kapat
09.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Dünya sallanıyor!

Dün, bir gün içinde dünyanın üç ayrı köşesinde; Yunanistan, Meksika ve Papua Yeni Gine'de depremler oldu. Sadece burnumuzun dibindeki Yunanistan'da şiddeti 3.8 ile 4.2 arasında değişen 4 deprem. Allah korusun ama Türkiye'de de yeni bir deprem olsa buna hazırlık ne safhada sorusu geliyor akla.. Hatırlayacaksınız 17 Ağustos depremini Yunanistan'daki deprem izlemişti.

Türkiye'de ne deprem, ne savaş, ne ekonomik durum hakkında, bu konularda gelecekle ilgili önlemler ve çözümler hakkında kimse konuşmuyor. Bu yüzden her konuda endişe ve güvensizlik içindeyiz.

Diğer ülkelerde doların değeri düşerken Türkiye'de artmaya devam etmesinin nedeni de bu "yarın" endişesi.. Bakalım Türkiye'yi yönetenler bunun ne zaman farkına varacak ve bayramlık ağızlarını nazlı nazlı, titrek titrek açmaya karar verecekler?

İstanbul depreme hazır mı?
Bu arada ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna ile kısa süre önce yaptığım röportajda depremle ilgili sorularımın cevaplarını vermek istiyorum. En azından, en riskli şehirlerden İstanbul (ve çevresi) ne durumda onu öğrenelim..

- Yakın tarihte deprem olsa İstanbul'dan endişeli misiniz?

- Bütün hazırlıklar bitmiş durumda diyemeyiz. Yapılacak en önemli, birinci iş binaların güçlendirilmesiydi. Biz belediye olarak bize ait kamu binalarının güçlendirilmesi için çaba sarfediyoruz ama bütün kamunun ve vatandaşların benzer çabayı göstermesi lâzım. Bu yapılmadıkça endişe ortadan kalkamaz.

- Deprem için, söz ettiğiniz bina güçlendirme projeleri yapılmadı. İnsanlar mecbur edilmedi. Muhtemel bir depremde bunun sorumluluğu kime ait olacak?

- O belediyelerin görevi değil. Afet Yönetmeliği ile Bakanlığa ait görevlerdir. Ancak çok yıkılmaya yüz tutmuş binalarda ilçe belediyeleri devreye girer. Bunun haricinde insanları yerinden çıkaramazsınız. Bu iş için mevzuat ve fon gerekli. İnsanlar kendisi yapacak. Ekonomik sıkıntı da çıktığı için zorlaştı. Dünya Bankası ve dışardan gelen yardımları bir fonda toplayıp kullanabilseydik iş kolaylaşırdı.

- Bir deprem olsa ve evler yıkılsa belediye başkanı da suçlanır. New York'ta da böyledir, Paris'te de..

- Aramızda yetki farkı var. New York belediye başkanı insanları vatandaşlığa kabul ediyor, idam cezasını kaldırıp kaldırmama konusunu seçimde konuşuyor, yetkileri son derece fazla. Paris'te, Berlin'de de böyle. Biz sıkıntı çekiyoruz, yetkiler başkasında. İstanbul depremde öncelikli bölge olmasına rağmen zemin etüdü bile yapılmamış.

- Siz çıkın söyleyin o zaman. "Yapılmadı, ben şehrimin geleceğinden endişeliyim" deyin.

- Söylüyorum zaten. Biz depremden önce de, Temmuz 99'da İstanbul İmar Yönetmeliği'ni depremle ilgili değiştirmek üzere Meclis'e sevketmiştik. Depremden sonra çalışmalarımız hızlandı. Zemin etüdlerinin çoğu yapıldı, raporları yazılıyor.

İşte böyle sevgili okurlar.. Koskoca İstanbul'un, bir dünya megapolünün, iki yıldır "Büyük deprem tehlikesi var" denmesine rağmen Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından ne ölçüde ilgi gördüğü Belediye Başkanı'nın sözlerinden anlaşılıyor. Kontrolsüz bir şehirleşme, depreme karşı hiçbir önlem alınmamış binalar, yetkilerin kimde olduğu belirsiz bir şehir. İstanbul böyleyse diğerlerini varın siz düşünün.

Yuvarlanıp gidiyoruz işte. İşimiz gerçekten Allah'a kalmış!

Aman ne hoş!
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz "1997 yılında Zekeriya Temizel'e yönelik tereddütlere rağmen 'Mal bildirimi ve Yolsuzlukla Mücadele' yasalarını ben de destekledim. Ama yolsuzlukla mücadele edelim derken çok abarttık. Kurunun yanında yaş da yandı. Bu iki yasayı Meclis'e getireceğiz. Ekonomik suçların DGM kapsamından çıkarılması başta olmak üzere yeni bir düzenleme yapılacak" demiş.

Mal bildirimi ve yolsuzlukla mücadele çok iyi fikirdi ama ne yazık ki siyasilere uygulanamadı. Bakanlıklarda yapılan yolsuzlukların üstü örtülerek, ilgili siyasiler bir şekilde kurtarılarak veya komisyonlarda birbirini aklayarak sıyrıldılar işin içinden.. Okka altına sadece işadamları gönderildi.

Mesut Yılmaz'ın "Çok abarttık, kurunun yanında yaş da yandı" itirafı da güzel. Hiç değilse, çok, çok geç de olsa gerçekler açıklanıyor. Yalnız bu arada benim anlamadığım bir nokta var;

Kurunun yanında yaş da yanarken bu "yaş"ların aileleri, işleri, veya sahip oldukları kuruluşlar, dolayısıyla ekonomi ve sonuçta bütün ülke yandı. Yani olay, diş macunu reklamı yapar gibi ağız kulaklarda gülümseyerek açıklandığı kadar basit değil.. Mesut Yılmaz, bu büyük zararı "abartan"lardan hangisi karşılayacak, hesabı kim verecek onu da açıklamalıydı bence.

Biz, Zekeriya Temizel'in iyice araştırıp soruşturmadan, kişisel prim ve kamuoyu hayranlığı yaratma uğruna "kurunun yanında yaşları yaktığını" ilk günden beri söylüyoruz.

Günaydın derler Sayın Yılmaz'a!

Bize açıklayın!
Dün sabah Bebek Dekorasyon'un ortaklarından Leyla Dülgar telefon etti ve birkaç gün önce Dalaman'dan İstanbul'a uçarken havaalanında karşılaştığı şaşırtıcı durumdan söz etti.

Alana girerken ve uçağa geçerken hamile olduğunu söyleyerek dedektörden geçmek istememiş.

"Geçmedim. Buna rağmen kimse beni aramadı. Elimi kolumu sallayarak polislerin arasından geçip uçağa girdim" diyor. Bu durumdan vatandaş olarak kendisi rahatsız olmuş. Bütün dünya alarmdayken Türkiye'de bu vurdumduymazlık onu huzursuz etmiş. "Böyle bir başıboşluk ortamında uçak yolcuları kendini nasıl güvende hissedebilir ki?" diye bana soruyor ve bir arkadaşının "silâhla uçağa girdim. Dedektörde ötse de kimse bakmıyor" dediğini ekliyor sözlerine..

Şimdi, bunları duyunca siz olsanız uçağa biner misiniz?.. Sonra da dönüp "Aman korkmayın. Yaşantınızı aynen sürdürün, yoksa ekonomi iyice çöker" diyorlar.

Ne yapalım insanlar kendileri çökeceğine ekonominin çökmesini tercih ederler, hiç değilse bir hayatta kalabilme ihtimali var.

Beyler.. TV'ler orada duruyor. Lütfen sorumlular, yönetenler çıkıp alınan önlemleri açıklasın. New York, Londra ve ABD ile Avrupa'nın hemen her köşesinde güvenlik önlemleri had safhada artırılırken Türkiye'de neler yapılıyor?

Başbakan veya en yetkili bir başka ağızdan güvenlik önlemlerini duymayı bekliyoruz!

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır