|
|
 |
| |
|
HiltonSA'da yemek niyetine kazık yedim
Sabancı Holding eski yöneticilerinden Güngör Uras, son yazısında Hiltonsa'daki bir lokantayı yerden yere vurdu
SabancI Holding'in eski üst düzey yönetecilerinden olan Güngör Uras, Ali Rıza Kardüz adıyla yazdığı son yemek yazısında HiltonSA'nın içindeki Marco Polo lokantasını fena hırpaladı. "15 yıldır lokanta yazısı yazıyorum. Genelde beğenmediğim yerden söz etmem. Az sayıdaki lokantayı da ibret-i alem için yazarım" diyen Uras, başından geçen macerayı bakın nasıl anlattı:
400 MİLYONLUK HESAP
"Bana Ankara'nın en havalı lokantasıdır demişlerdi. Akşam üzeri Marco Polo'ya uğradım. Sorumlu kişiye, yemeğe önem verdiğimi, hafif bir şeyler istediğimizi, özel ilgi beklediğimi anlattım. Görevli 'tamam efendim" dedi. 'Otel müdürümüz Martin Voskamp Chain des Rotisseurs üyesi gurme bir kişi. Mutfak şefimiz, aşçı başımız Wolfgang Gödl Avrupa'nın tanınmış aşçısıdır'.Daha ne olsun ? Bu açıklamalardan cesaretlendim.Saat 21.00'den sonra lokantaya geldik,4 hanım, 4 bey masaya sıralandık. Mönüler dağıtılmaya başlandı...'Ben daha önce gelmiştim, ricada bulunmuştum. Şef hafif bir şeyler hazırlayacaktı" diyecek oldum, servis görevlisi 'Bugün şef yok.. Dışarıda işi vardı.' dedi. 'İyi de bizim yemekleri kim hazırlayacak?' sorusuna gerçekci cevabı aldım: 'Mutfakta çalışanlar var. Aç kalmazsınız. Menüden hafif bir şeyler seçtikten sonra hanımlar bir şişe Kavaklıdere kırmızı şarap, beylerde birer kadeh rakı istedi. Servis görevlisi şarabı tattırmadan hanımların bardağına boca etti. Ama en ilginci, Yeni Rakı şişesini dibinden kavrayarak misafirlerin önünde rakı bardaklarına doldurması idi. Hasan Pulur'un İstanbul Nevizade'deki sokak meyhanesinde müşteriden bunalan servis görevlisi bile bu işi daha iyi yapardı. Gergin anlardan sonra nihayet masaya yemek servisleri yapıldı. Mönüde, taze dilimleneceği belirtilen füme somon balıkları, naylon torbada ithal edilen en ucuzundan ve durmaktan gevşemiş, rengi kahverengiye dönmüş somonlardı. Mutfakta kim var ise paketin içindeki somonları avuçlayıp, tabağın ortasına oturtmuş. Üzerine iki kapari, bir demet dereotu koyup yollamş. Misafirlerin 'zaten resepsiyonda bir şeyler yemiştik. Onun için yiyemiyoruz' sözleri sonrası masaya baygın durumda pastalarla, ılık çay geldi. Asıl bomba ise sondaydı. 400 milyon liralık bir fatura geldi. Ankara'nın anlı şanlı otelinin, anlı şanlı lokantasında yemek niyetine kazık yemek beni çok üzdü."
|
|
 |
|