  
TÜSİAD iyice karıştı
İnan Kıraç, Koç Grubu'ndaki görevinden emekliye ayrıldıktan sonra hayalini gerçekleştirmek için Karsan'ı satın almıştı. Hafif ticari araç üreten Karsan, geçen yıl en çok ihracat yapan otomotiv şirketleri arasındaydı. TÜSİAD'taki çıkışından hemen önce ayak üstü sohbet ederken Kıraç'a Karsan'daki durumu sordum. Otomotiv yan sanayiinde durumun içler acısı olduğunu ve buna bağlı olarak kendilerinin de etkilendiğini söyledi. Yüzü hiç gülmüyordu. O gün TÜSİAD toplantısına katılan hiçbir işadamının yüzünün gülmediği gibi.
Bari içine ek koysaydınız!
Hal böyle olunca, patronlar dertlerini Ankara'ya aktaracak olan dernekleri TÜSİAD'ın daha öne çıkmasını ve kendileri için bir şeyler yapmasını bekliyordu. Oysa ki üyelere göre, TÜSİAD bunu yeteri kadar yapamıyordu.
Bir sivil toplum örgütü olarak aslında TÜSİAD üstüne düşen görevleri yerine getiriyordu. Türkiye'nin önemli sorunları konusunda bir biri ardına raporlar yayınlıyordu yayınlamasına da işadamları dernekten başka bir beklenti içindeydi.
Geçen haftaki toplantıda ortaya çıktı ki, patronların büyük bir kısmı TÜSİAD'ın bu raporlara zaman ve para harcamasından dolayı hiç de memnun değil.
Hasan Arat, toplantının basına kapalı bölümünde TÜSİAD'ın coğrafya konusunda çıkardığı araştırmaya atıfta bulunarak, "Güzel çalışma. Dernek bari bu kitabın arasına (insert) ilave de ekleyip, hangi ilde hangi fabrikalar kapanmış, hangi makine teçhizatları satılığa çıkarılmış ya da haczedilmiş tek tek açıklasaymış. Böylece hükümet de yurtdışından fabrikalarımızı satın almak isteyenlere detaylı bir bilgi verebilirdi" diyerek tepkisini ortaya koymuş.
İşadamlarının konuşmalarından anlıyorum ki, Kıraç, o gün dernek yönetiminin çalışmalarını yeterli bulmayan geniş bir kesimin sözcüsü oldu. İlk kez derneğin sözünü dinletemediğini düşünenler mikrofondan konuşmaya başladı.
TÜSİAD'ın işi mi ki!
Tabii işin bir de başka bir yönü var. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ve YİK Başkanı Muharrem Kayhan konuşurken, arkamda oturan bir TÜSİAD üyesinin dayanamayıp, "Hep Ankara'yı eleştirip duruyoruz. Niye biraz da özel sektör kendini eleştirmiyor" demekten kendini alamadı. Vaktiyle Demokrasi Raporu'nu çıkaran TÜSİAD, rapor yüzünden de çok eleştirilmişti. Başkan Muharrem Kayhan'dı hem raporun arkasında durmuş hem de "Bu TÜSİAD'ın işi mi ki" diyenlere laf yetiştirmeye çalışmıştı.
Aslında bugün Anayasa'da yapılan önemli değişikliklerde derneğin yaptığı çalışmaların payı gözardı edilemez. Şimdi aynı şey başta coğrafya çalışması olmak üzere TÜSİAD'ın yeni raporları konusunda yaşanıyor.
İşleri tamamen durmuş olan işadamları kendi sorunları dururken, başka konularda rapor hazırlatan derneklerini eleştiri bombardımanına tutuyor ve ne tesadüf ki Muharrem Kayhan bu kez de Yüksek İstişare Konseyi Başkanı. Şimdi dernek yönetiminin üyelerini nasıl ikna edeceği merak konusu.
Belli ki dernek yönetiminin de canı sıkkın. Çelişkili açıklamalar yapıp duruyorlar. Önce erken seçime Türkiye'nin tahhamülü olmadığına dair demeç vermişlerdi. Geçen hafta ise erken seçim bir anda gündeme giriverdi. Tepkiler üzerine bu kez de "böyle bir ortamda seçime gidilmesini istemeyiz" açıklaması yapıldı. Görünen o ki, derneğin erken seçim konusundaki tavrı bir türlü netleşemedi.
TL'nin itibar kaybı
Okurlar hatırlayacaktır. Koç Holding'in üst düzey yöneticilerinden Cengiz Solakoğlu bir sohbetimizde, Türk parasının itibar kaybetmesinden bahsederek, bugünkü paranın üzerine Atatürk'ün değil, TL'yi bu hale getirenlerin fotoğrafınının konulmasını istemişti. Solakoğlu'nun düşüncelerini "TL'nin üzerindeki Atatürk fotoğrafına yazık" başlığıyla yazmıştım. Yukardaki fotoğrafı görünce aklıma Solakoğlu geldi. Son zamanlarda e-mail'lerde dolaşan bu fotoğraf, TL'nin itibar kaybı için Atatürk yaşasaydı ne düşünürdüyü çok güzel ifade etmemiş mi?
|