  
Kahreden fark!
Parmak kaldıran milletvekiline 5 milyar... Şehitlerin eşine, bebelerine 300 milyon!.
Birileri çıkıp bana bunun adaletli olduğunu anlatabilir mi? Bu denklemin doğruluğunu savunabilir mi?
Düşünün; bir yanda millet inim inim inlerken maaşlarını 5 milyara çıkaranlar, diğer yanda şehitlerin geride bıraktıklarına 300 milyonu lirayı yeterli bulanlar...
İşte bu fark insanı kahrediyor!.. Toplumun inançlarının temeline dinamit yerleştiriyor...
Yanlış anlamayın; milletvekili maaşının çok olduğunu iddia etmiyorum... Hatta, günlerdir gazete köşelerinde yazılıp çizildiği gibi "Ayıp ettiler! Kendi çıkarlarını Anayasa maddesi haline getirdiler" de demiyorum...
Sadece bir adaletsizliğe, vicdanları isyan ettiren ölçüsüzlüğe dikkat çekmek istiyorum...
*
Vatanı için canını veren Ahmet'lerin, Mehmet'lerin geride kalan eşine, bebesine ayda 300 milyon lirayı yeterli görenlerin, kendi maaşlarını 5 milyara yükseltmeye hakları olmadığını söylüyorum...
Bu ülkede can verenle, oy verenin aynı kefeye konulmasını, hatta kaldırılan parmağın, giden candan makbul tutulmasını içime sindiremiyorum...
*
Düşünün...
Elde silah dağ başında... Gözler eşkıyada, gönüller yuvada... Kimbilir ne düşler kurulur o anda..
Sıla gelir gözünün önüne... Sonra analar, bacılar... Gece karanlığında geride bıraktığı eşi, bebesi belirir karşıdan.. Hani elini uzatıp tutsa, okşasa...
Sonra birden karanlığı yaran bir mermi!
Devrilen bir çınarın bedeli belli: Ayda 300 milyon lira! Yalnız şehidin can bedeli de değil bu... Geride bıraktıklarının istikbali, geleceği, bir ömür yiyeceği...
*
İşte; genç yaşta böyle can veren fidanların geride bıraktıklarına 300 milyonu yeterli göreceksiniz, sonra da 3.5 milyarlık maaşınızı az bulup 5 milyara yükselteceksiniz... Yok öyle yağma!
Alkışlanacak vekillerimiz
Anayasa maddelerinin tüm görüşme ve oylamalarına katılan, sıra milletvekili maaşlarına zammı öngören maddeye geldiği zaman tepki gösterip oylamaya girmeyerek bu teklifi protesto eden milletvekillerinin isimlerini yayınlıyorum... Amacım; bu isimlere bakarak, oy verdiklerinizin size mi, yoksa kendilerine mi çalıştıklarını anlamanız...
DSP
Uluç Gürkan (Ankara)
Hikmet Uluğbay (Ankara)
Ertuğrul kumcuoğlu (Aydın)
Sadık Kırbaç (Çanakkale)
Ali Ilıksoy (Gaziantep)
Hasan Akgün (Giresun)
Galip Özgenç (İçel)
Ziya Aktaş (İstanbul)
Erol Al (İstanbul)
Rıdvan Budak (İstanbul)
Erdoğan Toprak (İstanbul)
Emin Karaa (Kütahya)
Ramiz Savaş (Sakarya)
Tarık Cengiz (Samsun)
Çengiz Güleç (Sivas)
MHP
Ali Aşıklar (Ankara)
Ş. Bülent Yahnici (Ankara)
Namık Hakan Duran (Malatya)
ANAP
Birkan Erdal (Ankara)
Kenan Sönmez (Bursa)
Cumhur Ersümer (Çanakkale)
Abdülbaki Erdoğmuş (D.Bakır)
Evren Bulut (Edirne)
Erkan Mumcu (Isparta)
Aydın Ayaydın (İstanbul)
Ali Doğan (Kahramanmaraş)
Nihat Gökbulut (Kırıkkale)
Sefer Koçak (Ordu)
Yaşar Okuyan (Yalova)
Lütfullah Kayalar (Yozgat)
DYP
M. Nedim Bilgiç (Adıyaman)
İsmet Atilla (Afyon)
Saffet Arıkan Bedük (Ankara)
Oğuz Tezmen (Bursa)
Sadri Yıldırım (Eskişehir)
Celal Adan (İstanbul)
Doğan Baran (Niğde)
Kemal Kabataş (Samsun)
Ali Naci Tuncer (Trabzon)
Fettullah Gültepe (Van)
SAADET
Şeref Malkoç (Trabzon)
Vehbi Hatipoğlu (D.Bakır)
Zeki Okutan (Antalya)
Suat Pamukçu (Bayburt)
Aslan Polat (Erzurum)
Turan Alçelik (Giresun)
Metin Kalkan (Hatay)
S.Arif Emre (İstanbul)
M. Kamalak (Maraş)
Rıza Güneli (Konya)
Lütfi Yalman (Konya)
O. Asiltürk (Malatya)
Cevat Ayhan (Sakarya)
Ali Gören (Adana)
AKP
Mehmet Özyol (Adıyaman)
Ramazan Toprak (Aksaray)
Akif Gülle (Amasya)
Eyüp Sanay (Ankara)
Zeki Ergezen (Bitlis)
Mustafa Baş (İstanbul)
Nevzat Yalçıntaş (İstanbul)
Abdullah Gül (Kayseri)
Sadık Yakut (Kayseri)
Osman Pepe (Kocaeli)
Hüseyin Akı (Konya)
Remzi Çetin (Konya)
Özkan Öksüz (Konya)
Bülent Arınç (Manisa)
Musa Uzunkaya (Samsun)
Abdüllatif Şener (Sivas)
İlyas Aslan (Yozgat)
BAĞIMSIZLAR
Mustafa Düz (İstanbul)
Mehmet Özcan (İzmir)
Avni Doğan (Kahramanmaraş)
Ahmet Özal (Malatya)
Mustafa Bayram (Van)
Sema Pişkünsüt (Aydın)
Ali Güngör (İçel)
Kimler layık görür kendini bunca kıyağa?
Milletin vekili düşmeli mi böyle ayağa?
Seçkin olamadılar nedense seçilmişlerimiz,
Alırlar oylarımızı çıkınca balık kavağa!
Vasfi Ayaz (Göztepe-İstanbul)
Gururlarla oynamayın!
Sevabın reklamı olur mu? "Bugün fakire, fukaraya giysi ve yardım dağıtacak" diyerek gazetelere, TV kanallarına fakslar gönderilip, "Gelin fotoğraf çekin, kameraya alın" çağrısı yapılır mı? Hatta bununla yetinilmeyip, gazeteciler gelsin diye özel araçlar kaldırılır mı?
Tabii olmaz... Bu davranış hiç kimseye, hiçbir vicdana sığmaz, yakışmaz...
Düşünün; dağıtılacak yiyeceğe, giyeceğe ihtiyacınız var... Çaresizsiniz... Gururunuzu ayaklar altına alıyorsunuz ve utanarak, sıkılarak, yüzünüzü saklayarak yardımın dağıtılacağı kapıda duruyorsunuz... Birden kameralar çıkıyor, flaşlar patlıyor... Yardımı dağıtacak beyzade sırıtarak, elindeki paketi size uzatıyor... O akşam TV ekranlarında, ertesi sabah gazete sayfalarınızdasınız...
Peki bu yardımlar gizli yapılsa, yoksulun gururu ile oynanmasa olmaz mı?
Olmuyor! Çünkü o zaman bu iyiliği (!) kimse duymuyor... İlan edilmeli ki; duyan, okuyan "Aferin" demeli... Bundan Allah katında sevap değil, siyasi rant beklenmeli... Tıpkı yayınladığım faks kupürü gibi...
Ali Müfit Başkan'ın, kendisinin de katıldığı yardım kampanyası ile ilgili olarak bütün gazetelere ve TV haber merkezlerine gönderilen bu fakstan haberi var mı, yok mu bilmiyorum...
Bildiğim tek şey; şık olmadığı, yakışık almadığı...
|