Avrupa ikincisi olmak bile küreselleşen, ortak doğrular bulma yarışındaki dünyaya zamanında entegre olmamızı sağlayamıyor ne yazık ki. Ya bir şeyleri eksik yapıyor ya da kişisel haset denizinde, ihtilaç içerisinde boğulmakta olduğumuz için günün gerçeğini yakalayamıyoruz.
Yıllardır saha ve televizyon seyircisini hızla yitiren basketbolumuzu Avrupa Şampiyonası'nda alınacak en iyi derecenin bile kurtarmaya yetmeyeceğini aklı eren herkes söylüyor. İlaveten ben reçeteyi de veriyorum.
Profesyoneller kendi işleri olan ligi, Süper Lig adı altında ayrı organize etmeli ve geliri kendilerine ait ligle Avrupa arenasına çıkmalı. Devletin profesyonel basketboldan elini çekmesi, Federasyon'un da asli işi olan amatör basketbol ve milli takımlarla uğraşması projesi bu özetle.
Yine kendine pay çıkaracak diye hemen korkmayın. Hiçbir özgün yanı yok bunun. İşte ULEB'in tek Avrupa Ligi Euroleague'i devralması ve başarıyla uygulaması. Basketbol naklen yayınlarını alıcısız hale getirmeyi başardıkları (!) için seyredemiyoruz ama ULEB ekibi, Ülker ve Efes Pilsen'in katılımlarıyla nefis bir lig ve görsellik dolu basketbol sergiliyor.
Ve galiba yazılarım İsrail'de daha fazla okunuyor. 10 Birinci Lig takımı temsilcileri geçen haftayı bağımsızlık günü ilan ederek İsrail Federasyonu bünyesinden ayrılarak kendi liglerini kurma kararı aldılar.
Aklın Türkçesi ile İbranicesi ve İspanyolcası farklı değil. Ne devlet, profesyonellik içerisinde vergilerden sağlanan paraları çarçur etmeli ne de profesyoneller fahri bürokrasinin elinde yatırımlarını sokağa atarak oyuncak olmalıdır.
Basketbolsever medyamıza düşen de, çekememezlik kokan komplo teorileri ve komik iftiralar yerine basketbolumuzun kurtuluşu için düşünce ve girişim üretmek olmalı. Çok yakında yazacak basketbol kalmayacak.