Kendini yiyen dev..
Üretimin değerini anlamamış, basiretsizlik ve kuruntu ile dinamiklerini dumura uğratmış bir devlet kendini nasıl yok eder?
Bir kaç yıldan beri sanki bunu ispata çalışıyoruz. Utanç verici bir madalyayı çoktan hak ettik!
Gümrük Müsteşarı Saygılıoğlu dün şu uyarıyı yaptı:
"Ankara haddinden fazla büyümüş, kendi kendini yiyecek bir mekanizma haline gelmiştir. Devletin işleyişinde sorunlar var. Ben 27 yıllık bir bürokrat olarak rahatsızım. Bu gidiş sağlıklı değil.."
Dünya özelleştirmelerle, yabancı sermayeyi zenginleşme amacının aracı olarak kullanma becerisiyle aldı başını gitti. Onlar kişi başına düşen yıllık gelirlerini son on yılda 10 bin dolar arttırırken biz neredeyse bin dolar geri düştük.
Kuşkuculuk ve çağdışı milliyetçi saplantılar yüzünden 20 milyar dolara satabileceğimiz Telekom elimizde çürüdü gitti.
Başka bir terör..
Ankara'da işler eskiden yavaş yürürdü. Şimdi hiç yürümüyor. Soruşturma terörü, bürokrasinin namuslu kesimini de sindirdi. Doğru iş yapanlar bile, imzasız bir ihbar mektubu ile geceyarısı evlerinden alınacakları korkusu içinde hiç bir belgeye imza atmıyor.
Geçen hafta ANAP milletvekillerinin Bolu'daki toplantısında da anlatıldı:
İller Bankası'nın otoparkına giren bir otomobilden bir Jandarma astsubayı inmiş.. Haber bir kaç dakikada genel müdürlüğe yayılınca, imza yetkisine sahip bir kişi kalmamış binada!
Yabancı sermaye gelmiyor. Koca Türkiye'ye yılda 1 milyar dolardan az, küçücük Macaristan'a 4 milyar dolardan çok yabancı sermaye giriyor. Niye?.
"Çünkü bizde demokrasi ve insan hakları kalitesi düşük. Çünkü biz Müslüman ülkeyiz.."
Bu kör ve cahil tesellisidir.
Doğruyu İngiliz yazar Andrew Mango söyledi Gaziantep'te:
"Türkiye için düşünülenler doğru olsaydı Çin'e yabancı sermaye gitmezdi. Yabancı sermayenin en çok gittiği yer Çin'dir. Para demokrasiye, dine bakmaz, kazanca bakar."
Tabii gelmezler..
ENKA grubu, yabancı bir şirketle ortaklık kurmuştu. Yabancı yatırımcı Şubat ayında 10 milyor dolar getirdi Türkiye'ye.
Bir kaç ay sonra şirketin muhasebecisi adamlara müjdeyi (!) verdi:
"Devalüasyon oldu ve 10 milyon dolarımızdan 6 trilyon lira kazanç sağlandı. Şimdi bunun için yüzde 25 geçici vergi ödeyeceğiz. 1,5 trilyon ediyor.."
Adamlar "Daha üretime başlamadık ki kazancımız olsun. 10 milyon dolar getirmiştik, aynen duruyor" diye itiraz ettiler.
"Yasalar böyle" denince vergiyi ödediler, kurtarabildikleri parayı alıp arkalarına bakmadan gittiler.
Yabancı yatırımcı gelmesi şöyle dursun, Türk müteşebbisler bile paralarını, fabrikalarını alıp Romanya'ya, Bulgaristan'a götürüyor.
Dilenmeyi bilen, ama üretmenin erdemini bilmeyen bir iktidar ve bürokrasi elinde Allah sonumuzu hayreylesin!