Dünyanın en hantal ve en verimsiz devlet bürokrasisi Türkiye'de.. İktidarlar devlet dairelerini mahşer yerine çevirdi.
Ekonomi büyürken buna kimse itiraz etmedi ve 1 milyon 100 bin olan memur sayısı yirmi yılda 2 milyona dayandı.
Ülke ekonomisi bu yıl yüzde 8-9 oranında küçülecek, vergi gelirleri bu yükü taşıyamaz duruma gelecek.
IMF "devleti küçültün" diyor.
Kredi dilimlerinin gelmesi ve önümüzdeki yıl ödenmesi gereken 5 milyar dolarlık borcun ertelenmesi, bu konuda alacağımız tedbirlerin beğenilmesine bağlı.
Ama belli ki iktidar bu baskıyı savaş şartlarının Türkiye'ye kazandırdığı avantajları kullanarak püskürtmeye çalışacak.
Baştakilerin devleti küçültmeye niyeti yok. Ecevit "Devletin küçültülmesinden ziyade özel sektördeki küçülmenin durdurulmasına gereksinim var" diyor.
Devleti küçültmeden üretimi canlandıracak kaynağı yaratmak mümkün mü?
Ecevit'e göre mümkün.. Çünkü Türkiye'ye yardıma Batı'nın eli mahkum. "Herhalde gereğini yapacaklardır. Yapmazlarsa bizim de gerekli hatırlatmalarda bulunmamız doğal sayılır" diyor.
Peki bugüne kadar alınan milyarlarca dolarla ne başardık? Cevabını Başbakan verdi:
"Büyük bölümü son olaylardan sonra uçtu gitti!"
Uçup giden fırsattır, borçlar kaldı.
Kafa değişmediğine göre, hayalini kurduğumuz yeni krediler gelir ve onlar da uçup giderse ne yapacağız?
Yeni bir kriz mi bekleyeceğiz?
Kriz yönetemeyen bir iktidardan kurtulamama ayıbının her yıl 10-15 milyar dolar büyüyen faturasını çocuklarımıza miras bırakmak bize azap vermeyecek mi?.
Günü kurtarmak ancak yaşı 76'ya gelmiş bir başbakanı tatmin edebilir.
Türkiye'nin kurtuluşu, yalnız tarihe değil, gelecek seçimlerde millete de hesap vermek mecburiyetini duyacak yaşta bir başbakan yaratmaya bağlıdır!
Anayasa değişiklikleriyle ilgili ikinci paket hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanının 7 yıl için bir defalığına seçilmesi yerine 5 yıllık dönemlerle iki defa seçilmesine olanak tanıyan değişiklik de bu pakete konulacak. Niye?.
Düş kırıklığı yaratan bir Cumhurbaşkanı'na ülke 7 yıl mahkum olmasın diye..
"Seçim kazası"nı önlemenin yolu bu değildir. Beş yıl az bir zaman mı? Çare doğru seçimi yapacak aklı kurumlaştırmaktır.
"Beş+Beş" formülü, Cumhurbaşkanı'nı ikinci kez seçilmek uğruna meclis içi dengelere mahkum edecek tuzaklarla malüldür.
Çankaya'ya devlet adamı yerine, çıkar hesapları yapan bir politikacı oturturuz.
Anayasa'yı değiştirelim ama düzeltmek için değiştirelim. Bu değişiklik, bozma sonucu doğuracaktır.
"Bir defalığına yedi yıl için seçilen Cumhurbaşkanı" bu Anayasa'nın az sayıdaki doğrusundan biridir.
Ona dokunulmasın!