kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )

Siz ne anladınız?

Hükümete yönelen yoğun eleştirilere cevap vermek amacıyla açıklama yapan Başbakan Ecevit'in, söylediklerinden aklınızda ne kaldı?

Şöyle bir hafızanızı yoklayın.

Ne kaldı? Ne anladınız?

Yani o açıklamadan sonra halimiz ne olacakmış?

İyi me, kötüye mi gideceğiz?

Ekonomi ile, Türk iş hayatı ile, Türkiye'nin çalışmak isteyen milyonlarca genci ile ilgili ne söyledi başbakan?

Hiçbir şey söylemedi.

Çünkü Ecevit, önümüzdeki aylarda neler olacağını bilmiyor.

Kestiremiyor da...

Bir tahmini bile yok.

En iyimser tahminle, uzman ve bürokratların görevlerini yapacağını düşünüyor olabilir.

Ama Türkiye kilitlendiği için, gerçek uzmanlar, teknokratlar ve bürokratlar işlerini yapamıyorlar.

Aldığımız haberler doğruysa, kerametleri kendinden menkul bakanlarımız, Bakanlar Kurulu toplantılarında Kemal Derviş ile dalga geçmeye başlamışlar.

Bu gibi ucuz davranışlara Derviş metelik verir mi bilemem ama büyük umutlarla gelen dünya çapındaki bir uzmanın, Ankara cambazlarının asabını bozduğu çok aşikar...

Başbakan Ecevit'in hiç de "tarihi" olmayan açıklamasından benim aklımda bir şey kaldı:

TÜSİAD'a duyduğu kin ve nefret!

Bu kin o kadar açık ki, Ecevit, TÜSİAD'ın 1978'de yine kendi hükümetine yaptığı eleştirilere atıfta bulundu.

"Kavga çıkarmaya çalışıyorlar, amaçları bizi yıkmak" dedi.

Yaşı 35'ten küçük olanlar hatırlamaz.

TÜSİAD, o tarihi çıkışını, yine Ecevit iktidarında, Türkiye perişanlığa sürüklenmeye başladığı için yapmıştı.

Demirel ile anlamsız kavgaları yüzünden sokaklarda her gün 20 kadar genç birbirini öldürdüğü için yapmıştı.

Yani TÜSİAD o zaman da haklıydı, şimdi de haklı.

Türkiye'nin en ileri çıkmış işadamları, herşey güllük gülistanlık da, sırf Ecevit'e gıcık oldukları için mi yapıyor bu eleştirileri?

Üstelik TÜSİAD, "biz zenginler eskisi kadar kazanamıyoruz" demiyor, ki bunu söylemeye de hakları var; "Vatandaş perişan, satınalma gücü dibe vurdu, reel sektör sürünüyor" diyor.

Öyleyse bu eleştiri, olduğu gibi algılanır, "kavga aranıyorlar" diye algılanmaz.

Zaten zavallı TÜSİAD, kavga bahsinde Ecevit kadar usta da olamaz.

Yine Ecevit, "Bu hükümet giderse, kim gelecek?" diyor.

Ecevit, öteki parti liderlerini kast ediyorsa, doğru söylüyor.

Ama bütün ülkeyi kast ediyorsa, olmadı, olamaz da...

70 milyonluk ülkede, başka kimse mi kalmadı?

Bu nasıl bir benmerkezciliktir, yarabbim?

Aynı mantıkla, Allah uzun ömürler versin, zatı devletleri hayatta bulundukları sürece başımızda kalacaklar demektir.

Hatırlatmak isterim ki:

Bir hükümet, yerine gelecek başkası yok diye iktidarda oturuyorsa, zaten bitmiş demektir.

Çünkü iktidar, koltuğu doldurma değil, iş yapma yeridir.

Çareler üretme yeridir.

En nihayet, asla haksızlık yapmak istemem.

Sayın Ecevit can alıcı bir konuya da, değinmedi değil.

"Vergiler indirilebilir", dedi.

Çok doğru, çok yerinde...

Derhal, hemen, derakap!

Ardından da, Devlet'in sürdürdüğü "yokluk içinde varlık" zihniyetine son vermek...

Bu sayede de, milletin "varlık içinde yokluk çekmesine" son vermek...

Yegane çözüm yolu budur!

Altın, şampiyonmuş!
Bu ekonomi haberleri beni kudurtacak sonunda...

Oturmuş, dokuz aylık bilanço çıkarmışlar.

Cümleyi aynen aktarıyorum:

"İlk dokuz ayda, altın yüzde 147, dolar yüzde 127, mark da yatırımcısına yüzde 125 getiri sağladı."

Bi kere, "ilk dokuz ayda" denmez, çünkü yılın ikinci bir dokuz ayı yok... "Dokuz ayda" demek yeterli ama benim asıl amacım Türkçe'nin ruhundan zerre kadar nasiplenmemiş olanları haşlamak değil.

Bir "getiri" lafıdır gidiyor, bu nedir Allahaşkına?

Neyin getirisi?

Altının getirisi yüzde 147, dolarınki yüzde 127, öyle mi?..

Bu "getiri" değil, düpedüz "götürü" be cancağızlarım!

Sen paranı dolara rapt ettiğin zaman sadece, değerini korumuş oluyor, kendini devalüasyon kazığından korumuş oluyorsan, o kadar.

Herhangi bir şey getirdiği falan yok.

Olan şudur:

Bu enstrümanlar karşısında liranın değer kaybıdır.

Yani, dokuz ayda Türk lirası, dolar karşısında yüzde 127, altın karşısında ise yüzde 147 kaybetti.

Daha da öz öz Türkçesi, Türk Lirası bu oranda çuvallamış, rezil olmuştur.

Bırakın artık şu "kazandırdı, getirdi" haberlerini...

Bravo Ayşe Arman
Demirel ile yaptığın söyleşide giydiğin dekolte kıyafet konusuna bizzat kendin değinmeseydin, es geçecektim.

Ama şimdi bir çift sözüm olacak:

Seni canı gönülden kutlarım.

Güpegündüz, Türkiye'nin en ciddi adamının karşısına böylesi bir gece kıyafeti ile neredeyse gecelik ile çıktığın için...

Gerçekten kutlarım...

Böylece Türk milletine, 40 yıldır hep ciddiyet havasında, hep ülkenin ciddi meselelerini düşünüyor atmosferinde gördüğümüz bir siyasetçiyi, ilk kez frapan ve kışkırtıcı bir kadınla "aynı kareye" oturtmayı başardığın için gerçekten kutlarım.

Cuma namazlarından, ciddi devlet toplantılarından ve de ihtilal sevkiyatlarından başka hiçbir karede görmediğimiz Demirel'i bu kareye sokmak, az buz başarı sayılmaz.

Batılı hiçbir kadın gazeteci dansa gider gibi söyleşiye gitmiyor ama onların liderleri de bizimki kadar ciddi değil ki, hemşire...

Yarattığın çelişki, kışkırtıcılığı bakımından tebrike şayan görünüyor.

Bu kadar "faul"e, bu kadar "frikik" az bile!..

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır