  
En uzun savaş
Terör, bugünkü anlamıyla geçen yüzyılın başında doğdu. Bir yüzyıl boyunca çeşitli ideolojilerin, kimliklerin, inanışların savaş üslubu olarak yaşadı. Ve bugün Afganistan'daki Bin Ladin'e kadar ulaştı.
İkiz kulelere uçakların vurmasıyla başlayan yeni dönemin getirecekleri bütün dünyayı ilgilendiriyor ama, Türkiye'yi çok ilgilendiriyor. Türkiye geçen yüzyıl boyunca; 1896'daki Osmanlı Bankası baskınından başlayarak, terörün her cinsiyle karşı karşıya kaldı, bütün olumsuz sonuçlarını yaşadı.
Yirminci Yüzyılın iki dünya savaşı ve ardından gelen Soğuk Savaş dönemlerinde "terör" güç oyunlarının bir parçası oldu. Bazı güçler başka güçleri yıpratmak, yormak, meşgul etmek için terörü kullandılar. Kimse teröre kadar ulaşan bir "nedenler zincirini" ortadan kaldırmayı ve bütün terörlerle ayrım yapmadan mücadele etmeyi düşünmedi. Kimine göre "iyi" olan terör, kimine göre "kötü" oldu.
"PKK terörü ile Çeçen terörünün, Çeçen terörü ile radikal İslamcı örgütlerin terörünün, radikal İslamcı örgütlerin terörü ile solcu ideolojik terörün farkı yoktur" noktasına ulaşmak için 11 Eylül 2001 gününe kadar gelinmesi gerekti.
Dünya en uzun savaş dönemine girmiştir ve bu savaşın tek ve açık hedefi "her türlü terör"dür.
Batı'nın acı tecrübeyle öğrendiği
Bu uzun savaşın tek yönü Afganistan'a gönderilen füzeler değildir. Bu savaş sosyal, ekonomik ve dolayısıyla insancıl yönleri de füzeler kadar, hatta daha ağır basacak bir savaş olmak durumundadır. Teröre kaynak ve gerekçe oluşturan "anlaşmazlık" ve "haksızlık" şartlarının değiştirilmesi, bu uzun savaşın gerçek hedefi olabilir.
Amerikan füzeleri Afganistan'a yağmaya başladığı andan itibaren Bin Ladin ve Tâlibân yöneticileri yaptıkları açıklamalarda, olayı "din" meselesi üzerine oturtmaya çalışmışlardır. Göstermeye çalıştıkları gerekçe, on yıllardır Müslümanlara yapılan haksızlıklar ve Filistin sorunudur.
Terörün, hangi gerekçe öne sürülürse sürülsün, bir insanlık suçu olduğu üzerinde dünya çok geniş bir ittifak sağlamıştır. "İyi terör- kötü terör" ayırımı yapmanın terörü besleyen bir mantık olduğunu Batı da, "acı tecrübe" ile görmüştür.
Yeni düzenin iki ana unsuru
Son olaylar terör ile kara para ilişkisini de bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Kara paranın dönüp dolaşıp terörü beslediğini Türkiye çoktandır biliyordu, sonuçlarını yaşıyordu. Şimdi dünya da aynı noktaya gelmiştir.
Yeni dünya düzeninin iki temel unsuru ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler kararıyla bütün devletler hiçbir ayırım yapmadan terörle mücadele etme yükümlülüğü altındadır. Hiçbir devlet hiçbir gerekçeyle herhangi bir terörist harekete destek olamayacaktır.
Afganistan'ı terör üssü olmaktan çıkarmayı hedef alan füzelerin ardındaki yeni dünya düzeninde Türkiye'nin güçlü bir şekilde yer almasının bütün koşulları vardır. Türkiye, halkın büyük çoğunluğu Müslüman olan laik demokratik bir cumhuriyet olarak her zamankinden daha fazla "örnek"tir, "sembol"dür.
Uzun savaşın alacağı çeşitli dönemeçler içinde Türkiye'nin etkili tavırlar alabilmesiyle, "örnek" olma durumu daha da önem kazanacaktır.
|