kapat
14.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Aşk başlangıçtır...

Aşk başlangıçtadır; dalgakırandan fırtınalı denize doğru ilk burun verildiğinde teknedekilerin kapıldığı güzel tedirginlik duygusundadır aşk...

Aşk "açılma isteği"dir.

Denize (bir başkasına) açılma arzusudur!

Başlangıç güzeldir ama başta kalır...

Bir daha tekrarlanmaz; kendi kendini taklit etmez!

İlle de isteniyorsa önce bitirmek gerekir ve (becerilebilirse) çok farklı bir yerden başlamak gerekir...

Bütün kavga da galiba bunun içindir:

"Neden başlangıçtaki gibi değil?"

"Başında farklıydı ama!.."

Aşk ilişki haline gelmişken; gövdeler birbirinin tuzunu, terini tanımışken; ruhların yırtıcı, eksik, korkak, hesaplı yanlarıyla karşılıklı olarak tanışılmışken... başa dönmek mümkün müdür artık?

***
Alın size Alain de Botton'un "Romantik Hareket" adlı romanından, ilk bakışta çok sıradan gözüken bir sahne! (Benim anlatımımla tabii!)

Birlikte balık lokantasına gittikleri adama birden şöyle diyor kadın: "Şu deniz insanı nasıl da sakinleştiriyor, değil mi?"

Hafif hafif içinin ısındığını hissettiği adam soruya soruyla karşılık veriyor: "Neyi sakinleştiriyor?"

"Bilmem. Her şeyi!.. Geceleri uykumuzu kaçıran, gündüzleri telaşlandıran şeyleri..."

"Ne! Geceleri uykun mu kaçar senin?"

"Bazen el frenini unutup yaşarım. Ne demek istediğimi anladın mı? Arabayı sürerken çok yavaş gittiğini farkedersin, sonra da bir bakmışssın el frenini indirmeyi unutmuşsun, işte benim sık sık başıma gelir bu. Neyse canım, zırvalıyorum işte!"

Genç adam işte burada ne der, biliyor musunuz?

Bir merakın, uzun bir serüvene başlamanın en gizlenmiş ama en sıcak ifadesiyle; kadının "zırvalıyorum" sözünü "Yok canım, hiç de değil!" diyerek karşılar adam...

Burada başlar her şey!

Zaten romanın sonraki bölümünde görürüz ki, kadın uzatmalı sevgilisinden ayrılıp kendisini dinlemeye hazır olduğunu belirten adamla birlikte olur.

Bir ilişkinin ortalarında bir lokantadan denize bakıp kendiliğinden "zırvalar" mı insan?..

Özel ve ısırıcı bir noktaya gönderme yapmadan kendini anlatır mı?..

Başlangıçlarla sonları birbirine benzeten de budur işte; başta bir kapıyı açmanın heyecanıyla, sonda ise bir kapıyı sertçe kapamaya hazırlanmanın öfkesiyle, konuştukça konuşulur. O kadar!

Ortalar susma ve başkaları hakkında dedikodu yapma dönemleridir.

Yani...

Demek istiyorum ki, aşka başlıyorsanız (güzeldir, öylesine güzeldir ki, insan kendini alamaz) sürsün diyedir! Ama o zaman da başlangıç sizden uzaklaşır; geçmiş gitgide tarih olur!

Daum nereye koşuyor?
Ankara'dan dönerken havaalanında karalar bağlamış haldeki Daum, ertesi sabah yüzünde gülücüklerle basının karşısına çıkıyor...

Birdenbire ne oldu acaba?.. O kadar kısa zamanda ne gerçekleşti?

Daum İtalya'dan teklif mi almış?.. Yoksa bir süre sonra açıklayacağı istifa kararı mı onu böyle rahatlatmış, neşelendirmiş?.. Almanya'da başlayacak davanın gelişimi açısından bizim bilmediğimiz hoş gelişmeler olmuş da, sabah sabah avukatları Daum'a bunu fısıldamışlar mı?

Sonra istifa... Derken Bilgili'nin iknası...

Bitmiyor. Ardından Daum'un ayıla bayıla aldırdığı futbolcuların gönderilme kararı açıklanıyor. Neden? Çünkü Daum istemiş!

Daum ve Daum'a destek çıkanlara soruyorum; dalga mı geçiyorsunuz?

Bugün Yozgat, haftaya Galatasaray maçı var; dert değil! Beşiktaşlı futbolcular her şeye rağmen çıkar, yürekleri ve gelişkin mücadeleci ruhlarıyla takır takır oynarlar!

Ama Daum'un yaptığı dansın adı ne? Biri çıkıp bunu anlatmalı!

Ya Daum ya da yönetim, gerçeği çıkıp anlatmalı!

Üç yeni transfer (neden şimdi?) ihtiyacına bu şamatadan sonra, aklı başında biri inanmakta güçlük çeker.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır