kapat
08.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )

Lümpen fırtınası

Anketlere pek yüz vermem. İnanmadığımdan değil. "Düşünce" yerine "tepki"yi yansıttığı için...

Tepkilerin sosyal veya politik yön tayin etmesini tehlikeli bulurum...

Hepinizin bildiği gibi, Milletin yüzde 92'si, 12 Eylül Anayasası'na "evet" diyerek "anarşi"ye tepki verdi ama ülkenin de bütün demokratik uzuvlarına nüzul indirmiş oldu.

Ayrıca, çarıklı erkanıharbin bütün sorulara netlikle cevap vereceğini de pek beklemem doğrusu...

Fakat nihayet tepki de tepkidir birader!

Son ankette görüyoruz ki, "Devlet"e ve "siyaset"e güven dibe vurmuş!

Neden peki?

Dünkü yazımda, DGM'ler örneğinde açıklamıştım...

Yıllardır süregelen "devlete tapınma zihniyeti" iflas ediyor da ondan.

Halkın gönlünde iflas ediyor önce...

Nasıl mı ediyor?

Cevap anketin içinde...

Vatandaşın yüzde 82'si, "devletten eziyet çektiğini" söylüyor.

Bir şekilde eziyet çekiyor vatandaş...

Zengini, fakiri, etkilisi, etkisizi, okumuşu, cahili... Bir şekilde eziyet çekiyor.

Millete, "devletin herşey olduğu, neredeyse kadiri mutlak olduğu" empoze edildi yıllarca...

Özel sektör, ticaret, üretim, ithalat, ihracat küçümsendi, yatırımcı ayıplandı.

Basındaki en popüler karikatürleri gözünüzün önüne getirin:

İşadamı, ensesi kalın, göbekli, melon şapkalı, ağzında purolu, neredeyse tiksinti yaratacak biçimde çizilmiş avantacı bir tipti.

Bu tipleme, yalnız devleti eline geçirmiş "hazineciler" tarafından değil, embesil basın mensuplarınca da yıllarca pompalanmıştı.

Bunların gözünde, devlet kutsaldı, devlete tapınmanın sakıncası yoktu.

Bunlardan basında hâlâ mebzul miktarda var, merak etmeyin!

Ne yazık ki, halk arasında da, "devlete kapılanmak ve oradan bir maaşa bağlanmak en büyük umut" idi, yıllarca...

Fakat her yanlış gibi, hayatın karşısında şimdi o da iflas ediyor.

Eziyet ile ekonomik kriz birleşince, devlete güvenin bu kadar düşmüş olması şaşırtıcı değil...

Bakınız Ecevit, önceki gün ne diyor:

"Devleti küçültmek yerine özel sektörü küçülttük!"

Doğru söylüyor.

İki yıldır ülkede estirilen fırtınanın, 50 yıldır basında çizilen işadamı karikatüründen ne farkı vardı?

Bütün işadamları hırsızdır.

Bütün zenginler hırsızdır.

Bütün hırsızlar yakalanmalıdır.

Neredeyse şunu savunacak hale geldi, bu lümpen fırtına:

Türkiye'ye özel sektör falan gerekmez, devlet sektörü yeter. Devleti yönetenler bize üçer beşer kuruş nasılsa dağıtır. Olmazsa, ekmeği, tuzu, gazı karneye bağlar. Savaş koşullarına döneriz. Yeter ki, bütün işadamları gebersin!

Bu furyaya en büyük alkışı tutanların eski sosyalistler olması da şaşırtıcı değil, küçük bir eksen kayması, küçük bir hata ile haşırt diye komünizme geçmek de olasıdır, diye düşünüyor, öyle umuyordu fukaralar...

Gül gibi bir memleketin Afganistan'dan beter hale getirilmesi için, bundan daha etkili bir yol bulunamaz doğrusu...

Lümpen rüzgârını kalıcı bir güç zanneden birkaç bürokrat ile siyasetçi, Türkiye'ye kefen biçtiklerinin farkında olamadılar.

O rüzgâr, ne esaslı bir plan ne de herhangi bir sınıf startejisi idi.

Çünkü Türkiye'nin Afganistan'a çevrilmesi, hiçbir sınıfın işine yaramayacaktı.

O furya sadece, lümpen tepkileri kendi kişisel kariyerlerine basamak yapmaya çalışanların başını çektiği bir zavallı çıkıştı.

İmdi!..

Reel sektörün ve finans sektörünün derhal önünü açmayanlar...

Vatandaşın devlete olan borçlarını silmeyenler...

Ve vergileri en aza indirmeyenler...

Bu kefeni biçmeye devam ediyorlar.

Yalnız bir uyarım var.

Koca Türkiye o kefene girmez.

Girse girse biçenler girer!..

IMF krediyi neden erteledi?

IMF, Türkiye'ye göndermeyi vaadt ettiği 3 milyar dolarlık krediyi Ekim sonuna erteledi.

"Hay ben o IMF'nin anasını avradını..." diye kalayı basmadan önce bi saniye dinleyin...

Adamlar niye erteliyor krediyi, biliyor musunuz?

2002 bütçesini görmek için...

Kaç katrilyon çıkacak bütçe, ona göre verecekler parayı...

100 katrilyonun altında mı, yoksa 110 katrilyon mu?

Bütçe büyüdükçe devlet büyümeye devam ediyor.

Devlet büyüdükçe biz ezilmeye devam edeceğiz.

IMF'e küfür edecekseniz, yine edin, benim anam değil, babam değil, ama başımıza kimlerin çorap ördüğünü bilin de edin!

Norveç dersi
DSP içindekiler, "Ecevit'in veliahtını" arayadursunlar, bu veliaht muhabetti beni aldı Norveç'e götürdü.

Norveç veliahtı prens Haakan, genç, aslan gibi yakışıklı bir delikanlı, kendisi gibi soylu olmayan halktan bir kadını sevmiş...

Hem de bir çocuklu, dulmuş hatun ama bizimki sevmiş işte...

Yakında evlenmeye hazırlanıyormuş aşk ateşiyle yanan genç çift...

Ve şimdi bomba haber:

Müstakbel eşi öylesi daha uygun olur dediği için, prens Haakan, tahtını kızkardeşine bırakmaya hazırlanıyormuş...

Dikkatinizi çekerim. Eski otomobilini veya sandöviç büfesini değil...

Tahtını bırakıyor elin oğlu!..

Nedir bu, aşkın büyüklüğü mü yoksa koca bir taht karşısında bile sarsılmayan kişisel sağlamlık mı?

Bu hadise, size de birilerini hatırlatıyor mu?

Bana birşeyler hatırlatıyor ama tam çıkaramadım.

Kimlerdi o fedakâr, vefakâr, halk için hiçbir şeyden vazgeçmeyenler!..

Sırf halk "mutlu olsun" diye, ömrünün 50 yılında politika yapmak zorunda kalıp, neredeyse hayatını iktidar koltuklarında geçirenler...

Bir yerden hatırlayacağım ama...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır