


Psikolog Denizli!
SORU: F.Bahçe'de neler oluyor? Bakın, F.Bahçe sıradan bir takım değildir. Rakibine göre, rakibi durdurmak için oynamaz. Bir düzeni vardır ve bunu da rakibine kabul ettirir. Her maçta ayrı bir kadro ile oynamanın manası yoktur. Bu ne demektir? Denizli ve yardımcıları ellerindeki kadronun kalitesinden habersiz ve futbolcu psikolojisini de hiç bilmiyorlar demektir.
F.Bahçe'nin kenarda oturan adamları yetenekli oyuncular. Fizik güçlerini arttırırlarsa sahada çok iş yaparlar. Ama kenarda oturttuğunuz vakit, bunları kaybederseniz. İki tarafa da yazık olur.
Denizli için, "Psikolojiden çok iyi anlıyor" diyorlar. Denizli'nin hiçbir şeyden anladığı yok. Ali Akdeniz Leverkusen maçında Abdullah ile birlikte takımın en iyisiydi. Ama 3 gün sonra Rize'de yedekti. Şimdi Ali Güneş nasıl top oynar, hangi moralle idman yapar?
Rapajc'e gelince; bu kondisyonuyla bu vurdumduymazlığı ile F.Bahçe 10 kişi oynuyor. Ve o oynasın diye sahanın en iyilerinden Hakan Bayraktar çıkartılıyor. Peki soruyorum o zaman Denizli'ye, Hakan'ın psikolojik durumu nedir? Şimdi ne düşünecek bu çocuk? "Ağzımla kuş tutsam yaranamayacağım."
Tehlikeyi göremiyor
Denizli bunu göremiyorsa, işte esas tehlike burada F.Bahçe için. Yani dokunulmazlığı mı var Lazetiç ile Rapajç'in? Hadi yine Lazetiç Andersson'a iyi bir pas verdi, o gol oldu. Ve de çok güzel bir pastı ama bütün oyunda yaptığı da buydu.
F.Bahçe sezon başında Hakan, Ceyhun, Ali Akdeniz ve Oktay'dan 2'sini takıma monte edecekti. Maçlar başladıktan sonra birini takıma sokabilse, süratlenir, tempo kazanır ve topu kullanırdı. Ama bunu yapmadı, belki de istemedi Denizli.
Andersson, Yozgat maçında çok iyi oynadı ama 75. dakikada oyundan çıkartıldı ve kayboldu. Allahtan Rize'de oyuna girdi de Oktay'ın golünü hazırladı.
Aslında bir de Oktay sorunu var. Oktay'ın o pozisyonda, topu perdelemesi ve vurmaması lazımdı. Çünkü hakem ofsayt verebilirdi. Ama Oktay da kendini göstermek istiyor ve bu gole ihtiyacı vardı.
Rizespor galibiyeti, F.Bahçe'deki bazı şeyleri biraz erteledi. İkinci yarı oynanan futbol daha iyiydi. Tamam ama F.Bahçe'nin bir sürü yanlışı var. Ümit ilerilere çıkıyor, top atamıyor. Geriden ileri vurduğu toplar, yanlış yerlere gidiyor. Yine atılan her uzun topu rakip alıyor çünkü vurmaması gereken adamlar vuruyor. Çünkü, toptan kurtulmak istiyorlar.
Çare kadronun içinde
Düşünün, Ali Akdeniz ligde F.Bahçe formasını ilk kez Rize'de giyiyor. Böyle garip, anlaşılmaz ukalâlıklar var. Oktay, Ali Akdeniz, Hakan ve Ceyhun kazanılırsa bir şeyler değişir. Bunlarla F.Bahçe koşan ve futbol oynayan bir takım olur. Ama F.Bahçe'de yanlış o kadar çok ki.
Yine de Mustafa Denizli'nin inat ettiğini sanmıyorum.
Çünkü F.Bahçe iyi giderse Denizli de kazanır. Bir teknik adam kazanmak ister ve bunun için de en iyi oyuncularını sahaya sürer. Demek ki, Denizli sahiden bu oyuncuların kalitesinden bihaber ya da farkında değil.
Rize'deki galibiyet biraz moral oldu ama bu futbolla, bu mantalite ile bu kadro ile F.Bahçe daha ileri gidemez.
G.Saray uzak ara Sampiyon olur
SORU: G.Saray'ın 8 haftada F.Bahçe'ye 6, Beşiktaş'a 9 puan fark atması normal mi?
Normalde bu kadar farkın oluşmaması lazımdı. Ama F.Bahçe hem ligi, hem Şampiyonlar Ligi'ni kaldıracak kadroya sahip değil. Aslında elinde kadro var ama oynayanlar kadar kulübede oturanların da devreye girmesi gerek. F.Bahçe genç ve dinamik bir kadro için yeni transferlerini takıma monte etmeliydi. Etmedi.
Bunu yapabilirdi ama yapmadı ve o eski 35 yaş civarı kadro ile sahaya çıktı. Zaten geçen sezon da iyi oynamadan, G.Saray'ın A.Gücü'ne yenilmesiyle şampiyon olmuştu.
Tek doğru G.Saray
Beşiktaş ise bir türlü düzenini kuramadı. Yanlış transferler yapıldı. Daum, 'Paramız yoktu, bunları aldık' diyor ama almasalar daha iyiydi. Hiç değilse, elindekiler gelenlerden kaliteliydi. Türkler'le oynasalar, G.Saray'dan bu kadar geri düşmezlerdi.
G.Saray bunların içinde daha planlı, daha organize ve daha kalpten oynayarak bu farkı yaptı. Hem de Şampiyonlar Ligi'nde de ikinci turun kapısını araladı. Bunları da 9 asını kaybettikten sonra başardı. G.Saray'ın başarısını getiren faktörler bunlar. Böyle giderse de uzak ara şampiyon olurlar.
Daum'un sorunu kafasında
SORU: Daum'un istifa resti, Beşiktaş'ta neleri değiştirir? Daum'un yaptığı büyük bir hata. Bütün oyuncuları sen alıyorsun, defansını oturtamıyorsun, oyun düzenini kuramıyorsun sonra da 'İstifa edeceğim' diyorsun. Böyle şey olmaz, bu kadar ucuz değil bu işler. Aslında Daum fevkalade düzgün bir antrenör ama bazı şeylerden başı dertte. Bir psikoloğa ihtiyacı var. Çünkü hep mahkemesini düşünüyor. Kafası da bu sorunlara takılı. Ama bu problemleri kendi çözmeli. Sahadaki Beşiktaş ise fizik gücüyle, mücadelesi ile futbol oynuyor. Ama organizasyonu, bağlantısı yok saha içinde.
Nihat Türkiye'nin en iyi forveti. Ama hâlâ sağ tarafta bek kullanılıyor. Gelen teknik adam, "Adam bulamadım, Nihat'ı oynatırım" diyor. Ama Nihat kaleye fevkalade şutlar atan, kuvvetli, deparlı ve adam eksilten bir futbolcu. Sağ kanatta oynatıldığında yüzde 85 öldürülüyor.
Toshack bunun yeteneklerini kullanırsa Nihat İspanya'da çok işi yapar. Ama gene sağ beke koyarsa hiçbir şey olmaz. Hem iyi oynasa ne olur kötü oynasa ne olur sağ bekte.
A.Gücü'nün şansı yok
SORU: A.Gücü ve Trabzonspor'a ne oldu? Futbol öyle bir oyundur ki, bazen çok da iyi oynasanız kazanamazsınız. Bazen de çok kötü oynarken kazanırsınız. A.Gücü'nü Beşiktaş maçında izledim. Mükemmel bir takımdı. Ama bazen işler ters gider, vurduğunuz toplar gol olmaz, rakip bir akın yapar gol yersiniz. Bunlar olur. Ama şu anda Türkiye'de üç takım futbol oynuyorsa, bunlardan biri A.Gücü'dür
Trabzonspor'daki bunalımın sebebi ise para. Lige çok iyi başladılar ve iyi de götürüyorlardı. Ama sonra birden bire para sorunu çıktı. Bu olay takımı çok etkiledi. Bir kere kulüpler futbolulara taahhütlerini yerine getirmeli. Eğer para işleri uzarsa, ortam tatsızlaşır. Bunda tek istisna G.Saray'dır.