28 Eylül'den beri.. 10 gün oldu.. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın sözleri hep kulaklarım da çınlıyor..
Hemen her olayda.. Aklıma o söz geliyor..
"Bizi gerçekten yöneten biri var mı, yoksa hepimiz kaderimize mi terk edildik.?"
Ekonomik krizi sona erdirmek için kılını kıpırdatmayan.. Yangını söndürmek için tek bir adım bile atmayan..
Bizi kaderimizle başbaşa bırakan Ankara, savaşla birlikte iyice içine kapandı..
11 Eylül'den beri.. İki kulenin vurulduğu günden beri pasif kalan.. Ne yapacağını bilemeyen.. Politika üretemeyen hükümet şimdi de şaşkınlık girdabına girdi..
Siyasi otoritenin bir fikri olmadığı için, vatandaşına söyleyecek sözü de yok..
Bakın.. Pazartesi günü.. Köşk'te güvenlik zirvesi yapıldı.. Ardından Bakanlar Kurulu toplandı.. Gözler bir anda Ankara'ya çevrildi..
Herkes endişeli.. Savaş Irak'a sıçrar mı? ABD cepheyi genişletir mi? Türkiye bundan zarar görür mü?
Bu sorulara yanıt aranırken.. Bir haber, bir duyum.. Başbakanlık binasından çıktı, bir anda ülkenin dört bir köşesine yayıldı..
Hükümet, Meclis'ten yurt dışına asker göndermek için yetki isteyecek..
Heyecan daha da arttı..
Bakanlar Kurulu bitti.. Hükümet Sözcüsü açıklama yapmak için yerini aldı.. Onlarca kamera ışıklarını yaktı.. Televizyonlar yayınlarını keserek hemen Başbakanlığa bağlandı..
Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel başladı konuşmaya..
" Bakanlar Kurulu'muz Başbakan Sayın Bülent Ecevit'in başkanlığında özel bir gündemle olağanüstü bir toplantı yaptı..
Bu toplantıda sayın Başbakanımız ile ilgili sayın bakanlar, Bakanlar Kurulumuzu son gelişmelerle ilgili bilgilendirdiler.. Benim, Bakanlar Kurulu ile ilgili açıklayacaklarım bundan ibaret."
Bitti...
Kara mizah değil mi?
Hükümet Sözcüsü'nün açıklamasına bakın..
Bakanlar Kurulu, sayın Başbakan'ın başkanlığında toplanmış..
Müthiş bir bilgi.. Müthiş bir açıklama..
Daha bitmedi...
İlgili bakanlar Bakanlar Kurulu'nu bilgilendirdi...
Kamuoyu huzurlu.. Kamuoyu mutlu..
Hükümet Sözcüsü ciddi bir edayla bunları söylüyor..
Alay eder gibi..
Çocuk kandırır gibi..
Şimdi soruyorum..
Bizi gerçekten yöneten biri var mı, yoksa kaderimize mi terk edildik?..
Hükümet Sözcüsü'nün açıklama diye söylediklerine bakın..
Tamam.. Güvenlik konularını, ileriye dönük stratejilerinizi açıklayın demiyorum..
Bunu kimse de istemiyor..
Ama bu ülkede yaşayanlara söyleyecek hiç mi sözünüz yok.. Onlara moral verecek, güç verecek, yön verecek bir tek cümlelik fikriniz bile yok mu?
Şuraya bakın.. Açıklama diye Hükümet Sözcüsü'nün söylediklerine bakın..
Neymiş.. Bakanlar Kurulu, Başbakan'ın başkanlığında toplanmış..
Soruyorum..
Hiç mi değerimiz yok.. Biz neyiz.. Vatandaş mıyız.. Teba mıyız.. Neyiz?..
Bütün ülkelerin.. Devlet Başkanları.. Başbakanları çıkıyor.. Vatandaşına bilgi veriyor..
En zor durumda olan biziz.. Bir yandan ekonomik kriz, diğer yanda savaş..
Tamam.. Bilgi vermiyorsunuz.. Moral vermiyorsunuz.. Hiçbir şey yapmıyorsunuz..
Hepsini kabul ettik..
Kaderimize terk edildiğimizi anladık..
Lütfen.. Bari alay etmeyin..
Aklım almıyor..
Başbakan diyor ki; "Ekonominin durumu iyi değil.. Savaş daha da kötüye götürebilir.."
O halde acil önlemler alınmalı.. Radikal yöntemlere başvurulmalı..
Çare yok..
Başbakan her fırsatta önlemleri de söylüyor.. Aylardır söylüyor..
Ekonominin düzlüğe çıkması için yapılacakları sıralıyor...
Ama o kadar.. Sonra susup oturuyor.. Hiçbir şey yapılmıyor..
* Devleti küçültelim derken özel sektörü küçülttük..
* Özel sektöre ait işletmelerden kurtarılabilecekleri kurtarmalıyız..
* Soruşturmalar bürokratları korkuttu.. İşler yürümüyor.. Kimse imza atmıyor..
* Yatırım için kırk kapı dolaşılıyor.. Yakında yeni bir sistem getirilecek..
* Tarım ihmal edildi.. Teşvikle tarım canlanabilir..
* Devletin taşınmazlarının satışı gecikti..
Başbakan'ın ağzından bu sözleri daha önce de duydunuz değil mi?
Evet mi?
Peki, Ankara neden duruyor..
Başbakan söylediği halde neden tek bir adım atılmıyor..
Yoksa bilmediğimiz başka nedenler mi var?