kapat
10.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Ladin, Bush, Kudüs ve...

Harekâtın başlamasından iki saat sonra Usame bin Ladin'i ekrana çıkartan El-Cezire kanalını konuşuyor herkes!

Bu bir gazetecilik-medya olayıdır... Tamam!

"Terör ve anti-terör çatışması"nda kritik bir tercihtir... Tamam!

Gerçek silahlara karşı semiyolojik silahlarla (yani işaretlerin diliyle de) savaşın az çok dengelenmesine yol açmıştır: Yani ABD ve müttefiklerinin askeri harekâtının başlamasının hemen ardından tüfeği yanıbaşında üniformalı Usame Bin Ladin... O da tamam!

Ama bir nokta var; arada kaynayıp gitmemeli!..

Bin Ladin, El-Cezire'ye yaptığı konuşmada "İslam toplumu 80 yıldan fazla bir süredir bu acıları, horlanmayı ve utancı yaşadı. Kutsal saydıklarına hakaret edildi" diyordu.

Neden 80 yıl(dan fazlası)?

Görünen o ki, işaret edilen Kudüs ve Haremeyn (Mekke ve Medine şehirleri)...

11 Aralık 1917'de General Allenby'nin orduları Kudüs'e girmişti. 1922'de şehir İngiltere'nin himayesindeki Filistin'in başkenti oldu. Mekke ve Medine'nin bulunduğu kutsal topraklara gelince; Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisi üzerine Osmanlı oralardan da, gözü arkada kalarak, içinde öfke ve hüzünle çekilmişti!

İşte asıl önemli nokta o ki, Ladin Filistin davasını kendi davası yapıyor.

Bulanık görünen radikalizmini Filistin üzerinde belirginleştirip kesin bir sınır çiziyor.

Bu önemli!

Belli ki, bundan böyle Kudüs sorununu Filistinlilerle İsrail arasındaki çatışmanın kaderine terketmiş gibi görünen dünyayı sarsacak; Filistin'i Filistinlilerden, Kutsal Toprakları Suud'lardan alıp bütün Müslümanların sorunu kılacak bir stratejinin ilk adımını atıyor bin Ladin.

Çok açık ki, 11 Eylül ve (ucu şimdilik açık olan) sonrasını bu stratejiyi dikkate almaksızın anlayamayız...

***
Bin Ladin "Kudüs" diyor; Bush (sonra apar topar gaf a dönüştürülse de) "Haçlı Seferi" diyor...

Ve bu iddialar korkunç biçimde tehlikeli ve karanlık maceraların kapısını zorluyor.

Füze hışırtıları ve gücün görkemli güven duygusu "dünyanın efendileri"ni ve "başkaldırı cesaretini sıradan insanların kanıyla besleyenleri" yanıltmasın!

Tarih savsaklanmaya gelmez. Ama tarihi kaşıyarak da barış gelmez!

İnsanları ciddiye almıyorsanız... Gerisi hep gözyaşıdır!

Ayrım yapacaksak, yaşayarak ve yaşatarak kazanmak isteyenlerle, ölerek ve öldürerek kazanmak isteyenler arasında yapmalıyız..

Oysa bu bakımdan madalyonun iki yüzü de aynı, ne yazık ki!

Bu bakımdan dünyanın merkeziyle varoşları arasında hiçbir fark yok...

ALTYAZI
Neo: Neden gözlerim acıyor?

Morpheus: Çünkü gözlerini daha önce hiç kullanmadın.

(Washowski kardeşlerin ünlü filmi Matrix'ten bir diyalog)

OKURKEN

Daima huzursuz
Kitaplığımı taşınma telaşıyla öyle bir dağıttım ki, bir daha kolay toparlanamayacak galiba. Oysa şu günlerde içime, daha doğrusu "içerlerde" bir yere kaçmak istiyorum. Böyle zamanlarda elimin altında olmasını istediğim kitaplardan biri de Nikos Kazancakis'in "El Greco'ya Mektuplar"ıdır.

Orada yaşlı bir keşişle karşılaşmasını anlatır. (Kitabı bulamadığım için aklımda kaldığı kadarıyla aktaracağım.)

Daracık bir çile hücresinde duvarlara iki eliyle tutunarak ayakta durmaktadır keşiş. Kazancakis'i görünce gülümser...

"Kozam bu" der, "kurt olarak kapandım buraya, kelebek olarak çıkacağım günü bekliyorum." Sonra hafif kendini alaya alır biçimde ekler: "Zavallı kurt! Neyi hayallesin ki? Tabii ki kanatları!"

Kazancakis sorar: "Hangi tarikattansın?"

"Daima Ayakta' tarikatındanım yavrum, küçüklüğümden beri!"

Kazancakis de kendini tutamaz: "Ben Peder... başka bir inançtanım: 'Daima Huzursuz' tarikatından..."

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır