  
Başbakan sorunu
Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi 1973 seçimlerinde yüzde 33 oyla birinci parti olmuştu. Demirel'in Adalet Partisi yüzde 29 ile ikinciliğe düşmüş, Necmettin Erbakan'ın Milli Selamet Partisi yüzde 12 ile üçüncü olmuştu. Hiçbir parti Meclis'te salt çoğunluğu alamamıştı ve koalisyon zorunluydu.
Ecevit, asıl rakip olan Demirel ile ortaklık kurmak istemiyordu. İki hükümet seçeneği vardı; ya CHP - MSP koalisyonu ya da AP - MSP koalisyonu kurulacaktı. MSP de tabanına oynadığı AP ile ortaklık istemiyordu.
Ecevit bir "tarihsel uzlaşma" teorisi ortaya attı, o günlerin heyecanı içinde bu "solun İslam'la uzlaşması" teorisi de fazla tartışılmadı. Bakanlıklar bölüşüldü, Erbakan ve ekibi elde ettikleri bakanlıklarda, etkileri bugüne kadar uzanan ilk yaygın kadrolaşmayı o sırada başardılar. Ecevit ile Demirel uzlaşamamış, siyasi İslam ilk kez iktidara taşınmıştı.
Bu iktidar döneminin asıl olayı Kıbrıs'taki Türk toplumunun korunması amacıyla yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı'dır. Askeri bölümü dışında siyasi, diplomatik ve ekonomik bölümlerinin ne kadar başarılı olduğu, bugünkü duruma bakılınca çok net görülecektir.
Durum ve yorum
1980 askeri darbesine kadar Türk siyasi hayatı Ecevit - Demirel "savaşı" şeklinde geçmiş, ekonomi bu dönemde yine dibe vurmuş, Türkiye ilan edilmemiş bir iç savaş yaşamıştır.
1978 yılında Ecevit'in başbakanlığı sırasında, her şeyin hızla en kötüye doğru gittiği günlerde, TÜSİAD gazete ilanlarıyla bazı uyarılarda bulunmuştu. Bu ilanlarda şunlar söyleniyordu: Ülke kötüye gitmektedir; bu gidişi önlemek için siyasilerin (yani Ecevit ile Demirel'in) biraraya gelmesi, uzlaşması gerekir; tırmanan enflasyon halkı çok zora düşürmekte ve onarılması güç olacak sosyal sorunlar hazırlamaktadır.
Bu ilanları Ecevit "sermayenin kendisine karşı saldırısı" olarak yorumladı ve bir karşı saldırı başlattı. O günlerde TÜSİAD, ilanların içeriğini bile tartışamadan sustu, sindi.
Merak eden herkes gazete arşivlerinden bu ilanları bulabilir, TÜSİAD'ın ne söylediğini öğrenebilir.
Türkiye'nin vahim sorunu
Başbakan Bülent Ecevit, Fikret Bila ile yaptığı, dünkü Milliyet'te yayınlanan konuşmasında TÜSİAD'ın son eleştirilerine cevap vermek yerine 1978'i hatırlatıyor ve o günlerde sağlanan uzlaşma zeminini bu ilanların bozduğunu söylüyor. 1978'i hatırlayanlar ya da arşivlere bakarak neler olduğunu öğrenenler için, Ecevit'in bu sözleri çok anlamlı olacaktır.
Fikret Bila, ekonomiyle ilgili hükümetin düşündüğü önlemleri soruyor. Ecevit şöyle cevap veriyor: "Öncelikli sorunun reel sektörü canlandırmak olduğunu düşünüyorum... Kredi borçlarının ertelenmesi, ödeme kolaylığı sağlanmasına dönük önlemler alınmalı... Keza vergi yükü üzerinde de durulabilir... Yaygınlaştırılması koşuluyla vergilerin düşürülmesi düşünülebilir..."
Bu üslup, "düşünüyorum", "önlemler alınmalı", "üzerinde durulabilir", düşünülebilir" ile biten cümleler, olsa olsa çoktandır işlerin uzağında kalmış ama tecrübe sahibi olduğu için görüşüne başvurulan bir emekli siyasinin üslubu olabilir. Aylardır ağır ekonomik sorunlarla kıvranan bir ülkenin başbakanının sözleri olamaz. Türkiye'de başbakan sorunu, en vahim boyutlarıyla vardır.
|