kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Bin Ladin kazanıyor mu?

Birkaç gün önce, terör saldırılarının, Samuel Huntington'ın "Medeniyetler Çatışması" tezini doğrulamadığını, zaten kendisinin de bunu reddettiğini yazmıştım.

Buradaki esas dayanağım, terörün bir medeniyet biçimi olmadığı idi. Dünyada "terör medeniyeti" diye bir medeniyet yoktu ki, masum insanlarla terör arasındaki mücadele bir "Medeniyetler Çatışması" olarak kabul edilebilsin.

Eminim ki "civilisation of terror" diye bir kullanım Huntington'a da yabancı gelir, diğer düşünürlere de.

Tam tersine, terör medeniyete saldırmaktadır.

***
Medeniyetler çatışması henüz yok ama Amerika ve Avrupa, yanlış bir yolda ilerlerse buna zemin hazırlayabilerler diye korkuyorum.

Çünkü yeni anti-terör yasaları, bu kültürlerin temel dayanağı olan kişi hak ve özgürlüklerini yoketmeye aday gibi görünüyor.

Amerika ve Avrupa'da yaşayan ve bulundukları ülkelerin yurttaşı olmuş milyonlarca Müslümana karşı, önyargılı ve hukukun sınırlarını zorlayan yaptırımlar gündeme gelmekte.

Polis, kuşkulandığı herhangi bir kişiyi sınırsız süre gözaltında tutabilecek, istediği telefonları dinleyebilecek, daha önce mahkeme kararı gerektiren birçok önlemi, soruşturma sırasında uygulamaya koyabilecek.

Bunlar Amerika ve Avrupa'nın temelindeki "açık toplum" prensibini yerle bir eden ve medeni ülkeleri birer polis devletine çeviren önlemler.

Eğer bu önlemler uygulamaya konursa, hiç kuşkunuz olmasın, terör savaşını Bin Ladin kazanmış demektir.

Çünkü bugüne kadar açık ve özgür toplum olmakla övünmüş rejimleri, bir anda polis devletlerine çevirmek, terörün amacına ulaştığının en sağlam kanıtı sayılmaz mı?

***
Türkiye'de bu konular tartışılırken insanlar kendilerini Amerikalılar'ın ya da Avrupalılar'ın yerine koyarlar.

Aynen filmlerdeki zenciler ve Kızılderililerle değil, beyaz kahramanlarla özdeşleştikleri gibi.

Ama hayat böyle değildir.

O seyirci Amerika'ya gittiğinde, gördüğü muamelenin zenci ve Kızılderililer'e daha yakın olduğunu görür.

Anti-terör yasalarını bir de bu açıdan gözden geçirmek gerekir.

Karşımızda soyut değil, çok somut bir durum var.

Yarın bir Türk işadamının Amerika'da okuyan oğlu, Arap bir sınıf arkadaşı yüzünden gözaltında kaybolur ve aylarca izine rastlanamazsa, en Amerikancı insan bile olaya farklı gözle bakmaya başlar.

Londra Havaalanı'nda mahrem yerlerine kadar aranıp, gözaltı hücrelerine atılıp haftalarca sorgulanan Türk turistin hesabını kimse soramaz.

Bir isim benzerliği bile yeter bu felâketle karşılaşmak için.

Unutmayın; bütün bunlar sizin, eşinizin ve çocuğunuzun başına da gelebilir.

Ve göreceksiniz gelecektir.

Bu yüzden terörü lanetleyen ve ona karşı verilen mücadelenin yanında yer alan Türkiye, temel hak ve özgürlükler konusunda BM platformunda girişimler yapmalı.

Ama bana diyeceksiniz ki: "Kendi muhtac-ı himmet bir dede/ Nerde kaldı gayrıya himmet ede!"

O zaman bana "Sen de haklısın!" demekten başka bir çare kalmıyor.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır