kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Önce insan, sonra insan

11 Eylül'den sonraki yazılarımdan birinde şunu söylemiştim: "Dünya oturup düşünmek zorunda: Kimdir insan? Nasıl inanır? Nasıl yaşar? Ve asıl önemlisi, nasıl yaşamak ister insan?.."

Çünkü insan, ölümüne inanabiliyor...

Çünkü insan, "stratejik güçler dengesi"nden daha ince bir denge çizgisinde yaşıyor, bağlanıyor, örgütleniyor...

Çünkü "yapmak"ta çok zorlanan insan, iş "yıkma"ya gelince dağları devirebiliyor...

ABD'ye yapılan terörist saldırının ardından "Biraz da insana bakalım" dediğimde "hassas ve mızmız çocuk" rolüne soyunmak için söylememiştim elbette. (Ben insana bakmadaki "savaşçılığı" yeğlerim, ağlama duvarlarını değil!)

Ve derdimin elbette, bu köşeye gülbence, sevbence, özbence duygu selleri(!) döktürmeyle uzak yakın ilgisi olamazdı.

İnsana bakmak...

Durup durup terörü lanetlemekten daha açık seçik ve verimli bir anti-terör siyasetinin yolunu açmak için en esaslı başlangıçtır.

İnsana bakmak...

Yoksulluğu ve zenginliği; bu iki dünya arasındaki uçurumu ekonomik grafik ve istatistiklerin içinden çekip çıkarmanın en doğru yoludur.

İnsana bakmak...

Zengin de olsa, yoksul da olsa bütün "dışlanmışları" birleştirenin ve nefrete yönlendirenin ne olduğunu anlamak istiyorsanız, atacağınız ilk adımdır.

Bazen insana baktığımızda; siyaset, ekonomi, strateji filan bilmenin muazzam cahilliklerimizi önlemediğini görürüz ki, bu paha biçilmez önemdedir.

Ancak insana baktığımızda, "radikal Müslüman teröristlerin eylemden önce günler boyu pizza yeyip porno film seyrettiklerine" inanmamızı isteyenlerin yarattığı kafa karışıklığını çöpe atabiliriz.

Ancak insanı sorguladığımızda, dışardaki çölün derin hikmetlerine uzak kalanların nasıl ruhlarındaki çölü iman sanacak kadar sığlaştıklarını anlayabiliriz...

Ancak insanı bildiğimizde; en "karanlık güçler"in bile, üzerlerine ışık tutulursa insan yapımı olduğunu da bilir, komplo teorileriyle budalalığı birbirine karıştırmayız...

Liste uzar gider, ama olay budur!

ALTYAZI
Cornelius: Sen ne yapıyorsun?

Korben Dallas: Senin k..ını kurtarmaya çalışıyorum ki, sen de dünyayı kurtar!

(Luc Besson'un görsel nitelikleri senaryosundan daha parlak olan 1997 yapımı bilim-kurgusu 5th Element'den bir diyalog)

Toprağa sahip çıkmak
Hâlâ "güzel gözlü ceylanların pınarı"na; güzel ormanlar, verimli topraklar edebiyatına devam ediyoruz da, gerçek çok başka!

Kebapçıların duvarlarını süsleyen tablolardaki yemyeşil vadilerin sayısı o kadar azaldı ki...

Yeryüzünde tarım rezervi kalmamış 19 ülke var ve topraklarına ilköğretim okullarında övgüler yağdırdığımız, ülkemizin ekilip biçilmeyen arazileri artık ekilir biçilir olma özelliklerini yitirmiş durumda. Yani biz de o 19 ülke arasındayız.

TEMA, yani Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı diyor ki, "Yurt toprağı sanılanın tersine zengin değil, yoksul... Erozyon ve kirlenmeyle sancılı..."

Ve ne gariptir ki, bu toprağın hâlâ yasası yok. Anayasa'nın 44. maddesindeki "Devlet toprağı korur, geliştirir, verimli kılar" hükmüne hayat kazandıracak yasaların çıkması için TEMA "Toprak Yasasını Arıyor" başlığı altında bir imza kampanyası başlattı. Vakıf bu konuda duyarlı olanların desteği ve ilgisini bekliyor. İlgilenenler www.TEMA.org.tr sitesine bakabilirler.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır