başlayan üçüncü Kısım'ı "Kurul Başkanlığı " başlığını taşımaktadır . Bu bölümde ilk madde olan 6'ıncı madde" Kurumun görev ve yetkileri " başlığını taşımaktadır. Halbuki Kurum bir tüzel kişiliktir ve kanunla kuruma verilen görev ve yetkiler onun karar organı olan Kurula aittir . Kurulun görev ve yetkileri kısmında olması gereken bir madde kanımca bilinçli bir biçimde Kurul Başkanlığı bölümüne kafaları karıştırmak ve tereddütler yaratmak amacıyla kaydırılmıştır.

Nitekim söz konusu madde, bu maddede yer alan görev ve yetkilerin nasıl kullanılacağını ve karara bağlama sürecinin nasıl gercekleştirileceği konusunu sessiz geçmistir. Kanımca bu bilinçli yapılmıştır .

HER CÜMLESİ PLANLI
Buna karşılık m.7 "Başkanının görev ve yetkileri" başlığını taşıyor . Maddeye göre Başkan Kurum'un en üst yöneticisidir ve Kurul'ca alınan kararların yürütülmesini sağlamak için her türlü önlemi almakla görevlidir. Halbuki özerk bir kurumun en üst yönetimi o kurumun karar organıdır.

Yönetmelik kanımca her cümlesi planlı bir biçimde yetki ve görev karmaşası yaratmak amacıyla tanzim edilmiş, ayrıntılı bir biçimde düzenlenmesi gereken konularda tek bir cümlesi dahi olmayan, karar organı olan Kurul'un görev ve yetkilerinde tereddüt yaratan bir düzenlemedir.

TEK ADAM YÖNETİMİ
Bu yönetmelik neden böyle amaçlı bir biçimde ve özerk kurum ilke ve kurallarına aykırı bir biçimde düzenlendi. Neden mi ? Bunun cevabı basit ve açık. Bu kurum ilk Başkan'nın kafasında özerk bir kurum ilke ve kurallarına göre yönetilmek amacıyla dizayn edilmedi de ondan.

Daha başlangıçta karar organı olan özerk bir kurum yerine tek bir kişinin "irade-i seniye" si ile yönetilmek üzere geleneksel bir kamu kurumu gibi yönetilen ve karar alan buna karşılık geleneksel bir kamu kurumu gibi hesap vermeyen bir "krallık" yaratılmak amaçlandı da ondan.

Sayın Bülent Ecevit BDDK'dan hoşlanmıyor imiş.

Bu kurumu böylesine yanlış bir biçimde kuran kişilerin atamaları ile yine yanlış yapılanmaya neden olan yönetmeliğin altında Sayın Ecevit'in ve diğer bakanların imzası var. Ancak onları yanıltan belki de o günlerdeki medyanın tavrı.

Karacan'dan çarpıcı sözler
* BDDK gariplikler taşıyan bir kurum oldu.

* Temizel daha kuruluş aşamasında BDDK'nın misyonunu ve işleyiş tarzını bozmada büyük katkı yaptı.

* BDDK'da misyon kayması oldu.

* BDDK'nın yönetmelikleri amaçlı olarak eksik düzenlendi.

* Kurum oluşturulurken, tek bir kişinin irade-i seniye'i ile yönetilmek ve krallık yaratılmak amaçlandı.

Başkanın hukuki sorumluluğu doğdu!
Karacan, makalesinde, Bankalar Kanunu ile ilgili suç duyurularına değinerek şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Bankalar Kanunu ile ilgili suçlarda soruşturma yapılabilmesi ancak ve ancak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ve talebi ile mümkün ve bu konuda tereddüt yok. ( madde 24/1 )

Öncelikle suç duyurularının gerisinde eğer usulüne uygun olarak alınmış bir Kurul kararı yok ise bu suç duyurularının hukuksal açıdan geçersiz olduğunu ve yetkisiz bir merciinin hukuksal değeri olmayan bir talebi olduklarını düşünüyorum. BDDK Başkanı'nın kurumu adına ancak kurulca alınan karar doğrultusunda suç duyurusunda bulunma yetkisi var. Kurumu temsil etme yetkisi Başkana kurul kararı olmadan suç duyurusunda bulunma yetkisi vermez."

Bu değerlendirmelerin ardından Karacan, BDDK eski Başkanı Zekeriya Temizel'i de yakından ilgilendiren şu soruyu soruyor:

"BDDK Başkanı'nın Kurul kararı olmadan savcılığa suç duyurusu ile birlikte göndereceği rapor ve bilgiler acaba yargılama açısından kanunsuz elde edilmiş delil durumuna düşerler mi ?

Eğer suç duyurularının ardında, suç duyurusunda bulunma kararı almada tek yetkili olan Kurul'un bir kararı yok ise bunun sonuçları nelerdir?

Kurul Kararı olmadan yapılan suç duyuruları bunu yapan kişinin yani BDDK Başkanı'nın hem cezai hem hukuki sorumluluğunu doğurur.

Ayrıca görevlerine sahip çıkmayan diğer kurul üyeleri için de aynı sorumluluk söz konusudur. Bu yaklaşım ve yönetim anlayışının bir diğer sonucu ise özelde BDDK'nın özerk bir kurum olarak güvenilirlik ve itibarının zedelenmesi; genelde de özerk kurum modelinin bir idare hukuku modeli olarak yara almasıdır..."

ALİ İHSAN KARACAN KİMDİR?
1951 yılında Ceyhan'da doğan Ali İhsan Karacan, 1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni, 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1973 yılında girdiği Maliye Bakanlığı'nda 1981 yılına kadar Bankalar Yeminli Murakıbı olarak görev yaptı. 1994-1997 yıllarında SPK Başkanı idi. Karacan şu anda Çukurova Holding Yönetim Kurulu üyesi.

BDDK yeni baştan kurulmalı
Yıllarını devlette üst düzey bürokrat olarak geçirmiş 3 yıl SPK Başkanlığı yapmış Ali İhsan Karacan, bundan sonra ne yapılmalı sorusuna da şu yanıtı veriyor: " Çözüm BDDK'nın yeni baştan kurulmasından geçiyor. Bu ise Mali Piyasalar Kurulu'nun kurulması ile olası. Ancak, Mali Piyasalar Kurulu yepyeni bir kurum olarak kurulmalı ve BDDK kurulurken yapılan hata ve yanlışlıkların yinelenmemesi gerekli.

www.superbahis.com
www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır