kapat
02.10.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )

Karnı tok it gölgede yatar.. Yine de rahat batar..

Dünkü risalemizde Bodrum ve çevresinde yaşayan köpekleri yaşadığı ruhsal bunalıma parmak basmıştık.. Özellikle erkek köpeklerde görülen psikopatça davranışların "kısırlaştırılmış dişilerden" kaynaklandığını tesbit etmiştik..

Ben aslında köpek üzerine yazı yazmaktan korkarım.. Bir tarihte bunu denemiş başımı belaya sokmuştum..

O bilimsel yazının konusu galiba "Turizm sezonu başladığında Yalıkavak köpeklerinde görülen davranış bozuklukları.." gibi birşeydi.. Yalıkavak köpeklerinde eğitimsizlikten kaynaklanan saldırgan davranışları anlatıyordu..

Durup dururken bilimsel bir yazı yazmak istediğime göre sezon ortasında ben de bunalıma girmişim..

Eh! Bilimsel bir yazı yazacaksan onu rakamlarla yani istatistiki bilgilerle de desteklemen gerekir.. Ben de öyle yaptım.. Elimde gerçek bir veri olmadığından evin önünden geçen turistlerle köpekleri saydım..

Elimdeki sayılardan, Yalıkavak'ta her turiste yaklaşık bir köpek düştüğü sonucunu çıkarıp yazımda kullandım..

***
İki gün sonra da telefonum acı acı çaldı.. Telefon zili bana ne zaman acı gelse o saatte uyuyorumdur.. Gerçi arandığım saat öğleden sonraydı ama benim içim uyku saatiydi..

Açtım.. Karşı tarafta ağlamaklı bir kadın sesi.. "Selahattin Bey lütfen bu katliamı durdurun.." diye yalvarıyor..

Ölenle ölünmez..
Uyku sersemi, sözü edilen katliamın köpek türüne dair olduğunu anlamam yirmi otuz saniyemi aldı.. Yalıkavak'ta belediye zaptiyeleri sürek avına çıkmış.. Ne kadar köpek bulursa öldürüyormuş..

Kadıncağız telefonda resmen ağlıyor..

Beni sorarsanız; bir yandan olayın benimle ne ilgisi olduğunu çözmeye çalışıyor, diğer yandan da kadını teselli edecek bir laf arıyorum.. Aksi gibi aklıma beylik "Ölenle ölünmez.." tesellisinden başka birşey gelmiyor..

Bu laf söylenmez tabii,

- "Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.." desem kadıncağızın ruhsal durumu kaldıramayacak.. "Ölenlerin kanı yerde kalmaz.." desem inandırıcı değil.. Öyle sustum..

Neyse ki kadın höykürmesinin sebebini açıkladı..

Ben köpeklere dair o yazıyı yazmıştım ya! Yalıkavak'ın o tarihteki Belediye Başkanı bunu bir işaret olarak kabul edip seferberlik ilan etmiş.. Ne kadar zaptiyesi varsa müsellah hale getirip köpeklerin üzerine yürütmüş..

Kadıncağız da köpeklere yardım ve yataklıktan sabıkalı bir hayvansever olduğundan olayı benim yazımla irtibatlandırmış,(numaramı nasıl bulduğu hala sırdır) tutup beni aramış..

***
Yatağın ortasında tartışma adetim yoktur.. Hele kadınlarla hiç tartışmam.. Çanak tutulduğunda "Tavukla tartışan solucan kaybeder.." atasözü aklıma geldiğinden yan çizerim..

O gün de öyle yaptım.. Madem kadıncağız beni "Büyükşehir Belediye Başkanı" yerine koymuş:

- "Derhal olaya el koyuyorum.. Şimdi arayıp gerekeni söyleyeceğim.." dedim, telefonu kapatıp yattım..

O günlerde hayvanseverlerden gelen tepki üzerine Bodrum ve çevre belediyeleri "itlaf yöntemini" bırakıp köpek çiftliği kurmuşlar.. Sokaklarda buldukları dişileri kısırlaştırıyorlar ondan sonra yeniden salıyorlar..

Bu yöntemin pek faydası olmadığı Bodrum'daki köpek nüfusun geometrik olarak katlanarak artmasından belli.. Dişiler doğuramıyor ama yazlıkçıların terkettiği ev köpekleri hergün nüfusa katılıyor..

Ayrıca erkek köpeklerin bozulan psikolojisi de işin cabası.. Bu yörenin sokak köpekleri eskiden sadece kılıksızlara, haneberduşlara havlardı.. Sinirleri darmadağın olduğundan şimdi vara yoğa havlıyorlar..

Hele yazlıkların çevresinde, evlerden uzak alanlara şöyle bir yürüyüş yapmak cesaret ister.. Yürüyen birini gördüklerinde sürüler halinde saldırıyorlar..

Leylek neden komşum?
Amatör hayvanseverlerin bunlardan haberi yok tabii..

Zaten çoğu metropollerde oturan kadınlar.. "Leylek benim neden komşum? Yazın gelir kışın gider.." hesabı Bodrum'da kalan köpeklerin hallerini görmüyorlar..

Zaten şehirli kısmının hayvan sevgisini de pek anlamam.. Köpeklere acırlar, balıkları yerler.. Köpekbalığı hariç tabii.. Fiilen ayırımcılık yaparlar..

Buralarda kışın da kalan şehirlilerin çoğu kocalarını boşamış kadınlar.. Kendilerine marjinal hava verdiklerinden burada takılıyorlar..

Bir tanesini tanıyorum..

Hergün bir tencere makarna pişirip Türkbükü sahiline çıkar, ne kadar kedi köpek varsa beslemeye çalışır.. Evliyken yemek yapmazdı.. Kediye, köpeğe gösterdiği ihtimamı kocasına gösterse belki evliliği de bozulmazdı..

Her neyse, konu bu değil..

Üç beş kadının gayreti ile buranın mahlukatı doymayacağı için hayvanların durumu daha da beterleşiyor..

***
Açlık neyse de erkek köpeklerin cinsel açlığı çok beter.. Köpek kısmının cinselliği ile oynanmaz..

Bizim Kahveci Talat bir kangal yavrusu edinmiş, kahvenin bahçesinde bakıyordu.. Hayvana da Efe adını vermişti.. Yavruyken herkese sevimli gelen hayvan büyüdükçe sapıttı..

Ona koca bir kafes yaptırmak zorunda kalan Talat'a bile saldırıyordu.. Kolları yara bere içinde olan Talat ise kafayı çektikçe lafı Efe'ye getirir, bütün müşterilerinden daha insan olduğunu iddia ederdi..

- "Efe hümanist.." diye tuttururdu..

Hümanist Efe'nin neden sapıklaştığını aylar sonra çözdük.. Kahvenin ayakçısı Şaban patronu Talat'a kızdığında gidip Efe'nin aleti ile oynuyor, ereksiyon haline getiriyormuş..

Henüz tam bir yetişkin olmayan Efe, kendini idare etmeyi bilmediğinden Talat her seferinde veteriner çağırıyordu.. Sonunda Efe'nin sandığı gibi hümanist olmadığına tam tersi sapık olduğuna hükmetti..

Hayvanı şehir dışına götürüp açık arazide terketti.. Buyurun bakalım..

Kıssadan hisse: Anlayana sivrisinek flarmoni orkestrası..

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır