Geçen yılki kadrosundan 9 tane asını çeşitli nedenlerle kaybeden G.Saray, "tahminlerin aksine" harika bir dönem geçiriyor. Futboldaki başarıyı sağlayan en önemli etken, yeni yönetimin G.Saray camiasında yarattığı olumlu hava... Takım başarılı oluyor, yönetim Süren döneminden devraldığı büyük borçları ödenebilir hale getirecek icraatlar yapıyor.
İşin ilginç yanı, seçimde oy kullanmayı dahi düşünmeyen bazı genç yöneticiler Cansun'un ekibine girmişlerdi. Ve bu isimler kulüp sorunlarını çözmedeki başarıyı, kendi iç sorunlarını çözmede gösteremiyorlar. Bugünkü yönetim, değişik düşünce yapısı ve arkadaş gruplarından oluşuyor. Çoğu birbirini yeni tanıyan bu insanlar, G.Saray'ı düze çıkarmak için bir koalisyon oluşturmuş durumda. Bir de tekrar aynı hataları yapıp, kulübü batağa saplamaktan endişe duyuyorlar.
İşte futboldaki başarı sayesinde su yüzüne çıkmayan sıkıntılardan birkaçı:
1 Başkan Cansun fazla yumuşak. İyi giden işlere çomak sokmak istemiyor ve taşların yerinden oynamasına izin vermiyor. Yönetimin büyük bölümü, istifa ederek görevden ayrılan, ancak maaş almadan çalışmayı kabul eden Genel Sekreter Sinan Kalpakçıoğlu'ndan rahatsızlık duyuyor. Kalpakçıoğlu'nun Jardel'in transferi için alınan 5.5 milyon dolarlık teminat mektubunu bunca tecrübesine rağmen nasıl nakde çeviremediği, alınan bazı yönetim kararlarını niçin imzaya açmadığı merak ediliyor.
2 Mali işlerden sorumlu asbaşkan Levent Soylu'nun, yönetim toplantılarına verilen aralarda dahi Ali Dürüst'ü arayıp fikir alışverişinde bulunması eleştiri konusu.
3 Başkan Cansun'un eski başkan Faruk Süren'le ilgili konularda korumacı tavır almasına hiç kimse anlam veremiyor. 2. başkan Fatih Altaylı'nın Süren'le tartışması sırasında tek başına bırakıldığı düşünülüyor.
4 Yönetimde tartışmadan sürekli futbolcu transfer edilmesi bir başka sıkıntı konusu.
5 G.Saray'ın iştiraki olan şirketler konusunda, yönetim kuruluna sağlıklı bilgi ulaşmıyor. Bu şirketlerde hâlâ ağırlıklı olarak eski dönemden kalan insanlar bulunuyor.
Peki şimdi bunları niye yazıyoruz?
Aslında yukarda saydığımız bu maddeleri uzatmak mümkün. Belki bunların hepsi, her yönetimde yaşanabilecek şeyler.
Ama iyi bir G.Saraylı'nın görevi, testinin kırılmasını beklemeden sorunları su yüzüne çıkarmak. G.Saray tarihi bir performans yakalarken bunları tartışmak. Yoksa üst üste 3 mağlubiyet geldiğinde bunları söylediğimizde, başkalarından ne farkımız kalır?