Tarihin en vahşi terör saldırısını Usame bin Ladin'in gerçekleştirdiği konusunda hemen hemen hiç şüphe kalmadı.
İngiltere Başbakanı Blair dün parlamentoda "Bin Ladin'in tek sorumlu olduğundan hiç kuşkumuz yok" dedi.
Uçan bomba olarak kullanılmak üzere kaçırılan 4 uçaktaki 19 hava korsanından en az üçünün Usame bin Ladin'in adamları olduğunun saptandığını açıklayan Tony Blair, bu kişilerden birinin Afrika'da ABD elçiliklerine ve Aden'de Amerikan savaş gemisine yöneltilen saldırılarda önemli rol oynadığının da belirlendiğini bildirdi.
"Bin Ladin, 11 Eylül'den önce yaptığı konuşmalarda saldırıların sinyallerini vermişti. Bu delillerin ışığında hedefimiz açık: Bin Ladin ve El Kaide örgütünü adalete teslim edeceğiz!"
Kökten dinci tehdidin riskine en açık ülke durumundaki Pakistan bile ABD'nin gönderdiği kanıtları inandırıcı bularak Taliban yönetimi ile ilişkilerini kesti.
Afganistan'daki ilkel rejimi, melânetinden korktuğu için tanıyan tek ülke Pakistan'dı.
Şu kafaya bakın!.
Afganistan'daki Taliban rejimi, Usame bin Ladin ile El Kaide örgütünü teslim etmediği için, teröre karşı birleşmiş olan dünyanın hedefi durumuna gelmiştir.
Çünkü Bin Ladin'e koruma, parasal destek ve gizlenme olanağı veren Taliban yönetimi dün "kanıt olsa bile Usame bin Ladin'i teslim etmeyeceklerini" ilân etmiştir.
Fakat şu ibretli çelişkiye bakın ki, Pakistan'ı bile ikna edebilen kanıtlar, bizde Saadet Partisi'ni tatmin etmemiştir!
SP Grup Başkanvekili Veysel Candan dün parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "ABD'nin ortaya koyduğu deliller bize göre yetersizdir" dedi. Ve Washington'un hedeflerini gerçekleştirmek amacında terörü "vasıta olarak kullandığını" iddia etti.
Bu durum, "milli görüş" adı verilen çürük temelli partilerin, terör gibi lânetli bir insanlık suçu karşısında bile dini bölücülük yoluyla siyasi çıkar peşinde koşmaktan vazgeçemediklerini kanıtlıyor.
Evet, siyasetçilerde ahlâki dürtüler her zaman politik çıkara dönük dürtülerden daha zayıf olur. Ama bu kadarı fazla..
Son terör olayının İslâm'a yönelik önyargılar nedeniyle ürettiği haksızlık, Türk aydınına çok duyarlı olma görevi yüklüyor.
Teröre karşı oluşan küresel duyarlılığın hedeflerine ulaşmasından en büyük yararı Türkiye görecektir.
Dış kaynaklı terör uluslararası denetim ve işbirliği nedeniyle daha az tehdit edici olacak, bir yandan da terörle İslâm arasında kurulan haksız ilişki ortadan kalkacaktır.
Böyle bir sonuç, kökten dinci örgütlerin menfaatine ters gelebilir. Ama İslâm ile demokrasiyi bağdaştıran tek ülke Türkiye'nin yasal bir partisi, "müslümanım" dediği için bir terör örgütüne dolaylı bile olsa kanat gererse, bu Türkiye'ye olduğu kadar dine de zarar verir.
Saadet Partisi daha dikkatli olmalı.
Başbakan Ecevit de, Tony Blair'in yaptığı gibi Bin Ladin'le ilgili kanıtların inandırıcılığını meclisle paylaşmalı.